KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2661 E., 2025/6882 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/212 E., 2025/114 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
870 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmaz, 1971 yılında yapılan kadastro sırasında paftasına orman yazılmak suretiyle tescil harici bırakıldıktan sonra 19.01.1996 tarihinde 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılarak ilan edilip kesinleşen orman ve 2/B kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmış, 2019 yılında 11.913 m² yüzölçümüyle tarla vasfıyla ihdasen Hazine adına tescil edilen 3405 parsel içerisinde kalmıştır.
Davacı ... dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan 2,5 dönümlük taşınmaz hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taraf teşkilinin sağlanması gereğine değinilen usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.981,47 m² yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, ... Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 28.03.2022 tarihli ve 2021/8924 Esas, 2022/2892 Karar sayılı kararıyla; "...İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı, temyiz incelemesi sırasında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sayfası üzerinde yapılan incelemeye ve UYAP sistemi üzerinden alınan tapu kayıt örneğine göre, dava konusu taşınmaz bölümünün 3405 parsel numarası altında 11.913,93 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla hüküm tarihinden sonra 05.04.2019 tarihinde idari yoldan (ihdasen) Hazine adına tapuya kaydedilen taşınmazın sınırları içinde kaldığı,
taşınmazın 3405 sayılı parselin çapı kapsamında kalıp kalmadığının İlk Derece Mahkemesince tereddütsüz olarak belirlenmesi gerektiği, ayrıca; mahallinde yapılan keşifte beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişiler ve davacı ... tanıkları, dava konusu taşınmazın öncesinde davacının babası ... tarafından, son 20 yıldır ise davacı ... tarafından kullanıldığını ve davacının babasının halen sağ olduğunu beyan ettikleri halde, davacı ...'in taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin hangi sebebe dayalı olduğu, zilyetliğin babası ile birlikte mi yoksa kendi adına mı olduğu,
kendi adına ise taşınmazın davacı ...'e nasıl geçtiği ve zilyetliği ne sebeple sürdürdüğü sorulup belirlenmediği, yine dava konusu taşınmazın 1971 yılında yapılan kadastro sırasında paftasına orman yazılmak suretiyle tescil harici bırakıldıktan sonra 19.01.1996 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, ormancı bilirkişi tarafından 1943 tarihli hava fotoğrafı ve kadastro paftasının aynı ölçekte çakıştırılmış görüntüsüne yer verilmediği,
dosya arasında bulunan 1999 tarihli mera komisyon kararında, dava konusu taşınmazın bulunduğu sahanın mera olarak kullanım kabiliyeti konusunda problem görüldüğünden bu yerlerin ölçülmemesi kararlaştırılmış olup, taşınmazın mera niteliği taşıyıp taşımadığı hususunda da tereddüt meydana geldiği ve ziraatçi bilirkişi raporunda bu yönde bir araştırma yapılmadığı, zilyetliğin tespitine yönelik olarak hava fotoğraflarından yararlanılmadığı..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu alanın fen bilirkişisi raporunun ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen ve kadastro sonucunda 3405 parsel sayılı taşınmazın içinde kalan 2.981,47 m²lik alan olduğu, dava tarihinden önceki 3 ayrı döneme ilişkin hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu hazırlanan rapora göre dava konusu edilen alanın sınırlarının belirgin olduğu, tarla niteliğinde olduğu, imar-ihyasının 1980 yılında başlayıp 1997 yılında tamamlandığı, 1997 yılından beri tarla olarak kullanıldığı, taşınmazın 47 85... sayılı Kanunlar kapsamında olmadığı,
3116 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazın 1997 yılından itibaren ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla kullanıldığı, taşınmazın tahsisli mera kaydının olmadığı, taşınmazın evveliyatı, toprak yapısı, niteliği ve ekim gibi tarımsal işlemlerin uzun yıllardır yapıldığı ve tarımsal olarak bitki ekim dikimine müsait olduğu,
dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazda 20 yıldan fazla süredir davacı ...'in fasılasız ve nizasız zilyet olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 3405 parsel sayılı taşınmazın, 17.04.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun ekinde yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 2.981,47 m²lik kısmının ifrazen iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline, 17.04.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun ve eklerinin Mahkeme ilamının eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar (A) harfi ile gösterilen taşınmazın hava fotoğraflarında sınırları belirgin tarla niteliğinde olup 1980 yılında başlayan imar ihya işlerinin 1997 yılında tamamlandığı ve o tarihten itibaren tarla vasfında kullanıldığı kabul edilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de; çalılık niteliği sebebiyle imar ihyaya muhtaç olduğu İlk Derece Mahkemesi kararında da kabul edildiği anlaşılan dava konusu taşınmaz bölümünün, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1989 tarihli hava fotoğrafında da çalılık alan olarak göründüğünün belirtildiği, taşınmazın 2008 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli ...
İmar Planı kapsamına alındığı, imar planı sonrası zilyetliğe değer verilemeyeceği dikkate alınarak, bu nedenle zilyetliğin kesintiye uğraması ve aralıksız yirmi yıllık zilyetlik koşulunun sağlanmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2661, K. 2025/6882, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama