İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4788 K.2024/7472

Taraflar arasında İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.…

Esas2023/4788Karar2024/7472Tarih12 Aralık 2024Okuma8 dk · 1.512 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2023/4788 E., 2024/7472 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Aralık 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/3048 E., 2023/2426 K.
Karar/hüküm
İstinaf başvurusunun esastan reddine
İlk derece mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2018/584 E., 2021/311 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.512 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

Dava dilekçesinde; davacılar ... ve arkadaşlarının ...'nın oğlu (...) ... ...'nın torunu olduklarının kesinleşmiş ilam ile tespit edildiği ileri sürülerek davacıların ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmesi istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince; davacıların davalarına dayanak yaptıkları Harran Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/106 Esas, 2002/222 Karar sayılı kararının daha önce verilmiş olan Urfa Mahkemesi, Asliye Hukuk Fırka-i Hükmiyesinin 1341 tarih ve 214 Esas / 251 Karar sayılı kararına dayanılarak verildiğinin karar içeriğinden anlaşıldığı, bu kararın meni müdahale davası olduğu, bu kararda davacıların murisi ... bin-i ... isimli kişinin vakıf evladı olduğuna ilişkin bir hüküm olmadığı, bu kişinin vakıf mütevellisi de olmadığı, bu kişinin ...'nın ölümünden 191 yıl önce ... ... ...'nın ölümünden de 152 yıl sonra dünyaya geldiği,

bu nedenlerle de davacıların vakıf evladı olduklarına ilişkin bir delil bulunmadığı, davacılar ile vakfeden arasında usulüne uygun soğbağı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek davacıların ...'nın oğlu (...) ... ...'nın soyundan geldiklerinin Harran Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/106 Esas, 2002/271 Karar sayılı ilamı ile tespit edildiğini, dolayısı ile davacıların vakfedenin soyundan geldiklerinin ispat edildiğini, izah edilen ve resen nazara alınacak diğer sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinde mazbut vakıf, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ve 7 nci maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.

Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, Vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.

Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da Vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir.

Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada Vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.

Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir.

Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; daha önce davacıların akrabaları hakkında ...'nın oğlu ... (Şehit?) ... ... Vakfına dair verilen Harran Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/106-222 E-K ve 2002/271-2003/172 E-K sayılı kesinleşmiş ilamlar ile galle fazlasına müstahak olduklarına dair karar verildiği, yine bir kısım davacıların dayısı, bir kısmının ise amcaları olan ...

Kayral'ın çocukları Ahmet Faruk Kayral vd. hakkında Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleşen Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkmesinin 2004/508-2005/273 E-K sayılı dosya üzerinden dava konusu ...

Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespitine karar verildiği, daha önce karar verilen dosyalarda Harran Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/106-222 E-K sayılı dosyası üzerinden verilen incelemeye konu dosyanın davacılarının soybağı kurmaya çalıştıkları akrabaları hakkında ... ... ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak olduklarına dair karar verilip, sonraki dosyalarda da iş bu dosyadaki soybağı kurulmasına dair 5.04.2001 tarihli Mehmet ...

Kaya'nın bilirkişi raporu esas alındığı, davalara kaynaklık teşkil eden 15.04.2001 tarihli Mehmet ... Kaya'nın raporu incelendiğinde ise bilirkişinin, davacılar ile ... ... ... arasındaki soybağını Urfa Asliye Hukuk Fıkra-i Hükmiyesi Mahkemesinin Rumi 14 Eylül 1341/Miladı 14 Eylül 1925 tarih ve 214-251 sayılı ilamda ... ... ... Vakfının son mütevellisinin ... olduğu'na dair ifadeler olduğu gerekçesi ile iş bu kişi yani ... oğlu ...

(1874-1930) üzerinden davacılar ile vakfeden ... ... bin ... arasında soybağını kurmaya çalıştığı anlaşılmıştır. ... oğlu ... davacıların üstsoyu ...'ın (1889-1972) kardeşi olmaktadır.

Diğer yandan Sadrazam Şehit ... ...'nın babası İstanbul’a gelerek bazı paşaların kethüdâlığında bulunmuş olan ... Hüseyin (bazı kaynaklarda ...) Ağa olduğu ve Şehit ... ...'nın, Padişah III. Ahmed’in kızı ... ...’la evlendiği; ... ... ...'nın ise ...'nın oğlu olduğu, babası Kara ...'nın idam edilmesi nedeni ile ... lakabı ile anılmış olup her iki ... ... farklı kişilerdir. Davacıların ... ile bağ kurmaya çalıştıkları ... ... ...

1134 H./1722 M.tarihli vakfiye ile Urfa'da vakıf kurduğu, vakfın şahsiyet kayıt örneğine göre sıralı olarak Vâkıf ... ... bin ... (10 Safer 1134 H), Kasım Bey bin ... ... (8 Safer 1135 H), ... Hanım ibneti ... ... ... (17 Receb 1137 H), Adile Hanım binti ... Hanım (25 Rebiü'l-evvel 1188 H), Nesibe Hanım evlad-ı vakıf (16 Safer 1216 H), ... ... Hanım ibneti ... Bey (21 Safer 1230 H./ 02 Şubat 1815 M). Son mütevelli ... ... ibneti ...

Bey, ... ... ... alt soyundan olmayıp ... ... ...'nın kız kardeşi ... Hanım'ın alt soyu olduğu 1927 tarihli mahkeme ilamı ile onaylanan soy ağacı ile tespit edildiği gibi adı geçen kişi aynı zamanda ... Vakfı'nda da tevliyet görevinde bulunduğu, ... Vakfı'nın şahsiyet kayıt örneği ile Yargıtay incelemesinden geçen vakıf evladı olduğunun tespiti davalarında ...'nın soyunun oğlu (...) ... ... alt soyu üzerinden değil kızı ...

Hanım ve onun kızı Emine Hanım üzerinden devam ettiği tespit edilmiş, davacıların(...) ... ... bin ... vakfında son mütevelli olarak görev yaptığını beyan ettikleri ... oğlu ...'ın (1874-1930) şahsiyet kayıt örneklerine göre mütevelliler arasında ismi olmadığı gibi Urfa Asliye Hukuk Fıkra-i Hükmiyesi Mahkemesinin Rumi 14 Eylül 1341/Miladı 14 Eylül 1925 tarih ve 214-251 sayılı ilamı incelendiğinde ise tapu kaydına dayalı olarak men'i müdahale davası olduğu, davalılar ise taşınmazın minel kadîm ... levazımatına has vakfı olduğu,

davalıların vakfın zaviyedarı, türbedar muavini olduklarını ve söz konusu arazinin kendilerinde emanet olduğunu savunmuşlar, ilamın devamında vakf-ı mezkur (az önce adı anılan vakıf) mütevellisi Mehmed Bakır bin Mehmet ... ifadesine yer verildiği, ilamın devamında vakfın mütevellisi Mehmed Bakır'ın kendi adına dava açmış olması nedeni ile Urfa Evkaf Dâiresinin davaya üçüncü kişi olarak katıldığı ve taşınmazın Şehid ... ... (vakfına) ait olduğu iddia edilmiş, netice olarak arazinin vakfa ait olduğunun ispat edilemediği, tapu kaydına itibar edilerek davalıların müdahalesinin men'ine karar verildiği;

iş bu ilamdan hiçbir şekilde Mehmed Bakır bin Mehmet ...'nin (...) ... ... Vakfı'nın mütevellisi olduğu sonucunun çıkarılamayacağı, olsa olsa ... Vakfının mütevellisi olduğu sonucunun çıkartılabileceği, iş bu vakfın da dava konusu ... ve onun oğlu (...) ... ... ve vakıfları ile bir bağlantısının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere davacılar ile vakfeden ... arasında kan bağına dayalı olarak soğbağının kurulamadığı, ayrıca davacıların akrabaları hakkında verilen ve kesinleşen (Maltulzade ... ...

Vakfı ile dava konusu ... Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı kararlarının, dosya tarafların farklı olması nedeni ile incelemeye konu dosya yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı da dikkate alınarak temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 157,75 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4788, K. 2024/7472, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4788
Karar No
2024/7472
Tarih
12 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2023/4790 K.2024/12186
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/4791 K.2024/4220
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/4795 K.2024/14709
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/4796 K.2024/7147
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/4804 K.2024/4455
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/4809 K.2024/4433

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.