KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4554 E., 2025/5354 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/812 E., 2024/505 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/140 E., 2022/16 K.
Karar Metni
1.140 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ...... parsel sayılı 20.460,57 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ...... parsel sayılı taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesinde sayılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının davalılar lehine oluşmadığını, taşınmazın imar ve ihya çalışması ile tarıma elverişli hale getirilen taşınmazlardan olmadığını beyan ederek, kadastro tespitinin iptaline ve taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın konumunun kadastro paftası ile en eski tarihli hava fotoğrafı, memleket haritaları ölçeklerinin eşitlenerek birbirleri üzerine aplike edilmek suretiyle net olarak gösterilmesi sonucunda, aynalı stereeskop ile en eski tarihli hava fotoğrafı üzerinde yapılan inceleme de taşınmazın üzerinin yoğun olarak ağaçlı olduğunun tespit edilmesi, en eski tarihli memleket haritasına göre taşınmazın çoğunluğunun yeşil renkli çalılık rumuzu ile gösterilen ormanlık alan içerisinde gösterilmesi,
... planı mescere haritasında taşınmazın ... (... ve ...) rumuzu ile gösterilen ormanlık alanda kaldığının tespit edimesi karşısında dava konusu taşınmazın ormanlık alan vasfında olduğu kanaatine varılmıştır.
Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin ortak beyanlarında taşınmazın davalıya miras kaldığını ve davalı tarafın taşınmazı arpa, buğday, mercimek ekmek suretiyle kullandığını, taşınmazı nizasız olarak günümüze kadar kullanıldığını ancak 1990'lı yıllarda yaşanan terör sebebiyle köyü terketmek zorunda kaldıklarını(bu hususun Mahkememiz bünyesinde birçok dosyada jandarma ve kolluk araştırmasıyla sabit olduğu bu nedenle yeniden araştırma yapılması yoluna gidilmediği,
araştırma yazısından bir suretin dosya içine alındığı), terör olaylarının bitmesiyle köye tekrar dönerek taşınmazı arpa, buğday ekmek suretiyle kullanmaya devam ettiklerini beyan ettikleri, jeodezi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen alanın 1953, 19 73... yıllarında ekili sürülü vaziyette tarımsal faaliyet olduğu, 2002 yılında ise ekili-sürülü olmadığı üzerinde ağaçların yoğun olduğu,
(B) harfi ile gösterilen alanın ise herhangi bir tarımsal faaliyetin olmadığı tespitlerinde bulunulmuş olduğu ancak zilyetlik olguları olarak öne sürülen hususların taşınmazın niteliğinin orman olması karşısında davanın esasını etkileyecek mahiyette olmadığı ve dava konusu taşınmazın tamamının orman olduğu sabit olup Yargıtay ictihatleri uyarınca evveliyatı orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa yani sonrasında tarımsal faaliyet yapılsa dahi orman vasfını kaybetmeyeceği kabul edildiğinden taşınmazın tapu yada zilyetlikle kişiler adına tescile konu olabilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenler ile dava konusu taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebine dayanılarak taşınmaz edinim şartları oluşmadığı ve taşınmazın orman vasfında olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince;
"... dava konusu taşınmazın her ne kadar hava fotoğraflarının stereoskopik incelenmesine dayalı jeodezi bilirkişi raporunda taşınmazda kısmen kullanım bulunduğu bildirilmiş ise de, yine hava fotoğraflarına dayalı inceleme sonucunda orman bilirkişi raporundan taşınmazın evveliyatı itibarıyla orman vasfında olduğu,
orman nitelikli taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin kazandırıcı zamanaşımı bakımından ilgilisi lehine hukuken sonuç doğurmayacağı, kaldı ki ... raporuna göre de taşınmazın diğer kısmı olan önemli bir parçasının (B=6.703,63 m²) (fazla meyilli, şiddetli erozyona maruz kalan, yüzlek derecede kalın toprağa sahip olma, ara sıra yüksek derecede taşkınlara uğrama gibi sınırlayıcı faktörlerden bir veya birkaçını taşıyan arazi) niteliğinde olan VI. sınıf tarım arazisi olduğu, davalı tarafın herhangi bir mülkiyet belgesine dayanmadığı, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli oluşu da nazara alındığında.
İlk Derece Mahkemesince varılan sonucun isabetli olduğu.." belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince varılan sonuçlar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
1-Dava konusu1 04... parsel sayılı taşınmazın 04.12.2021 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen 6.703,63 m²lik kısmına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine,
dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2-Dava konusu ...... parsel sayılı taşınmazın 04.12.2021 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 13.756,94 m²lik kısmına yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince.
İlk Derece Mahkemesince taşınmazın öncesinin orman olduğu gerekçesi davanın kabulüne karar verilmişse de jeodezi ve orman bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen alanının 1953, 19 73... yıllarında ekili sürülü vaziyette tarımsal faaliyet olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin ortak beyanlarında;
taşınmazın davalıya miras kaldığını ve davalı tarafın taşınmazı arpa, buğday ve mercimek ekmek suretiyle kullandığını, taşınmazı nizasız olarak günümüze kadar kullanıldığını ancak 1990'lı yıllarda yaşanan terör sebebiyle köyü terketmek zorunda kaldıklarını, terör olaylarının bitmesiyle köye tekrar dönerek taşınmazı arpa ve buğday ekmek suretiyle kullanmaya devam ettiklerini beyan ettikleri; ... bilirkişisi raporunda ise uzun süredir kullanıldığı, imar-ihyanın yapılmış olduğu, ekonomik olarak tarım yapılan arazi vasfında olduğu, öncesinde de ekili sürülü olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporları bütün olarak değerlendirildiğinde. (A) harfi ile gösterilen kısmın orman ve jeodezi bilirkişisi raporunda öncesinin orman olduğuna yönelik değerlendirmesinin, 1953, 19 73... tarihli hava fotoğrafları ve ... bilirkişisinin değerlendirmesi ile uyumlu olmadığı, taşınmaz bölümünde 1953 yılından beri kullanımın sabit olduğu, imar-ihyanın tamamlandığı, bu durumun mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanları ile de desteklendiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, açıklanan gerekçelerle taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden davanın reddine, taşınmazın bu bölümünün tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4554, K. 2025/5354, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama