KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/6619 E., 2025/2989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1075 E., 2024/1338 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/1 E., 2023/4 K.
Karar Metni
634 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain tapuda paylı olarak davacı ve dava dışı paydaşları adına kayıtlı (eski 456 ada 8 parsel, 300,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz) yeni 456 ada 8 parsel, 298,11 m² yüzölçümlü olarak tescil edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın sayısallaştırma işlemleri sonucunda bir kısmının 456 ada 9 parsel sayılı taşınmaza, bir kısmının da 456 ada 13 parsel sayılı taşınmaz içinde yazıldığını, taşınmazın 1980 yılında gerçekleştirilen tapulama çalışmaları sonucunda yüzölçümü 304 m² olarak belirlenmesine rağmen, 2002 tarihinde yapılan sayısallaştırma işlemlerinde taşınmazın 298,11 m² olarak askıya çıkarıldığını ileri sürerek, belirlenmiş tapu kayıtlarının iptali ile 01.08.2002 tarihli aplikasyon krokisine göre davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; ''...Somut olayımızda yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere dava konusu olan 456 ada 8 nolu parselin ilk tesis kadastrosunda 300,00 m² olan alanının sayısallaştırma sonucunda 298,11 m² olarak tespit edildiği, yüzölçümde meydana gelen alan farkının dava konusu parselde teknik yönden sınırlandırma ya da tersimat gibi hatadan kaynaklanmadığı, dava konusu 8 nolu parsel ile müşterek sınırı olan 9, 13 ve 14 nolu parsellere ait tesis kadastrosu sırasında kırık noktaların hatalı ölçümünden kaynaklandığı,
mevcut zemin kullanımı ile yapılan sayısallaştırma işleminin birbiri ile uyum olduğu ve nihayetinde yapılan sayısallaştırma çalışmasının mevzuat hükümlerine uygun olarak yapıldığı, alınan bilirkişi raporu uyarınca yapılan hesaplama neticesinde yüz ölçüm farklılığının ilgili teknik yönetmelik uyarınca yanılma hesabı sınırı içinde kaldığı ve dolayısıyla Kadastro Haritalarının Sayısallaştırılması Hakkında Yönetmelik uyarınca, parsellerin;
sayısallaştırma işlemi sonucunda ortaya çıkan ve kadastro teknik mevzuatında öngörülen yanılma sınırı içinde kalan yüzölçümü farklılıklarında, sayısallaştırma işlemi ile hesaplanan yüzölçümlerinin esas alınacağı, yine aynı yönetmeliğin 15/1 maddesinde düzenlendiği üzere, yapılan sayısallaştırma işlemi neticesinde parsellerin yeni yüz ölçümleri iyileştirilmiş ve dönüştürülmüş koordinat değerleri ile hesaplanacağı ifade edilmiştir.
Sayısallaştırma çalışmasının amacının eski kadastro paftalarının güncellenerek yeni sistemde tekrar belirlenmesi ve yüz ölçümlerinin yeniden hesaplanması olduğundan eski yüzölçümü ile sayısallaştırma çalışması neticesi oluşacak yeni yüz ölçümlerinin farklı olmasının işin doğasında olduğu ve hatta sayısallaştırmanın yapılış amacının bu olduğu dolayısıyla fen bilirkişi raporu ve ekli krokide, dava konusu parseller ile sınırının sabit tesislerden oluştuğu ve tespit tarihi ile keşif tarihindeki eylemli durum arasında bir değişikliğin bulunmadığı ancak kadastro sırasında belirtilen sınırlarda ölçü hatalarının mevcut bulunduğu,
sayısallaştırma işlemi sırasında bu hataların tespit edilerek mevzuat çerçevesinde düzeltme raporu ve düzeltme krokisi düzenlenerek gerekli düzeltmenin usulünce yapıldığı...'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6619, K. 2025/2989, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama