KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5574 E., 2025/7600 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/106 E., 2023/43 K.
Karar Metni
1.317 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, kararın davacılar ..., ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Kadastro sırasında, Bursa ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 66... parsel sayılı 160.332,00 m², 2 68... , 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 90, 1 80... parsel sayılı sırasıyla 50.866,00 m² , 28.805,00 m², 11.124,00 m² , 45.388,00 m², 78.679,00 m², 50.453,00 m², 47.655,00 m², 62.673,00 m², 13.809,00 m², 11.433,00 m², 10.204,00 m², 3.378,00 m² ve 817,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, öncesinin çayır olması ve davacıların murisi ... tarafından işgal edilmiş olmaları ve kesinleşmiş mahkeme kararı nedeniyle davalı ... adına tarla vasfıyla tespit edilmişlerdir.
İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... .... ve arkadaşları dava dilekçesinde; tapu kaydı, mahkeme kararı ve taksime dayanarak, dava konusu taşınmazların adlarına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu, davanın reddine ve dava konusu taşınmazların tespit gibi mera olarak sınırlandırılmalarına dair önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle.
"İlk Derece Mahkemesinin dosyaya getirtilen davacı tarafın dayanağı olan tapu kayıtlarının taşınmaza yeterli şekilde uygulanması, komşu parsellerin tespitlerinin dayanağı olan kayıtların tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmesi, davacı tapu kayıtlarının kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediğinin gereği gibi araştırılması, tapu kayıtlarındaki mevki farklılıkları üzerinde durulması, taşınmazların mera ile ilişkisinin yöntemince araştırılması,
davacı tarafın tapu kayıtlarının edinmesinde davacıların murisi ...'nın taşınmazları ... . oğlu ... ....'den satın aldığı belirtildiği halde davacıların murisi ...'nın ... ...'den satın aldığı yerlerin hudutları ile ...'nın kayın pederi olan...'nın iken, bilahare ...'ya intikal eden...
Çiftliğinin haritada gösterilmesinin sağlanması, davacı tarafın dayanağı ve aynı zamanda tespite dayanak olan Asliye Hukuk Mahkemesindeki tescil davasında ... mirasçılarının dava konusu yerlerin bir bölümü hakkında açtıkları tescil davasında davaya konu yerlerin hangi nedenle çiftlik dışında ve tapusuz kabul ettiklerinin tartışılması, askeri harita ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek çakıştırılmak suretiyle çiftlik hudutlarının belirlenmeye çalışılması, zilyetlik yönünden ...Nehrine ilişkin devletçe yapılan ıslah çalışmasının haritası ve dayanağı olan belgeler getirtilerek taşınmazın niteliği yönünden bu belgelerden yararlanılması,
ayrıca üç kişilik zirai ve üç kişilik jeolog bilirkişi kurulu dinlenerek taşınmazların niteliği hakkında rapor alınması, zilyetlik yönünden en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafı getirtilerek bunlardan yararlanılması, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılması, davacı tanıklarının dinlenilmesi, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması,
beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının, kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda. “Davacı tapularının mevkiilerinin zemine uymadığı, taşınmazın ... çiftliği olduğunun tanık beyanları ile ve komşu parsel kayıtları ile kanıtlandığı, taşınmazın alüvyon yapıda olduğu ve 1960'lı yıllarda ... deresine akan azmak bulunduğu, daha sonra kurutma işlemi yapıldığı ve DSİ ce yapılan toplulaştırma işlemi ile tarım faaliyetlerinin yürütüldüğü,
hava fotoğraflarında 1970'li yıllarda tarım alanı olarak görüldüğü bu nedenle zilyetlikle kazanıma uygun olduğu ve Osmanlı döneminde yaşayan ... ve sonrasında mirasçıları tarafından kazandırıcı zamanaşımı koşullarının sağlandığı” gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, bilirkişi...'ın 04.03.2022 tarihli rapor ve ekli krokisinde gösterilen şekilde dava konusu 2 66... parselin (B) harfiyle gösterilen 26.768,09 m² ve (C) harfiyle gösterilen 67.230,91 m²lik alanlarının ayrı ayrı ayrılarak her iki kısım için ayrı parsel numaraları verilmek suretiyle parsel niteliği ana taşınmazda gösterildiği şekilde Hazine adına tescillerine,
kalan (A) harfiyle gösterilen 66.333,00 m²lik kısmın kalan alan ölçüsü ile kök muris ... adına ölü olduğu işaretlenmek suretiyle tesciline, 2 68... parselin (A) harfiyle gösterilen 33.667,00 m²lik kısmının ayrılarak yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle kök muris ... adına ölü olduğu işaretlenmek suretiyle tesciline, (B) harfiyle gösterilen 16.796,00 m²lik kısmın kalan alan ölçüsü ve oluşan yeni sınırları ile birlikte Hazine adına tesciline, 2 68... , 40, 41, 42, 43, 45, 46, 47, 48, 90, 1 80... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddi ile bu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş;
hüküm, davacılar ..., ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ...'nun temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ...'nun temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince, temyiz dilekçesi verilirken eksik ödenen yada ödenmeyen temyiz harç ve giderlerinin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde ödenmesi gerekir. 6100 sayılı Kanun’un anılan hükümleri gereğince, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, temyiz başvurusu yapılmamış sayılır.
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince ödenmeyen temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin sürede ödenmesi için usulüne uygun olarak düzenlenen muhtıra 05.08.2023 tarihinde davalı ... vekiline tebliğ edilmiş, temyiz harç ve giderleri yasal süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmamıştır. Bu durumda davalı ... vekilinin temyiz dilekçesininde reddine karar vermek gerekmiştir.
3. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde. İlk Derece Mahkemesince, davacıların dayandığı Şubat 1321 tarihli ve 4 ila 17, 22... sıra numaralı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uymadığının kabulünde bir isabetsizlik yoktur.
Dava konusu taşınmazların alüvyon yapıda olması, 1960'lı yıllarda ... deresine akan azmak bulunmasına rağmen sonrasında kurutma işlemlerinin yapılarak üzerinde tarımsal faaliyetlerinin yürütülmüş olması ve hava fotoğrafından 1970'li yıllarda tarım alanı olarak kullanıldığının anlaşılması karşısında taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve taşınmazların ... ve mirasçılarının zilyetliğinde bulunduğu ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi uyarınca en fazla 100 dönüm yer verilebileceğinin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş olması ise doğru değildir.
Şöyle ki. 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların kadastro tespit tarihi 1974 yılı olup en az 1954 yılından itibaren çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyetlik aranmalıdır.
Oysa ki, dosya içerisinde yer alan 06.11.2020 tarihli üçlü jeoloji bilirkişi raporundan 1960'lı yıllarda taşınmazların karasuyla kaplı olduğunun ve azmak vasıtasıyla ... (...) Çayına aktığı, sonraki yıllarda yapılan kurutma işlemleri ile suların çekildiği ve bu araziler üzerinde tarım faaliyetlerinin yürütüldüğü, uydu görüntüsünden de görüleceği üzere azmak diye tabir edilen kuru derenin üstünün kapatıldığı ve hali hazırda bölgede karasu varlığının olmadığı belirtilmiş, orman bilirkişisi ise 18.12.2020 tarihli raporunda 1958 tarihli memleket haritasında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından açılmış kanalın bulunmadığı,
1973 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın tarım alanı vasfında olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, 1954 yılında dava konusu taşınmazların karasu ile kaplı olup zilyetliğe elverişli tarım arazisi vasfında olmadığı sabittir. Hal böyle olunca.
İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı süre şartının ölü ... ve mirasçıları yararına gerçekleşmediği değerlendirilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5574, K. 2025/7600, 16 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama