KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2487 E., 2025/5129 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/215 E., 2020/309 K.
- Bölge adliye mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1385 E., 2024/769 K.
Karar Metni
719 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitinden önceki nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.12.2024 tarihli ve 2024/5847 Esas, 2024/7849 Karar sayılı ilamıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili Avukat maddi hata talepli dilekçesiyle "kararın tebliği tarihten itibaren süresi içerisinde temyiz dilekçesinin verildiğini" belirterek Dairemizin ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazlarının incelenerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya ve UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının, davacı vekili ...'e 10.09.2024 tarihinde elektronik yolla tebliğ edildiği ve davacı vekilinin UYAP evrak işlem kütüğü incelemesinde 20.09.2024 tarihinde dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar, Dairemiz kararıyla davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından temyiz başvuru dilekçesinin 01.10.2024 tarihinde kaydedildiği UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda anlaşılmış olup, Dairemizce davacı vekilinin de temyiz temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmesi gerekirken sehven davacı vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin talebinin kabulüne Dairemizin 23.12.2024 tarihli ve 2024/5847 Esas, 2024/7849 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve kesinlik, süre,
temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro çalışmalarında dava konusu 545 parsel sayılı taşınmaz köy tüzel kişiliği adına mera vasfıyla tespit edilmiş, tespite yapılan itiraz sonucunda kadastro komisyonunca yapılan itirazına reddine karar verilmiş, bu karar 25.02.1980 tarihinde kesinleşmiştir. Dava dışı 3. kişilerin 20.03.1980 tarihinde açtığı davada, Mazıdağı Tapulama Mahkemesinin 1980/13 Esas ve 1983/10 Karar sayılı 11.07.1983 tarihli ilamıyla orman olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Bu karar 01.09.1983 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmaz tapuda 20.08.2013 tarihinde yapılan cins değişikliği ile orman olarak tescil edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde özetle; Mardin ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde bulunan (K22) olarak belirtilen yaklaşık 40.142,81 metrekare, (K21) olarak belirtilen yaklaşık 20.661,27 metrekare taşınmazlarda davacının 30 yılı aşın süredir zilyetliğinde olduğunu, davacıdan öncede 100 yılı aşkın süredir murislerinin uzun süreli zilyetliği bulunduğunu, taşınmazın orman ve mera olmadığından bahisle, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; fen bilirkişisi raporuna göre taşınmazların 545 nolu parsel içerisinde kaldığı, Tapu Müdürlüğünden getirtilen kayıt neticesine göre 545 parselin 25.02.1980 yılında kadastrosunun kesinleştiği, her ne kadar sonradan bir dava ikame edilmiş ise de 11.07.1983 yılında davanın reddine karar verildiği, bu kararın da 01.09.1983 yılında kesinleştiğinin görüldüğü, davanın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın 1980 yılında mera olarak tespit gördüğünü, Hazinenin davası üzerine orman olduğu gerekçesiyle tesciline karar verildiğini fakat durumun tapuya tescil edilmediğini, bu haliyle taşınmazın tapulama harici olarak işlem gördüğünü, tescilin 2013 yılında yapıldığını, kendilerinin öğrenme ve dava açma tarihlerinin 2013'e göre dikkate alınması gerektiğini, tapu sicili aleni olduğundan sicile güvenerek dava açtıklarından aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, kazanım koşullarının oluştuğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararlarındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2487, K. 2025/5129, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama