KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3931 E., 2024/6928 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/832 E., 2023/1873 K.
- Dava türü
- Vakıf üyeliğinin ve prim miktarının tespiti istemli
- Dava tarihi
- 02.03.2015
- Karar
- Bozma sonrası davanın kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
795 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen vakıf üyeliğinin ve prim miktarının tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde; davacı ...'ın Türkiye İş Bankası A.Ş.'de güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığı 15.07.1982 ile emekli olduğu 31.08.2002 tarihleri arası davalı Vakfa üyeliğinin ve prim borcunun tespiti istenmiş, İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacının 15.07.1982-31.08.2002 tarihleri arasında davalı Vakfın doğal üyesi olduğu ve davalı Vakfa ödemesi gereken prim aslının 1.661,20 TL ve işlemiş faiz tutarının 5.339,01 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı Vakıf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının emekli olduğu tarihten itibaren dava açma tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine ise Dairemizce, somut uyuşmazlıkla zamanaşımı süresinin geçmediği, işin esasının incelenmesi gereğine değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın İlk Derece Mahkemesi hükmünde olduğu şekli ile kabulüne karar verilmiş; iş bu kararın da davalı Vakıf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2021/710 Esas, 2022/10262 Karar sayılı ilamı ile; "...Buna göre, davacının 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatı olup olmadığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılamadığından,
yönetmelikte yapılan değişiklikten davacının haberdar olup olmadığı ve 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatı olup olmadığı hususları üzerinde durularak eğer davacının Yönetmeliğe eklenen geçici 3. madde ile vakfa üyelik hakkı tanınması ve yazılı müracaat şartından haberdar olduğu ve 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatta bulunduğunun anlaşılması halinde yönetmelikte düzenlenen sürenin hak düşürücü süre olmadığı da dikkate alınarak şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi,
aksi durumda yani davacının 30.12.2005 tarihinden önce vakfa yazılı olarak müracaat etmediğinin anlaşılması halinde ise, davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince; kişinin yasal bir hakkını idari veya adli merciler önünde ileri sürebilmesi için öncelikli koşulun, kendisine kanun ve ilgili mevzuat gereğince usulen tebliğin yapılmış olması olduğu, yapılan yargılamada davalı vakfın, yönetmelik değişikliği ile ilgili hususu davacı tarafa adi bir mektupla bildirmiş olduğunu, tamimle de ilan etmiş olduğunu bildirdiği, gerek mektubun ve gerekse tamimin davacı tarafa tebliğ edilmiş veya bunlardan haberdar olmuş olduğu hususlarının davalı tarafça usulüne uygun kanıtlanamadığı,
davalı tarafa yönetmelik değişikliğinin usulen tebliğ edilmediği ve bu sebeple davacının hak arama özgürlüğünün korunması gerektiği kanaati ile davanın kabulüne ve davacının 15.07.1982-31.08.2002 tarihleri arasında davalı Vakfın doğal üyesi olduğu ve davalı Vakfa ödemesi gereken prim aslının 1.661,20 TL ve işlemiş faiz tutarının 5.339,01 TL olduğunun tespitine, tespit edilen prim aslına dava tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili davanın kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; davacının yönetmelik değişikliğinden haberdar olduğunu, haberdar değilim yönündeki savunmanın hakkın kötüye kullanımı mahiyetinde olduğu, vakıf mevzuatı uyarınca talebin, hak düşürücü sürenin dolmasından sonra yapıldığı, davacının yönetmelikte belirtilen 31.12.2005 tarihine kadar vakfa müracaatının olmadığı, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
Dava, davalı Vakıf senedinde 2005 yılında yapılan değişiklik sonucu davacının Vakıf üyesi olduğu ile davalı Vakfa ödemesi gereken prim miktarının tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre,
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3931, K. 2024/6928, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama