KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4229 E., 2025/5042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1613 E., 2023/1062 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Kulp 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/449 E., 2021/639 K.
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Diyarbakır ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi uyarınca yapılan kadastro neticesinde dava konusu 101 ada 1 parsel 18.182.067,32 m² yüzölçümüyle senetsizden orman vasfıyla Hazine adına tespit edilip 15.08.2008 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ...'un mirasçısı olduğunu, babasının 1950 yılından vefat tarihi olan 12.12.1981 tarihine kadar dava konusu taşınmaza malik sıfatı ile zilyet olduğunu, babalarının vefatından sonra da yasal mirasçıların zilyetliğinin devam ettiğini ileri sürerek 101 ada 1 parselin Hazine adına olan tapu kaydının iptaline ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu taşınmazların 2008 yılında kesinleşen orman kadastrosu sırasında "orman" olarak tescil edildiği, orman bilirkişisi ile jeodezi bilirkişinin 1948, 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarında yaptıkları incelemeye göre çekişmeli 101 ada 1 nolu orman parselinin içerisinde bulunan taşınmazların ormanlık alan olup içerisinde meşe ağaçlarının olduğu, taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebilecek nitelikte olmadığı,
kadastro tespit tarihi olan 2008 yılından geriye dönük olarak imar-ihya ve zilyetlik şartlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...harita mühendisi bilirkişinin (orman mühendisi ile müşterek imzalı olarak sunduğu) raporundan dava konusu taşınmazların -iddianın aksine- 1949, 1973, 1984 ve 2002 yıllarında kullanıma konu olmadığı, bu haliyle tespit tarihine (2008) kadar imar ihya ve zilyedliğe ilişkin iktisap koşullarının gerçekleşmediği,
bu durumda mahkeme gerekçesindeki Kadastro Kanununun 17. ve 14. maddelerindeki koşulların davacılar bakımından gerçekleşmediği yönündeki tespitinin isabetli olduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli oluşu da nazara alındığında; neticede mahkemece taşınmazlarda zilyetliğe ilişkin iktisap koşullarının da gerçekleşmediği hususunu kapsayan gerekçeyle davanın reddine ilişkin varılan sonucun isabetli olduğu..." gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4229, K. 2025/5042, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama