KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/4690 E., 2025/4980 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1179 E., 2023/1458 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/185 E., 2019/37 K.
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro çalışmaları sırasında, Kırklareli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 106 ada 42 parsel sayılı ve 17.024,23 metrekare yüzölçümüne sahip taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 106 ada 42 parselin davalılar adına tescil edildiğini, taşınmazın evveliyatı itibariyle orman olması ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması nedeniyle davalı taraf lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Müdahil Orman İdaresi vekili, dava konusu 106 ada 42 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescili talebinde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "alınan bilirkişi raporlarından taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı gibi, en eski ve yeni hava fotoğraflarında da orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı ile kazanım koşullarının davalılar lehine oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, "dava konusu taşınmazın 1966 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığı, eski tarihli resmî belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazın incelenen resmî belgelere göre öncesi itibarı ile hiçbir zaman orman olmadığının belirlendiği,
1966 yılında orman kadastrosunun kesinleşmesiyle orman sınırının sabit hale geldiği ve üzerinden 20 yıl yıldan fazla zaman geçtiği, dolayısıyla artık kayıt miktar fazlasının ormandan kazanıldığından sözedilemeyeceği gözönünde bulundurularak davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olupdavacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4690, K. 2025/4980, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama