Kadastro sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 180 ada 22 parsel sayılı 6071,69 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ırsen intikal, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle verasette iştirak olarak ... ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesiyle; çekişmeli taşınmazın müşterek muris .. ...’den intikal ettiğini, ancak kendisi adına miras payına nazaran eksik yer tespit edildiğini ileri sürerek dava açmış ve davacı ...’ın, yargılama sırasında ölmesi nedeniyle dava, mirasçıları tarafından takip edilmiştir.
Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm Dairemizin 18.12.2023 tarih ve 2023/488 Esas-2023/6485 Karar sayılı kararı ile bozulmuş olup bozma ilamında özetle "... çekişme konusu 180 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinden olan davalı ..., yargılama sırasında 25.5.2018 tarihinde vefat etmiş olup uyaptan temin edilen nüfus kaydının incelenmesinde, davaya mirasçısı olarak taraf edilen eşi .. ve kızı .. dışında, davada taraf olmayan oğlu ... ile kızı ..'in de bulunduğu, ancak adı geçenlerin usulünce davaya dahil edilmediği ve böylelikle taraf teşkili tamamlanmadan davaya devam edilerek hüküm kurulduğu,
taraf teşkilinin sağlanmasının dava şartı olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilemeyeceği, hal böyle olunca; öncelikle, davacı tarafa davasını, yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan tespit maliki davalı ...' in mirasçılarından ... ile ...'e yöneltmesi için süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, adı geçen mirasçılardan savunma ve delillerinin sorulması, bildirdikleri takdirde delillerinin toplanıp bundan sonra işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde bir hüküm kurulması..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak ve davacı tarafça adı geçen mirasçılar davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonucunda "...dava konusu taşınmazın kök muris .. geldiği,.. mirasçıları arasında usulüne uygun şekilde yapılmış bir taksimin bulunmadığı, davacının taşınmazların başına gelerek kendi taşınmazının neresi olduğunu sormuş olması uzaktan taksime rıza göstermiş gibi düşünülse bile aralarında yaşanan tartışma ve taşınmazların davacının taşınmazının içine doğru genişletilmesi durumunun taksimin sürdürülmediğine dair kanaat oluşturduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne.
180 ada 22 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline,Dava konusu edilen 180 ada 22 parsel sayılı taşınmazın ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/291 Esas- 2008/305 Karar sayılı mirasçılık belgesi dikkate alınarak taşınmazın tamamının 160 pay kabul edilmek sureti ile 40/160 payın ...(...) adına tesciline; bakiye payın tespit gibi ... adına tesciline şeklinde karar verilmiş olup hüküm davalı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... ve müşterekleri vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak çekişme konusu 180 ada 22 parsel sayılı taşınmaz ırsen intikal, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuksal nedenine dayalı olarak verasette iştirak halinde ... ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit edildiğine ve davacı ... tarafından açılan iş bu dava sonucunda taşınmazın tamamının 160 pay kabul edilmek sureti ile 40/160 payın ... (...) adına tesciline karar verildikten sonra bakiye payın yine verasette iştirak şeklinde ... ... mirasçıları ..., ..., ...,... ve ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken; hüküm yerinde "tespit gibi ..." adına tesciline şeklinde karar verilerek;
diğer tespit malikleri olan ..., ..., ... ve ...'in aleyhlerine olarak şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz ve bozma nedeni ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun' un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.