KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2987 E., 2024/7766 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1383 E., 2022/1323 K.
- Dava tarihi
- 04.02.2019
- Hüküm/karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/48 E., 2021/675 K.
Karar Metni
687 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki Tapu iptali tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, kadastro tespiti öncesi zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin Hakkari ili Derecik ilçesi Gelişen köyünde bulunan 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içindeki üç adet tarlanın 100 yıldan uzun zamandır maliki olduğunu, dava konusu taşınmazın 2012 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman vasfı ile sınırlandırıldığı, tapu kaydının iptali ile tarlaların müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; orman, fen ve fotogrametri bilirkişi kurulunun gerekçeli, denetlenebilir ve objektif raporu, mahalli bilirkişilerin soyut beyanları, mahkeme tarafından yapılan keşif ve hava fotoğrafları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190'a göre ispat külfetini yerine getiremediği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713'te bulunan şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince.
"Fen-Fotogrometri-Orman Bilirkişi Kurulu raporunda dava konusu edilen ve 102 ada 1 parsel dahilinde bulunan A harfi ile gösterilen 7.441,78m2 yüzölçümlü ve B harfi ile gösterilen 8.733,89m2 yüzölçümlü alanların konum itibarıyla orman muhafaza karakteri taşıdığı, kadimden beri orman vasfında olduğu, 3116 sayılı Orman Kanunu ile orman rejimine girdiği, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1 inci maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olduğu yönünde mütalaada bulunduğu,
her ne kadar zirai bilirkişi heyeti dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu yönünde mütalaada bulunmuşlar ise de, orman, jeodezi ve harita mühendislerinden müteşekkil heyetin hava fotoğrafları, orman amenajman ve memleket haritaları ile taşınmazın zemininde yaptıkları inceleme,
taşınmazın konumu ile bunları değerlendirilmesi sonucu hazırladıkları 23.04.2021 tarihli raporları dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) şümulündeki durumunun saptandığı,
orman vasfında olduğunu ortaya koyduğu anlaşılmakla, mezkur rapora üstünlük tanınması ve itibar edilmesi gerektiği, 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar muvacehesinde orman vasfında olduğu tespit edilen taşınmazların; zilyetlikle, imar ihya veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla kazanılması mümkün olmadığı, keza, evveliyatı orman olan bir taşınmazın üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi zilyetlikle iktisabı söz konusu olmayacağı, somut olayda, toprağının komşu orman parselleri ile benzer toprak yapısına sahip olduğu,
orman karakterinin muhafaza ettiği, bilim ve fen, mezkur Kanunlar bakımından salt orman sayılan yer olduğu, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin kadimden beri orman arazisi olduğu ortaya konulmakla yerel mahkemece mezkur rapora itibar edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine " karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı; taşınmazın dedesinden babasına, babasından da müvekkiline kaldığı, 100 yıldan bu yana taşınmazların kullanıldığı, çelişen bilirkişi raporları ile davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddialarıyla temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2987, K. 2024/7766, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama