KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/1207 E., 2025/2090 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1714 E., 2024/1908 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kahramanmaraş 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/583 E., 2023/680 K.
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kahramanmaraş ili Onikişubat ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 331 ada 5 parsel sayılı 5.773,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfı ile, 331 ada 6 parsel sayılı 4.589,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz yol vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlı olup, üzerilerinde ''6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 2004 yılından bu yana Gamze Gökçek kullanımındadır" şerhi mevcuttur.
Davacı vekili; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 331 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiş, davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 1989 yılında kesinleştiği, davanın ise 2022 yılında açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği" gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; "yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre 2/B uygulaması yapıldığı ve dava konusu taşınmazın 2/B kapsamında kaldığı ve bu uygulamanın 14.11.2011 tarihinde 6 ay süreyle askı ilana çıktığı, dolayısıyla 2/B'ye ayırma işleminin 15.05.2012 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 10.11.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesindeki ''...Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra,
kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz'' hükmü dikkate alındığında, taşınmazın 2/B kapsamında kaldığı ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği, 2/B kapsamında kalan taşınmazın tescilinin istenemeyeceği, davacının 2/B işleminin iptali yönünden hak düşürücü süreleri kaçırdığı, İlk Derece Mahkemesince davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı,
ne var ki, davalı Hazine lehine vekalet ücretinin maktu belirlenmesi ve mahkeme kararının sonucu itibariyle doğru olduğu göz önüne alınarak gerekçesi düzeltilen İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesi ile davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1207, K. 2025/2090, 12 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama