KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/3021 E., 2025/4932 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1271 E., 2025/287 K.
- Karar
- Birleşen dosya yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya davacısı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve asıl dava yönünden dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine
- İlk derece mahkemesi
- ... (Karabük) Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/44 E., 2022/57 K.
Karar Metni
1.071 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz ve beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkin asıl dava ile orman sınırları içinde kalan taşınmazların nitelik kaybı sebebiyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması isteğine ilişkin birleşen davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, asıl ve birleşen dosya davacıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, birleşen dosya yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya davacısı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve asıl dava yönünden dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, birleşen dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Birleşen davada davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde.
Karabük ili ... ilçesi ... köyünde 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca kadastro çalışmalarının yapıldığını, köyde "..." olarak bilinen 2 dönümlük arazide müvekkillerinin murislerinden intikal eden 50 yılı aşkın zilyetliklerinin bulunduğunu, müvekkillerinin murisi tarafından ekilip biçilen bu yerin müvekkillerine, murisleri tarafından paylaştırılan ve düşen yer olduğunu, taşınmazın doğusunda iki çayın birleştiği yer, batısında Bostancılar mezarlığı, kuzeyinde ... deresi Hayvanpazarı yeri, güneyinde ...'ya ait tarla bulunduğunu,
Orman Tahdit Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme ile dava konusu taşınmazın orman arazisi olarak tespit ve kayıt gördüğünü, taşınmazın tarımsal amaçlı olarak 50 yılı aşkın süredir fiilen kullanıldığını, orman arazisi olmayıp orman vasfını yitirdiğini belirterek 6831 sayılı Kanun 2/B maddesi uyarınca yapılan kadastro işlemi sonucunda 102 ada 1 parsele vaki beyanlar hanesinde orman arazisi olarak yapılan tespit ve şerhin iptali ile 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamına alınmasını ve tapu kaydına kayıt ve şerh edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davacılar vekili 02.06.2021 tarihli beyan dilekçesinde; davacılar yönünden orman parsel tapusunun iptal edilerek davacıların fiilen kullandığı tarım arazisi olarak kullanılan taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamına alınmasına karar verilmesi talep ettiklerini beyan etmiştir.
Asıl ve birleşen davacılar vekili 13.12.2021 tarihli beyan dilekçesinde; birleşen davacılar yönünden 101 ada 5 parselin kadastro tespitinin eksik ve yanlış değerlendirmeler neticesi yanlış tespit yapıldığını, dava konusu taşınmazın ... ilçesi ... köyünde 2 dönümlük bir yer olduğunu, iş bu yerin 50 yıldan uzun süredir tarım arazisi olarak değerlendirildiğini, söz konusu yerin ''orman'' olarak nitelendirilemeyeceğini, davacılar yönünden orman parsel tapusunun iptal edilerek davacıların fiilen kullandığı tarım arazisi olarak kullanılan taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamına alınmasına karar verilmesi gerektiğini,
asıl davacı yönünden 306 ada 16 parselde yer alan taşınmazın dava konusu olduğunu, bu taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamına alınmasının talep edildiğini, söz konusu taşınmazın arsa vasfında görülerek 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamına alınmaması nedeniyle dava açıldığını, söz konusu taşınmazın orman vasfında kabul edilerek 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamına alınmasını talep ettiklerini, beyan etmiştir.
Birleşen davada davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davaların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) madde 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereği hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş; asıl ve birleşen davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... birleşen dosya davacıları ... ve ...'nın istinaf istemleri yönünden, birleşen davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen kararda istinaf edenin sıfatı itibarıyla usul ve esas yönünden kanuna aykırılık olmadığı,
asıl dosya davacısı ...’nın istinaf istemi yönünden Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ..." gerekçesiyle, davacı ...'nın istinaf başvurusunun kabulü ile asıl dava yönünden 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.3 üncü maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine dair kesin olmak üzere, birleşen dava yönünden ise davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar,
birleşen dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Birleşen dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ... adına açılan davanın tefrik edilerek yargılamaya ayrı olarak devam edilmesi gerektiğini, müvekkili ...’nın yargılama aşamasında vefat ettiğini, ekte sunulan veraset ilamı gereğince mirasçıları olarak taraf teşkili sağlanması gerektiğini, birleşen davacı ... mirasçıları yönünden eksik inceleme ile afaki gerekçelerle davanın reddedildiğini, taşınmazların fiilen muris ve birleşen davacılar tarafından kullanıldığını,
Mahkemece yerinde keşif incelemesi ve bilirkişi raporu almaksızın Karabük Kadastro Mahkemesi tarafından yapılan keşif ve bilirkişi raporu ile yetinerek kararı verildiğini, orman tahdit komisyonu tarafından 6831 sayılı Kanun kapsamında orman alanlarını belirlenmesi ve 2/B madde çalışmaları neticesinde ... ilçesi ... köyü, 102/1 parselin (105 ada 1 parsel) orman vasfında değerlendirildiğini, hatalı ve yanlış tespit yapıldığını, dava konusu yerin 2 dönümlük bir yer olduğunu, taşınmazın 50 yıldan fazla süredir tarım arazisi olarak değerlendirildiğini, bu yerin "orman" olarak değerlendirmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu,
orman vasfında olmadığını, dava konusu taşınmazın 1980 ve öncesinde tarım arazisi olduğunu, eksik incelemeye dayalı olarak gerekçe içermeyen Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet veren davalı Kurum lehine vekalet ücreti tesisinin ve davacı taraf aleyhine yargılama gideri yükletilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek asıl ve birleşen dava dosyalarının tefrik edilmesine,
birleşen dava dosyasına vaki İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükme yönelik Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmesini istemiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen birleşen davaya ilişkin karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dosya davacıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3021, K. 2025/4932, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama