KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5686 E., 2024/5961 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/41 E., 2017/7 K.
- Karar
- Davanın reddine
- Karar düzeltme isteyen
- Davacı Hazine vekili
Karar Metni
802 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.05.2022 tarihli ve 2021/13445 Esas, 2022/4700 Karar sayılı ilamıyla, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Dairemizin onama ilamına karşı davacı Hazine vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Tekirdağ ili Çerkezköy ilçesi Veliköy köyü çalışma alanında bulunan 261 ve 262 parsel sayılı sırasıyla 11375 ve 2562 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiş ve Hazine ve ...'ın itirazları Tapulama Komisyonunca reddedilerek, taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldığından bahisle müştereken.., ... .., ... ve ... adlarına tespitine karar verilmiştir.
İtirazı Komisyonca reddedilen davacı Hazine dava dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescili talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.12.1993 tarihli ve 1993/6692 Esas, 1993/13007 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle.
"Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388 inci maddesi gereğince kararı veren mahkemenin adının karar başlığında gösterilmesi gerekirken kararda mahkemenin adının yazılı olmamasının bozmayı gerektirdiği, öte yandan mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın da hükme yeterli olmadığı, davalıların dayandığı tapu kaydının 256, 257, 258 ve 259 sayılı parsellere revizyon gördüğü, sözü edilen parsellere ait tutanak suretlerinin getirtilmediği ve tapu kaydının hangi parselleri kapsadığının kesin olarak saptanmadığı, dava konusu parselleri çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanaklarının da getirtilmediği,
tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının usulen mahalline uygulanarak kapsamlarının belirlenmemiş olduğu; ayrıca taşınmazın Hazine tapusu kapsamında kaldığı ve davalıların dayandığı tapu kaydının taşınmazı kapsamadığı sabit olduğu takdirde taşınmazın Hazine tarafından iskanen temlik olup olmadığı ve dava konusu taşınmazlarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 46/2 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı üzerinde durulmadığı açıklanarak,
taraflara ait tapu kayıtlarının çatışması halinde bölgedeki taşınmazların Hazine tarafından göçmenlere temlik olunması nedeniyle davalılara ait sonraki tarihli tapu kaydına değer verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, davalı ... ve mirasçılarının dava konusu yeri 20 yıldan beri aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla ekip biçtiği, taşınmazlarda zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davanın reddine, 261 ve 262 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların ...'ya aidiyetinin tespiti ile tamamı 6 pay kabul edilerek.
2 payın ..., 2 payın .... (...), 1 payın ...(...), 1 payın ... adlarına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 18.05.2022 tarihli ve 2021/13445 Esas, 2022/4700 Karar sayılı ilamıyla onanmış olup, davacı Hazine vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edildikten sonra, 17.06.1977 tarihli Tapulama Komisyon kararı ile tapu kaydına istinaden müştereken ...., ... ... ... ve ... adlarına tespit edilmiş olup, tespit maliklerinden ... tarafından, diğer tespit malikleri aleyhine açılmış bir dava bulunmadığı halde İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazine davasının reddiyle taşınmazların sadece tespit maliklerinden ... mirasçıları adına tesciline karar verilmek suretiyle diğer tespit malikleri aleyhine hukuki bir durum yaratıldığı ve nüfus kayıtlarının incelenmesinden,
tespit maliklerinden ...'nın mirasçılarından olduğu anlaşılan ... (T.C. No: ...952) ve karar tarihinden sonra 24.05.2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılan ...'a (T.C. No: ....590) davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri halde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu ve karardan da haberdar edilmedikleri anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.
Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re'sen gözönünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, tespit maliklerinden ...'nın mirasçılarından olduğu anlaşılan ... (T.C. No: ....952) ve karar tarihinden sonra 24.05.2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılan ... (T.C. No: .....590) mirasçılarına dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, anılan kişilerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz incelemesi sırasında hükmün bu nedenlerle bozulması gerekirken, maddi hataya dayalı olarak onandığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından, karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5686, K. 2024/5961, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama