KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5071 E., 2025/5853 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1962 E., 2024/569 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/4 E., 2023/26 K.
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede; 2011 yılında yapılıp 28.12.20 11... .01.2012 tarihleri arasında ilan edilen arazi kadastrosu, 2011 yılında 5304 sayılı Kanunla Değişik 3402 sayılı Kadastro Kanun'a göre orman kadastrosu ve 12.12.2018 tarihinde ilan edilen 2/B çalışması bulunmakta olup, 2011 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ...... parsel sayılı taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan ...... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın sınırları keşif esnasında gösterilecek olan kısmının yaklaşık 70 yılı aşkın süredir müvekkili ve babası tarafından kullanıldığını, fındık bahçesi olarak tasarruf edildiğini, işbu taşınmazın babası tarafından evlatlar ve kardeşler arasında paylaştırıldığını, yapılan paylaşım sonucunda da dava konusu taşınmazın müvekkiline verildiğini ileri sürerek,
dava konusu ...... parsel sayılı taşınmazın keşif esnasında sınırları gösterilecek olan kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, zamanaşımı ve husumet itirazları nedeniyle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tamamının orman vasfında olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyeti raporuna göre dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı, dava konusu taşınmazın hiçbir zaman orman vasfı taşımadığı, orman bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5071, K. 2025/5853, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama