KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/539 E., 2025/785 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/388 E., 2023/2698 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/74 E., 2021/306 K.
Karar Metni
634 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacının ve müdahil Hasan Hüseyin Malkoç'un davasının reddine, müdahil Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, Şile İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ... ada 2 parsel sayılı, fundalık vasıflı, 10.154,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, komisyon kararı ile Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesine taşınmazın davacı ... ve müştereklerinin zilyetliğinde olduğu şerhi yazılmıştır.
Davacı vekili, dava konusu ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin murisi ...'den intikalen geldiğini ve lehlerine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçkeleştiğini belirterek, taşınmazın yapılan kadastro tespitinin iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
Müdahil ... vekili müdahale dilekçesi ile, davacının dava konusu taşınmazın murisi olan ...'den geldiğini beyan ederek dava açtığını bunun doğru olduğunu ancak taşınmazın kök murisinin kullanımı ve zilyetliğinde iken ölümü ile sadece davacıya değil müvekkilin ölen eşine (murisin diğer kızı) oradan da eklenmeli zilyetlik yoluyla müvekkkiline geçtiğini, müvekkilinin eşinin taşınmazı davacı ile birlikte kullanmakta iken öldüğünü müvekkilinin murisin yasal mirasçısı olduğunun veraset ilamı ile sabit olduğunu, dava konusu ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro tespitinin iptali ile müvekkilinin de adı yazılmak suretiyle tescilini istemiştir.
Hazine vekili, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhin silinmesine yönelik olarak davaya müdahil olmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, "dava konusu taşınmazın 2017 yılından sonra temizlenerek kullanılmaya başlandığı 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davacının davasının reddine; asli müdahil ...'a hazır olduğu 21.02.2020 tarihli celsede payına düşen keşif masraflarını yatırması için usulüne uygun olarak ve sonucu ihtar edilerek keşin süre verilmesine rağmen üzerine düşen gideri yatırmadığından keşif deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilmiş ve bu nedenle iddiasını ispatlayamadığından davasının reddine;
asli müdahil Hazine'nin istemine gelince, yapılan kadastro işlemi kullanım kadastrosu olmayıp tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğundan ve bu tür çalışmada taşınmazların kayıtlarına kullanıcı şerhi verilmesine dair bir düzenleme bulunmadığından tutanağın beyanlar hanesinde yer alan zilyetlik şerhinin terkini gerektiği gerekçesiyle asli müdahil Hazine'nin davasının kabulüne, dava konusu İstanbul ili, Şile ilçesi ...
Mahallesi ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın 01.02.2018 tarihli kadastro komisyon tutanağı tespitinde beyanlar hanesine yazılan zilyetlik şerhinin iptaline, taşınmazın kadastro komisyon tutanağındaki nitelik ve yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 21.02.1991 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Arazi kadastro çalışmaları ise 1972-1973 yıllarında yapılmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/539, K. 2025/785, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama