KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2515 E., 2025/6622 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2293 E., 2025/713 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/360 E., 2023/466 K.
Karar Metni
1.011 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ...
Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 42... parsel sayılı 1926,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu ve kullanıcısının ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., .... oğlu ..., ... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., .... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ...oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... , ... oğlu ... , ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ...k, ... kızı ..., ... kızı ..., ... kızı ..., ... oğlu ...,
... oğlu ..., ... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu..., ... oğlu ..., ... oğlu ...,... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... , ... oğlu ..., ... oğlu ... olduğu şerhi yazılarak, arsa vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde. İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ...
Mahallesinde bulunan Sultanbeyli sanayi sitesinin müvekkili tarafından müteahhit ve hissedar sıfatıyla inşa edildiğini, bir kısmının devredildiğini, bir kısmını kullanmaya devam ettiğini, kadastro çalışmalarında 1 42... parselin Sultanbeyli sanayi sitesi olarak tespit edildiğini, hak sahiplerine devir işlemlerinin devam ettiğini, müvekkiline ait iş yerlerinin bulunduğu kısmın kullanıcısının müvekkili olduğunun belirtildiği,
dükkanların avlusu olarak kullanılan müvekkili dışında bir başkası tarafından kullanılmayan ve kapısında kepenk kapı sistemi bulunan alanın yol olduğu belirtilerek tescil dışı bırakıldığını, bu kısmın yol olmadığını, müvekkilinin fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine müvekkil lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ün zilyetliğinin araştırılarak taşınmazda zilyetliğini kanıtlayacak herhangi bir ilgisinin ve muhdesatın olup olmadığı hususunun açığa kavuşturulması, herhangi bir hak sahipliğinin olmadığının anlaşılması halinde taşınmaz üzerine herhangi bir beyanın konulmaması gerektiğini, bu sebeple davacı ...'ün davasını ispatlamak zorunda olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince çalışmaların Kadastro Müdürlüğü tarafından yürütüleceği açıkça belirtildiğinden idari ve hukuki sorumluluğun müvekkili Belediyeye ait olmadığını belirterek, davanın müvekkili İdare yönünden husumet yokluğu nedeniyle, aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; '' dava konusu edilen alanın üç tarafının 1 42... parsel ile çevrili olduğu, 1 42... parsel üzerinde her birine bağımsız bölüm numarası verildiği, iş yeri olarak kullanılan dükkanların bulunduğu, davaya konu edilen alanın da 1 42... parselde bulunan 2 katlı dükkanlar ile çevrili olduğu, zemin kattaki dükkanların girişinin dava konusu edilen alandan yapıldığı, zemin kattaki iş yerlerinin giriş çıkış yeri, iş yerlerinin avlusu ve otopark olarak kullanıldığı, 2. kattaki dükkanların girişinin ise farklı yer ve sokaktan olduğu,
zemin kattaki dükkanların kullanıcısının davacı olduğu, her bir dükkana bağımsız bölüm numarası verildiği, davacı ...'ün dükkanların her birini kiraya vermek suretiyle tasarrufta bulunduğu, 1 42... parselde lehine kullanıcı şerhi verildiği, 1 42... parsel üzerinde bulunan dükkanların her birine bağımsız bölüm numarası verilerek kullanıcılarının tapuya şerh edildiği, davacı ...'e ait dükkanların üst katlarındaki dükkanlarında farklı bağımsız bölüm numarası ile dava dışı şahıslara ait olduğu, zemin kattaki dükkanların giriş çıkışının davaya konu edilen alandan yapıldığı,
yol olarak kadastro dışı bırakılmasında isabetsizlik bulunmadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''dava konusu edilen ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen alanın Sultanbeyli sanayi sitesi olarak kullanılan 1 42... parsel içerisinde avlu şeklinde bulunduğu, Sultanbeyli sanayi sitesinin tamamının davacı ...'e ait iken davacı ... tarafından bir kısmının satıldığı, her bir bağımsız bölüme numara verildiği, dava konusu kısmın girişinin kepenk ile kapalı olduğu, davacı ... tarafından kullanıldığı,
bodrum katta bulunan ve davacı ...'e ait olduğu belirtilen tüm iş yerlerinin giriş çıkış yeri olarak kullanıldığı, işyerlerine ait otopark olarak kullanıldığı, üst katta yer alan bağımsız bölümlerinin pencerelerinin bu kısma baktığı, bodrum katında yaklaşık 8-10 adet iş yeri bulunduğu, her birinin kapısının ayrı olduğu, davacı ... tarafından bazılarının kiraya verilmek suretiyle kullanıldığı, dava konusu edilen kısmın davacı ... adına tesciline karar verildiği,
ileride davacı ... tarafından 1 42... parsel sayılı taşınmazda yer alan iş yerlerinin satıldığı takdirde, iş yerlerine giriş ve çıkışın mümkün olmayacağı, bu iş yerlerinin fiilen kullanılmasının mümkün olmayacağı, bu nedenle dava konusu edilen ve (A) harfi ile gösterilen kısmın bodrum katında bulunan tüm dükkanların giriş ve çıkış yeri olarak kullanılması gerektiği'' belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde.
İlk Derece Mahkemesi kararının çelişkilerle dolu olduğunu, giriş kattaki tüm dükkanların davacı ...'e ait olduğunu, müvekkiline ait dükkanların giriş çıkışının yapıldığını, girişin müvekkili tarafından kepenk ile kapatıldığını, dava konusu alanın avlu olarak planlandığı ve pasaj tipi yapıldığı hususlarının keşifte görüldüğünü ve de bilirkişi raporunda da ifade edildiğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu yerin yol olmadığını, kamunun kullanımına tahsis edilmediğini, imar planında konut alanı olarak göründüğünü,
sadece müvekkili tarafından kullanılan bir alan olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2515, K. 2025/6622, 27 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama