KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/4271 E., 2025/3261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/189 E., 2022/86 K.
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro çalışmaları sonucunda, İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 340 ada 13 parsel sayılı 1421,98 m2, 340 ada 23 parsel sayılı 272,27 m2, 363 ada 28 parsel sayılı 2803,15 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar zeytinlik vasfıyla, 352 ada 8 parsel sayılı 1285,44 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise bahçe vasfıyla 17.08.2020 tarihinde ... adına tespit edilmişlerdir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi 340 ada 13, 340 ada 23, 363 ada 28 ve 352 ada 8 parsel sayılı taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, 3402 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi gözetildiğinde taşınmazların orman olup olmadığının araştırılması gerektiğini, zilyetlikle kazanma koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... dava konusu taşınmazların, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesinde tarif edilen, öncesi orman olması nedeniyle, sonradan orman bitki örtüsü kaldırılsa bile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabı mümkün olmayan orman sayılan yerlerden olduğu, bu tür yerlerin imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak iktisabının mümkün olmadığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin ayrı ayrı iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dava konusu dört parça taşınmazın öncesi itibariyle, 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinde tanımlanan orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmiş olması karşısında taşınmazların orman niteliğinde olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin ayrı ayrı iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanık beyanlarından taşınmazın 60 - 70 yıldır özel mülkiyete konu olduğunun, ormanla ilgisinin olmadığının ispatlandığını, ne var ki bu beyanların dikkate alınmadığını, orman olduğundan tapulama harici kaldığı tespitinin yerinde olmadığını belirterek, bu sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlım, dava konusu taşınmazların orman vasfında olup olmadığı ve taşınmazlar üzerinde davalı yararına iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4271, K. 2025/3261, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama