KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/494 E., 2025/5059 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/729 E., 2023/492 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Denizli ili ... ilçesi ... köyünde bulunan tahmini 8.000 m² miktarındaki taşınmazın tapuda kayıtlı olmayıp kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu belirterek taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; 11.11.2015 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 6.458,13 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve dahili davalılar Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Yönetimi ile ... tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.06.2019 tarihli ve 2016/14323 Esas, 2019/4474 Karar sayılı kararıyla. "Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın yörede seri usulle yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı belirtilmiş olup, tahdit seri usulde yapıldığından ve serinin dışında kalan yerlerde henüz orman sınırlandırmasının yapıldığından söz edilemeyeceğinden taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu eski tarihli resmi belgelere göre saptanmalıdır.
Somut olayda ise en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları incelenmemiştir. Yine, çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığı, kapsamında ise hangi tarihte imar planına alındığı ve alındığı tarihten geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği mahkemece araştırılmamıştır.
Çekişmeli taşınmazın genel arazi kadastrosu sırasında neden tescil harici bırakıldığı ilgili kadastro ve tapu müdürlüklerinden sorulmamış, taşınmaza komşu bulunan parsellerin tapu kayıtları getirtilmemiştir.
Ayrıca dava, Medenî Kanun'un 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkin olup aynı Kanun'un 713/3. maddesinde tescil davasının, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılacağı belirtilmiş olmasına karşın mahkemece çekişmeli taşınmazın sınırları içinde bulunduğu büyükşehir belediye başkanlığı dahil edilmeden davaya devamla hüküm kurulması ve ilgili kanun hükmü gereğince taraf sıfatı bulunmayan Orman ve Su İşleri Bakanlığı yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde hüküm kurulması usûl ve
kanuna aykırıdır." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, Denizli ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davanın Orman ve Su İşleri Bakanlığı, ..., ... ile Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden ayrı ayrı pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili, davalı Hazine vekili, dahili davalı ...
İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/494, K. 2025/5059, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama