KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5404 E., 2025/2969 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/497 E., 2023/609 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/159 E., 2020/130 K.
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacılar vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davalı ... vekili ve davalı ... ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacıların ... ve ...'a yönelik davalarının husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu 169 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın hak düşürücü süre nedeniyle, diğer davalılara yönelik davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... (Eseler) İlvit mevkiinde 2215 ada 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15, 169 ada 1 - 2, 161 ada 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların davacıların murisleri ...'a ait olduğunu, ancak kullanım kadastrosu sırasınada kullanıcı olarak davalıların belirlendiğini, davalıların taşınmazlarda hiç bir haklarının bulunmadığını ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek muris ... mirasçıları adına tapuya kaydına karar verilmesini istemiştir. Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazda davalıların kullanımlarının sürdüğü ve kadastro tespiti yapılıncaya kadar davacılarca herhangi bir şekilde davalıların zilyetliğinin sona erdirilmesine ilişkin olarak girişimde bulunulmadığı, ayrıca davacıların dava konusu taşınmazda fiili zilyetliklerinin bulunmadığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildikten sonra 25.02.2021 tarihli ek kararla, davalı ... vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı ...'a ödenmesine karar verilmiş;
hükmün, davacılar vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacılar vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davalı ... vekili ve davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacıların, davalı ... ve ...'a yönelik davalarının husumet nedeniyle, 169 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davalarının hak düşürücü süre nedeniyle, diğer davalılara yönelik davasının ise esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalıların dava konusu taşınmaz üzerinde her hangi bir haklarının bulunmadığı,
tanıklarının tamamının dinlenmediği, eksik inceleme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5404, K. 2025/2969, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama