KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3719 E., 2024/6914 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2597 E., 2023/1528 K.
- Dava tarihi
- 16.01.2019
- Karar
- İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/5 E., 2021/133 K.
Karar Metni
1.450 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusu kabul edilerek esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde; davacılar ... ile ... açtıkları dava ile Urfa'da kurulu ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacıların Vakfedenle soy ve nesep bağları bulunduğu, Vakfiyede kız ve erkek evladın Vakıftan pay aldığı, ölen evladın payının kendi çocuklarına kaldığı, bu nedenle batın şartının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve davacıların ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki mevcut deliller, denetime elverişli bilirkişi raporu, veraset ilamı, Vakfiye örneği, vakıf evlat listesi ve nüfus kayıtlarının incelenmesinden davacıların ... Vakfı (Divan Vakfı)'nın galleye müstehak vakıf evladı oldukları anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf isteminin yerinde olmadığı,
Vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden yapılan incelemede. 5737 Vakıflar Kanunu'nun 76 ncı maddesi (2762 sayılı Vakıflar Kanunu 40. maddesi) gereğince, vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin davalarda vakıf yönetimi kanuni hasım olduğundan davanın kabulü halinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulamayacağı ayrıca somut olayda, davacıların davada vekil ile temsil edilmedikleri,
İlk Derece Mahkemesince davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve davacıların ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacıların vakıf kurucusu ile soybağının nasıl kurulduğu konusunda herhangi bir tespit yapılmadığını, aynı şekilde bilirkişi raporunda; galleye müstehik vakıf evladı olunması hususunda, Vakfın vakfiyesnin de eksik ve hatalı yorumladığını, vakfiyede galle fazlası için batın şartı bulunduğunu, Vakfiye'de batın şartının olduğu hususu, Mahkeme kararında da belirtilen Vakfın galleye müstahak vakıf evlatlarından ... ... tarafından alınan.
Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1998/1459 Esas, 2000/22 Karar sayılı kesinleşmiş kararında da belirtildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3 üncü maddesine göre mazbut vakıflar, bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (...) yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlanmıştır.
Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Davacı ile vakfeden arasında soybağı kuruluyor ise davacının vakfın evladı olduğu, vakfiyede öngörülen galle fazlası için öngörülen şartların davacı yönünden mevcut olması halinde ise galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğuna karar verilmesi gerektiği, başka bir deyişle vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların davacı yönünden mevcut olmaması halinde sadece vakıf evladı olduğunun tespiti ile yetinilmesi gerekecektir.
Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş Mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir Mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.
Davacıların üst soyunda yer alan babaları ...'ın (1938-2007) babası ... (1905-1954) ve kardeşleri hakkında Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1946/118 Esas, 1946/87 Karar sayılı ilamı ile, davacıların halaları ... hakkında Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1459 Esas, 2000/22 Karar sayılı ilamı ile, yine davacıların amca ve halaları hakkında Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1281 Esas, 2002/1284 Karar sayılı ilamı ile galle fazlasına müstahak olduklarının tespitine karar verilmiş olması nedeni ile davacılar ile Vakfeden arasında usulüne uygun soybağı kurulmaktadır.
Şimdi galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti için ikinci aşama olan, galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır.
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan vakıflar, amaçları çerçevesinde vakıftan yararlananlar bakımından, “hayrî vakıf” ve “zürrî vakıf” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bunlardan zürri vakıflarda, vakıf gelirlerinden (galleden) vakıfın evlatlarının yararlanması amaçlanmıştır.
Zürri vakıf denilen bu vakıflarda vakfiyede belirtilen hayri koşulların ifasından sonra vakfın gelirinden (galle) fazlasının vakfiyede belirtilen evlatlara ya da hısımlara verilmesi öngörülmüştür.
Vakfeden, vakfın gelir fazlasından sadece belirli bir kişi ya da kişilerin yararlanmasını mümkün kılabileceği gibi, çocuklarının, usul ve/veya füruunun ya da diğer akrabalarının yararlanmasını mümkün kılabilir (Akipek, Ş./ Altaş, H.: “Vakıflarda Evladiye Davaları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 47, S. 1-4, s. 145-151, Ankara 1998, s. 145-146. Uluç, Y.:Vakıflar Hukuku ve Mevzuatı, Ankara 2008, s. 49).
Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (Akgündüz, Ahmet; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu ... Vakfı'nın tek vakfiyesi (1126 H/ 1714 M tarihli vakfiye) bulunmakta olup ... tarafından sunulan iki ayrı surette galle fazlasına dair farklı hükümlerin bulunduğu, buna göre dosyaya ... tarafından bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesinin ekinde sunulan 28.04.1962 tarihinde çevirisi yapılan vakfiye suretinde galle fazlası için batın şartının bulunduğu, nitekim aynı vakıfla ilgili Yargıtay (Kapatılan)18.
Hukuk Dairesi'nin 20.11.2000 tarihli ve 2000/11386 Esas, 2000/12418 Karar sayılı ilamında batın şartı olduğu kabul edilmiş olup bozma ilamına uyan Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1281 Esas, 2002/1284 Karar sayılı ilamı ile davacılar ile aynı batında yer alan Celal oğlu Eyüp ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olduğu, ancak dosyaya daha önce ...'nün 13.02.2019 tarihli yazısı ekinde sunulan 04.02.2019 tarihinde aslına uygunluğu tasdik edilen vakfiye suretinde batın şartının metinde yer almadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu vakfın 1126 H/ 1714 M tarihli tek vakfiyesinin bulunduğu dikkate alınarak, vakfiyenin galle fazlasına ilişkin birbirinden farklı (batın şartına dair) birden fazla çevirisinin bulunduğu, öncelikle Vakıflar Genel Müdürlüğünden bu farkın neden kaynakladığının sorularak konunun tetkik edilmesi, gerekirse ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması,
daha sonra 1126 H/ 1714 M tarihli vakfiyenin orjinal nüshası ile latin harflerine çevrilmiş (transkripsiyon) hali dosya arasına alınıp eski vakıflar alanında uzman bilirkişiden galle fazlasına dair vakfiyede batın şartı (ön batında sağ evlat varken sonraki batındaki evladın hak sahibi olamaması kuralı) yönünden değerlendirme yapılması,
eğer batın şartı var ise davacılara göre ön batında sağ evlat bulunup bulunmadığı hususunun batın şartı olduğuna dair Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2000 tarihli ve 2000/11386 Esas, 2000/12418 Karar sayılı bozma ilamı da değerlendirilerek rapor alınması ve batın şartına dair çelişkinin giderilmesi,
Mahkeme hakimince bilirkişi raporu ve dayanak ilamlar denetlenip tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3719, K. 2024/6914, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama