KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4235 E., 2025/5723 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3573 E., 2024/1453 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/394 E., 2022/163 K.
Karar Metni
993 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-1. maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma çalışması sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 1003 parsel sayılı 10.040 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 12... parsel numarasıyla ve 8.670,26 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili; sayısallaştırma çalışmaları sırasında müvekkili olan davacı ...'ya ait eski 1003 (yeni 1 12... ) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, sayısallaştırmanın iptali ve taşınmazın eski yüzölçümü ile tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kadastro Müdürlüğü cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine, davalı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dava konusu 1 12... (eski 1003) parsel sayılı taşınmazın sayısallaştırma çalışması gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; sayısallaştırma çalışmasının kanuna, yönetmeliğe, mevcut duruma, teknik esaslara ve sayısallaştırma esaslarına aykırı olarak yapıldığını, bunun neticesinde davacıya ait taşınmazın yüzölçümünün hatalı hesaplandığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazın dikkate alınmadığını belirterek ve dilekçesinde yer alan diğer nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; ilki 1962 yılı olan hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede, taşınmazın sabit sınırlarında bir değişiklik olmadığının tespit edildiği, 1982 yılında yapılan takometrik ölçü yöntemi ile 2021 yılında Ek-1 sayısallaştırma kapsamı ile global ölçü sistemlerinden faydalanarak yapılan hesaplamalar arasında yüzölçüm farklılıklarının olmasının muhtemel bir sonuç olduğu, taşınmazın sayısallaştırma çalışması ile oluşan eksikliğin, ölçü ve hesaplama yöntemleri ve teknoloji farklılığından kaynaklandığının anlaşıldığı, davalı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, tapu kaydına göre paydaş olmadığı,
kadastro işlemini icra etmekten başka bir konumunun olmadığı, dosyada dava açılmasını gerektirir bir belgenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddine, dava konusu 1 12... (eski 1003) parsel sayılı taşınmazın sayısallaştırma çalışması gibi tesciline karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Öncelikle, 3402 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesi uyarınca yapılan sayısallaştırma çalışmasına itiraz niteliğindeki davalarda husumetin, yapılan tespit sonucunda itiraz edenin taşınmazı aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınırı değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak, sayısallaştırma çalışması sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan ya da yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir. Bu hususun aydınlığa kavuşturulabilmesi ise ancak mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan azalmanın hangi nedenden kaynaklandığının uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanması ile mümkündür.
Öte yandan; 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda; dava, sadece Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilerek açılmış olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince çelişki yaratacak şekilde davanın hem pasif husumet yokluğundan hem de esastan reddedilmiş olması doğru olmamıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; incelenen ortofoto ve hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede, taşınmazın sabit sınırlarında bir değişiklik olmadığı, 1982 yılında yapılan takometrik ölçü yöntemi ile 2021 yılında Ek-1 sayısallaştırma kapsamı ile global ölçü sistemlerinden faydalanarak yapılan hesaplamalar arasında yüzölçüm farklılıklarının olmasının muhtemel bir sonuç olduğu belirtilmiş ise de, rapor denetime elverişli bulunmamaktadır.
Dava konusu eski 1003 parsel sayılı taşınmaz, 2004 yılında yapılan ifraz işlemi ile 446 kadastro parselinden ifrazen oluşmuştur. Dosya içerisinde, 446 parsel sayılı taşınmaza ait tesis kadastro paftası ve ölçü krokisi bulunmamaktadır.
Bilirkişi raporunda, sayısallaştırma sonucu dava konusu 1 12... parsel sayılı taşınmaz, hava fotoğrafları ve ortofotolar üzerinde gösterilmiş ise de, tesis kadastro paftası ve ifraz haritası ile sayısallaştırma paftası çakıştırılmadığından, sayısallaştırma kadastrosu sonucunda taşınmazların tesis ve ifraz sınırlarının değişip değişmediği denetlenemediği gibi raporda değişmediği belirtilen sabit sınır ile kastedilenin ne olduğu, dava konusu taşınmazın, komşu taşınmazlarla sınırında ne bulunduğu, sabit sayılabilecek duvar, bina vb. bulunup bulunmadığı da anlaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemecesince öncelikle, tesis kadastro paftası ve ölçü krokisi getirtilerek dosya içerisine alınmalı, sonrasında mahallinde yöntemine uygun bir keşif yapılarak, harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilikişi kurulundan, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için bilirkişi kurulundan, düzenleyecekleri haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafları üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası, ifraz haritası ve sayısallaştırma paftasını çakıştırmaları istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması,
diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmeli, dava konusu taşınmaz sınırında tesis kadastrosu sırasında sabit kabul edilebilecek herhangi bir sınırın bulunup bulunmadığı da araştırılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4235, K. 2025/5723, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama