KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3221 E., 2024/7850 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/256 E., 2022/95 K.
- Vekili
- Avukat ...
- Dava tarihi
- 01.12.2021
- Karar
- Davanın reddine
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama üzerine İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu Kuluncak ilçesi Bicir köyü Almalı mevki 135 ada 91 nolu parsele ait kadastro tutanakları incelendiğinde; taşınmazın niteliğinin orman olduğu, senetsizden elde edildiği, kadastro tutanaklarının 26.09.2000 tarihinde askı ilanına çıkarıldığı, 26.10.2000 tarihinde askıdan indirildiği, 27.10.2000 tarihinde tutanakların kesinleştiği, davanın ise 11.10.2010 tarihinde açılarak süresinde olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Malatya ili Kuluncak ilçesi Bicir köyü Elmalı mevkindeki 135 ada 91 parselin davalı Hazine adına orman vasfı ile tapuya kayıt yapıldığını, taşınmazın maden ocaklarının sınırında kaldığını, 1974 yılından beri davacı tarafından zilyet olunduğunu, 135 ada 91 parselin davalı Hazine adına olan tapu kaydını iptali ile davacı şirket adına teciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; orman raporuna göre (A) ile gösterilen kısmın evveliyatı itibariyle orman sayılmayan alanlardan olduğu, bu kısımda davacının mahalli bilirkişiler ve tanık beyanları ile 20 yılı aşkın süredir maden atıklarını dökmek suretiyle zilyet olduğunun ispatlandığından, zilyetlik koşularrının oluştuğu gerekçesi ile "davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ...
İdaresi vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.12.2015 tarihli ve 2015/4219 Esas, 2015/12535 Karar sayılı ilamıyla; "davacı şirketin dava konusu taşınmazda 25-30 yıldır harfiyat malzemeleri ile maden atığı olan pasa dökmek suretiyle tasarruf ettiği anlaşılmaktadır. Ancak taşınmaz üzerine harfiyat malzemesi ve pasa dökmek suretiyle sürdürülen zilyetlik, iktisap bakımından yeterli ve ekonomik maca uygun bir tasarruf şekli değildir.
Ayrıca maden ruhsatı almak suretiyle toprak altında maden aranması arz üzerinde zilyetlik anlamına gelmez. Bu suretle, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde düzenlenen zilyetlik ile kazanma koşullarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup," gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafın karar düzeltme yoluna başvurması üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.10.2021 tarihli ve 2021/13112 Esas, 2021/10597 Karar sayılı ilamı ile başvurunun reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3221, K. 2024/7850, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama