KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5357 E., 2024/1941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/551 E., 2023/944 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/217 E., 2021/438 K.
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava (Uygulama Kadastro Tespitine İtiraz davası) sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Giresun ili Merkez ilçesi Çaldağ Köyü çalışma alanında 2018 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında tapuda tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan; eski 259 parsel sayılı 2200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 152 da 5 parsel numarasıyla ve 2297,30 metrekare yüzölçümlü olarak, eski 260 parsel sayılı 3640 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 152 da 6 parsel numarasıyla ve 4061,98 metrekare yüzölçümlü olarak, eski 261 parsel sayılı 5380 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 152 da 7 parsel numarasıyla ve 5591,89 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş ve tutanakların kesinleşmesi ile tapuya tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Çal deresi kenarında bulunan davalılara ait taşınmazların dere yatağının değişmesi ile yeni ihdas olan alanların 22/a kapsamında yapılan uygulama kadastro çalışmaları esnasında davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek davalılar adına yapılan tescillerin iptali ile taşınmazların davacı Hazine adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı taşınmazların bitişiğindeki dere yatağının sabit sınır olarak yönetmelikte tanımlanan şekli ile ölçüldüğü, dava konusu parseldeki alan artışının dere yatağının eski paftasındaki ölçüsünün hatalı olmasından ve kırık sayısının fazla olmasından kaynaklandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; çekişmeli taşınmazlar ile dere arasındaki sınırın sabit, genişletilmeye ve değiştirilmeye elverişli olmadığının ziraat ve jeoloji mühendisi bilirkişi kurulu raporuyla açıkça tespit edilmiş olmasına,
harita bilirkişileri tarafından zeminde ve hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazın uygulama kadastrosuyla belirlenen sınırlarının hem zemindeki fiili sınırlarla hem de hava fotoğraflarında gözüken sınırlarla uyumlu olduğunun ve tesis kadastrosunda ölçü ve tersimat hatası yapıldığının açıkça belirtilmiş olmasına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, uygulama kadastrosu sırasında, dava konusu taşınmazların yüzölçüm ve sınırlarının hatalı tespit edildiği iddiasıyla açılan, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların ve yüzölçüm düzeltilmesi isteğine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulama kadastrosunun yöntemine uygun şekilde yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5357, K. 2024/1941, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama