KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/3505 E., 2025/5889 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/470 E., 2025/799 K.
- İlk derece mahkemesi
- Konya Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/1 E., 2024/45 K.
Karar Metni
957 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ... Başkanlığının davasının aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine, asli müdahilin davasının görev yönünden usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek suretiyle davacı ...'nın davasının aktif dava ehliyeti bulunmadığından reddine, asli müdahilin davasının ise görev yönünden usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili, davalı ... İdaresi vekili ve asli müdahil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılıp 19.09.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile (2/B) madde uygulama çalışması bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi..., ..., ..., ..., ... ve ...
Mahallelerini kapsayan yeşil kuşak adıyla bilinen ve tapuda tescilli olmayan fakat tescil edilmek istenen 417 18... , 417 19... , 417 25... , 417 37... , 417 40... , 417 41... , 417 42... , 417 43... , 417 44... , 417 45... , 417 47... ve 417 48... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili uygulama imar planının bulunduğu yerlerin orman sınırı içerisinde gösterilmesinin hatalı olduğunu, tesis kadastrosu esnasında bu bölgelerin dağlık taşlık alan olarak tespit edildiğini ve tapulama harici bırakıldığını, müvekkili Belediye tarafından bazı bölgelerde yapılan mesire alanlarının da bu sınır içinde yer aldığını,
uygulama imar planı olarak kullanım amacı belirlenmiş yerlerin dikkate alınmadan orman olarak belirtme yapılmasının hatalı olduğunu belirterek, tespitin iptaline karar verilmesini talep etmiş. 17.10.2019 tarihli dilekçesi ile, dava konusu edilen 417 18... ve 417 42... parsel sayılı taşınmazlar yönünden açmış oldukları davadan vazgeçtiklerini bildirmiştir.
Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; ... Mahallesi 417 25... parsel sayılı taşınmazın 43 86... parsel ile mükerrer olduğunun tespit edildiğini belirterek, bu taşınmazdaki 1000 m²lik kısmın imar barışı nedeniyle adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacının dava konusu taşınmazların uygulama imar planı kapsamında kaldığı hukuksal nedenine dayanarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 4/13. fıkrası gereği yapılan düzeltme işleminin iptalini talep ettiği, başkaca bir hukuksal nedene dayanmadığı,
orman kadastrosuna 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesi gereğince hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin itiraz edebileceği, davacı Belediyenin, herhangi bir tapu kaydına dayanmadığına göre kanunda öngörülen hak sahipliğinin de orman kadastrosu tutanaklarının düzenlendiği 1998 yılından önceki davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yıl sürdürülen zilyetlikle mümkün olabileceği, ancak bu tür bir zilyetliğin davacıya orman kadastrosuna itiraz davası açma hakkı (aktif dava ehliyeti) verebileceği, taşınmazların Belediyece imar planı içerisine alınmış olmasının belediyeye hak sahipliği tanımayacağı,
eldeki düzeltme işlemine itiraz davası açma hakkının da 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesi gereğince hak sahibi gerçek ve tüzel kişilere ait olduğu, bu sebeple dava konusu taşınmazlarda hak sahibi olmayan davacı ...
Belediyesinin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı; asli müdahilin davası yönünden ise talebin tespit sonrası sebebe dayalı olduğu, bir an için talebin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak orman sınırı dışına çıkarılması istemine ilişkin olduğu kabul edilse dahi askı ilan süresi içerisinde dava açan asıl davacı ...
Belediyesi hakkında aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi sebebiyle, usulünce açılmış bir davadan da söz edilemeyeceği gerekçeleriyle, davacı ...
Belediyesinin davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, dava konusu 417 19... , 417 25... , 417 37... , 417 40... , 417 41... , 417 43... , 417 44... , 417 45... , 417 47... ve 417 48... parsel sayılı taşınmazların düzeltme zabıtları sonucu oluşturulan tescil bildirimleri gibi tescillerine, asli müdahil ...'nun davasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ve davalı ...
İdaresi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; dosya içeriği ve toplanan delillere göre Mahkemece yazılı gerekçe ile davacı ... ve katılan ... yönünden verilen kararlarda hukuka aykırı yön görülmediği, ancak davanın reddine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, kadastro tespitinin kesinleşmesi sonucu idarece her zaman düzenlenebilecek olan, somut olayda miktar ve malik hanesi boş tescil bildirimine göre tescil kararı verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının kamu düzenine ilişkin nedenlerle kabulüne, sair nedenler yönünden reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurmak suretiyle davacı ...
Başkanlığının davasının aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle reddine, müdahil ...'nun davasının 6100 sayılı Kanun'un 115/2. maddesi uyarınca usulden reddi ile Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili, davalı ... İdaresi vekili ve asli müdahil tarafından temyiz edilmiştir.
1. Asli müdahil ...'nun temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Kanun'un 362/1-c bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemelerinin, yargı çevresi içinde bulunan İlk Derece Mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararları ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararları kesin olup, temyiz edilemez. Bölge Adliye Mahkemesi kararında temyiz yolunun açık olarak gösterilmesi bu sonucu değiştirmez. Müdahil ...'nun temyiz dilekçesinin bu sebeple reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Davacı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3505, K. 2025/5889, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama