KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5413 E., 2024/1801 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Karar Metni
692 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ili ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 172 ada 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 parsel ... muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları, 13.12.2011 tarihinden önce olmak üzere 172 ada 12 ve 16 parsel ... taşınmazların 1994 yılından beri ...'in kullanımında, 172 ada 13 ve 17 parsel ... taşınmazların 1998 yılından beri ...'nin kullanımında, 172 ada 14 parsel ... taşınmazın 2002 yılından beri ...'nin kullanımında, 172 ada 15 parsel ... taşınmazın ise 1995 yılından beri ...'in kullanımında olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir.
Davacı ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazlara ilişkin tespitin 14.03.1985 tarihli satış senedine istinaden yapılmış olabileceğini ancak, taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine lehine kullanıcı şerhi verilen davalıların murisi ...'in söz konusu satış senedine istinaden satın aldığı yerin tapusunu aldığını, senet üzerinde tahrifat yapılarak satışı yapılan 13.000,00 metrekarelik kısmın 20.000,00 metrekareye çıkarıldığını ve sınırların değiştirildiğini, dava konusu taşınmazların müvekkillerinin murisi ...
Bodur’a ait olduğunu, satış senedinde hibe senedinden bahsedilmişse de herhangi bir hibe senedinin bulunmadığını, taşınmazlarda murisin mirasçıları müvekkiller ... ve ...’in %50 oranında hisseleri bulunduğunu, Mehmet ...
Bodur ve ...’un sadece kendilerine düşen hisseyi satma haklarının olduğunu, taşınmazların müvekkillerinin fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazların tapu kayıtlarının beyanlar hanesindeki davalılar lehine konulan kullanıcı şerhlerinin iptali ve müvekkilleri lehine kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerden ...'in davacılardan Mehmet ...
Bodur ve ...’dan 14.03.1985 tarihinde normalde tapusu olmayan ve ormanda kalan yeri satın aldığını, taşınmazın toplamda 20.000,00 metrekare olduğunu, müvekkillere hibe edildiğini, hibe senedine dayanılarak müvekkil ...’e satıldığını, o tarihten itibaren taşınmazı kesintisiz ve nizasız kullandığını, taşınmazda 2008 yılında tapulama işlemi yapılarak taşınmazın 7.438,78 metrekaresi için müvekkili ... adına 172 ada 3 parsel numarası ile tapusunun verildiğini, dava konusu 172 ada 12 parsel ... taşınmazın satış senedinde belirtilen taşınmazla ilgisinin bulunmadığını,
dava konusu taşınmazların satın alındığı tarihten bu yana müvekkili ... tarafından kullanıldığını ve davacıların kullanımlarının bulunmadığını, davanın tüm mirasçılar tarafından açılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu 172 ada 12 parsel ... taşınmazın öncesinde davalı ...'in babasına ait olduğu, onun vefatı ile kendisine geçtiği, kendisinin taşınmazı 30-40 yıl kullandığı, dava konusu diğer taşınmazları davalı ...'ın davacı ... ve Mehmet ...
Bodur'dan satın aldığı, satın aldıktan sonra dava konusu taşınmazları davalıların kullandıkları ve davacıların taşınmazları kullanmadıklarının mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla belirtildiği, ziraatçi bilirkişisi raporunda ise, dava konusu taşınmazların uzun yıllar önce imar ihya edilerek tarıma elverişli hale getirildiği, ancak taşınmazlar üzerinde en az 10-15 yıldan bu yana tarımsal kullanımın bulunmadığı ve kendi hallerine bırakıldığı belirtilmiş olmakla;
dava konusu taşınmazlar üzerinde davacıların ekonomik amaca uygun kullanımının uzun yıllar bulunmadığı ve davacıların davalarını ispatlayamadıkları" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine. Bölge Adliye Mahkemesince; benzer gerekçelerle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5413, K. 2024/1801, 19 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama