KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/689 E., 2024/6740 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1769 E., 2022/1411 K.
- Dava tarihi
- 08.05.2019
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/203 E., 2021/544 K.
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu kaydına kullanım şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kullanım kadastrosu sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan dava konusu 103 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, ham toprak niteliği ile beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kimsenin kullanımında bulunmadığı yönünde şerh yazılarak Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uzun zamandan bu yana zilyedi ve fiili kullanıcısı olduğunu, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'a (6292 sayılı Kanun) göre hak sahibi olduğunu, taşınmazı anılan kanun kapsamında satın alabilmesi için zilyetliğinin tespit edilerek tapunun beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi gerektiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın fiili kullanıcısının davacı olduğunun ve taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılan 2/B vasıflı yer olduğunun tespitine, tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "davacının dava konusu taşınmazı 5-6 senedir kullandığı, Ek-4 Madde çalışmaları sırasında taşınmazın kullanıcısının bulunmadığı, taşınmaz 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılmışsa üzerinde sığla ağaçlarının bulunduğu, tarımsal bir faaliyetin bulunmadığı, bu koşullarda davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesi şartlarının mevcut olmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, "mahkemece yapılan keşfe katılan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kullanım kadastrosu tespit tarihi olan 2010 yılı ve öncesi itibariyla davacının kullanımında olmadığı, taşınmazda tarımsal faaliyet yapılmadığı, taşınmazın (krokide (B) harfiyle gösterilen) bir bölümü üzerinde orman (sığla) ağaçları bulunduğu,
davacının kullanımının dava tarihinden önceki 5-6 yıla ait olduğu ve taşınmazın (krokide A harfiyle gösterilen) bir bölümüne ilişkin olduğunun anlaşılmasına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/689, K. 2024/6740, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama