KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5810 E., 2025/6984 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/63 E., 2023/31 K.
Karar Metni
861 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro çalışmaları sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 7 parsel sayılı 156.500 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayalı olarak ... ve müşterekleri adına komisyon kararıyla tespit edilmiştir. Davacı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 7 parsel sayılı taşınmazın su kanalı geçirilerek fiilen kamu hizmetine tahsis edildiği iddiasına dayanarak, taşınmazın müvekkili kurum adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtayca bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında. "Birleşen dosya davacısı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin çekişmeli 7 parselin 10.09.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (7/B), (7/C) ve (7/E) harfi ile gösterilen kısımlarına ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelemesine gelince.
Mahkemece, 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kadastro öncesinde taştan yapılmış kanal ve 1970 yılında ise işlevini yitiren taştan yapılmış kanal yerine daha güneyden beton borular döşenerek suyun şehre ulaşmasının sağlandığı, daha sonra beton boruların yerine çelik boru yerleştirildiği, dava konusu taşınmazlar üzerinde davalı-davacı ... ve müşterekleri dışında başka kimselerin tasarruf ve zilyetlerinin bulunmadığı kabul edilerek, davanın kısmen reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uymamaktadır.
Şöyle ki; mahallinde yapılan keşifte 1945-1955 yılları arasında doğan mahalli bilirkişilerin müşterek beyanlarına göre, taşınmaz üzerinde yer alan kanalın Osmanlı Devleti zamanında yapıldığının tespit edildiği, bozma kararında işaret edilen 221 sayılı Kanun'un şartlarının oluştuğu ve taşınmazın kamulaştırılmış sayılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Kaldı ki alınan beyanlarda, davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım koşullarının oluştuğu da da ispat edilememiştir. Hal böyle olunca. Mahkemece, davanın kabulüne ve temyize konu taşınmaz bölümlerinin de ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "İlk Derece Mahkemesince Dairemizin gerekçesi benimsenmiş ve 10.09.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (7/B), (7/C) ve (7/E) harfi ile gösterilen kısımların ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına tapuya tesciline" karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, ... vekili, davalı ... ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Kural olarak hükmü temyiz yetkisi, temyizde hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Somut olayda, hükmü temyiz eden davalı Hazine, dava konusu taşınmazın komisyon tespiti maliki olmayıp bağımsız hak talebi ile dava konusu taşınmaz hakkında açılmış bir davası ya da yargılama sırasında eldeki davaya katılma talebi bulunmadığından davanın tarafı olmadığı gibi kararda aleyhine bir hüküm de kurulmadığından, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı mümkün ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde dava konusu taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır.
Ne var ki; kural olarak kadastro tespitine itiraz davalarında kadastral parselin tamamı hakkında sicil oluşturacak şekilde karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın (7/A) ve (7/D) bölümleri yönünden de tescil hükmü kurulmaması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği ve taşınmazın tümü hakkında hüküm kurulması zorunluluğunun kamu düzenine ilişkin olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5810, K. 2025/6984, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama