Kullanım kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 1689 ada 15 parsel sayılı 1.926,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, ... ve ...'ın fiili kullanımında bulunduğu ve parselin 1.842,51 metrekaresinin eylemli orman vasfında olduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., çekişmeli 1689 ada 15 parsel sayılı taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli ve 2010/853 Esas, 2012/1254 Karar sayılı kararıyla; "çekişmeli 1689 ada 15 sayılı parselin tespit gibi 2/B vasfıyla Hazine adına tapuya tespit ve tesciline, beyanlar hanesinin silinerek, beyanlar hanesine, 'İş bu taşınmaz 3 yıldan beri .. oğlu ...'ün kullanımındadır. Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğünün 25.05.2010 tarihli 4801 sayılı yazısına istinaden 1.842,51 metrekaresi eylemli orman vasfındadır, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır' ibaresinin yazılmasına," karar verilmiş ve bu karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.04.2014 tarihli ve 2013/10040 Esas, 2014/4410 Karar sayılı ilamı ile onanmakla 09.12.2014 tarihi itibariyle kesinleşmiştir.
Hükmün kesinleşmesinden sonra, Orman İdaresi vekili 28.03.2023 havale tarihli dilekçesi ile gerekçeli kararda; "Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğünün 25.05.2010 tarihli 4801 sayılı yazısına istinaden 1.842,68 m²si eylemli orman vasfındadır," şeklindeki ifadede geçen "1.842,68 m2"lik kısmın ibaresinin "1.852,68 m2" olarak tavzihen düzeltilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2023 tarihli ek kararıyla, hükmün tavzih yoluyla istenilen şekilde düzeltilmesine dair verilen hükmün Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 22.04.2024 tarihli ve 2024/155 Esas, 2024/2695 Karar sayılı ilamıyla; "tavzih yoluyla hükmün değiştirilmeyeceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hak ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği gözetilerek, tavzih talebinin reddine karar verilmesi" gereğine değinilerek ek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 20.09.2024 tarihli ve 2010/853 Esas, 2012/1254 Karar sayılı kararı ile bozma kararındaki gerekçelerle tavzih talebinin reddine karar verilmiş, hüküm ... ve ... vekili ile Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre,
uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi ek kararının usul ve kanuna uygun olup ... ve ... vekili ile Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.