KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/4881 E., 2025/6739 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/823 E., 2025/900 K.
- İlk derece mahkemesi
- Samsun 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/145 E., 2025/43 K.
Karar Metni
810 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından, Bölge Adliye Mahkemesi tavzih ek kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1729 (131 08... parsel) ve 1731 parsel (131 08... parsel) sayılı, sırasıyla 1.236. 64... ,69 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca "Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1998 yılından beri ... kızları ... ve ... kullanımındadır." şerhi yazılarak,
tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare 6292 Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereğince satış işleminden dolayı hak sahipleri ... , ... ve ... adına tapuda kaydı intikal ettirilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ...'nin mirastan feragat ettiği gerekçesiyle dava konusu taşınmazlarda ... adına oluşan kullanım kadastrosu tespitinin hatalı olduğunu belirterek, kullanım kadastrosu tespitinin iptalini ve yolsuz tescile dayalı dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazlarının olduğunu, dava konusu taşınmazların orman sınırı dışına çıkarıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımının geçtiğini, husumet itirazlarının olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Kanun gereği dava açılmadan evvel davalılara satıldığının görüldüğü, satışın dava tarihinden önce 6292 sayılı Kanun kapsamında yapıldığı anlaşıldığından, yapılan satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle.
"Taşınmazların kullanım kadastrosundan önceki fiili kullanıma ilişkin tespite itirazın satış işlemi sonrası mümkün olmadığı, taşınmazların davalılar adına tesciline esas olan hukuki işlemin Hazinenin 6292 sayılı Kanun uyarınca satışına dayanan idari bir işlem olduğu, taşınmazın bir bölümünün dahi olsa hak sahiplerine satılmaması, ilgililerine devredilmemesi veya iade edilmemesi gereken yerlerden olduğunun değerlendirilmesi halinde idari işlemin iptali ile satışın geri alınmasının mümkün olduğu, Hazinenin satışına dayanan 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan idari işlem ortadan kaldırılmadıkça davanın dinlemeyeceğinin de açık olduğu,
karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca davalılar lehine 30.000,00 TL vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, yerel Mahkemece 10.000,00 TL vekalet ücretine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ...
İdaresi vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine ve davanın reddine, davalılar yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda sayısı belirtilen 23.07.2025 tarihli tavzih ek kararında özetle; "Talep eden Hazine vekilinin dilekçesinde belirtilen hususun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 305/2. maddesi gereğince tavzihe konu edilemeyen hususlardan olduğu" gerekçesiyle davalı ... vekilinin talebinin tavzih koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Dursune'nin mirastan feragat ettiğini, halef tayin ettiği kişilerin de hak sahipliği olmadığını, fiili kullanım ve ecrimisil ödemesinin dikkate alınmadığını, Dursune'nin mirastan feragat etmesi nedeniyle 6292 sayılı Kanun gereğince yapılan satış işleminin de geçersiz olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf kanun yoluna başvurmadıkları halde istinaf yargılama giderlerinden sorumlu tutulduklarını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi tavzih ek kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davalıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığı, tapu kaydında oluşan tescilin yolsuz tescil olup olmadığı hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.06.2025 tarihli kararındaki ve 23.07.2025 tarihli tavzih ek kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen kararlar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4881, K. 2025/6739, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama