KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/5125 E., 2025/6755 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/3 E., 2023/6 K.
Karar Metni
1.438 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulundan 628 parsel sayılı 2.830.427,89 m² yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; Hazine adına orman vasfıyla kayıtlı 628 parsel sayılı taşınmazın içinde kalan 400 m²lik kısmını 2000 yılında ...'den muhtar tasdikli satış senedi ile aldığını, taşınmazın belediye mücavir alanı içerisinde kaldığını, tüm kamusal hizmetlerden yararlandığını belirterek, tespitin iptali ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 2003/51 Esas sırasına kaydı yapılan dava dosyası, Mahkemenin 2003/25 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş, yargılamaya anılan dosya üzerinden devam olunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; birleşen dava yönünden dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, bir kısım davacılar, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince eksik inceleme ve araştırma nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmaz toprağının kumlu, balçık toprak tipinde olduğu, arazi eğiminin %8-12 olmakla meyil bakımından toprak muhafaza karakteri taşıdığı, orman bütünlüğünü bozduğu, su ve toprak rejimine zarar verdiği, dava konusu taşınmazın 1957 tarihli en eski memleket haritasında çalılık olarak gösterildiği, 2001 yılına ait amenajman planında ZI sembolü ile tarım alanı olarak gösterildiği, taşınmazın bulunduğu ... köyünde orman kadastrosunun 1995-1996 yıllarında yapıldığı ve taşınmazın orman sayılan yer içerisinde kaldığı,
2003 yılında yapılan arazi kadastrosunda söz konusu yerin orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, 4785 sayılı Orman Kanunu'na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a (4785 sayılı Kanun ) göre Devletleştirilen dolayısıyla 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun'a (5658 sayılı Kanun) göre de iadeye tabi yerlerden olmadığından 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu,
1957 yılı memleket haritasında dava konusu taşınmazın tamamının maki ve fundalık alana isabet ettiği, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı, orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine, ... ili ... ilçesi ... köyü eski 628 parsel (15 numara ile işaretli 398,03 m² yüzölçümlü) sayılı taşınmazın bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek sureti ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak, davacı ... tarafından ise esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; dava dosyasının bozma ilamı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin 2014/25 Esasına kaydedildiği, sonrasında ise tefrik edilerek temyize konu eldeki dosya üzerinden karar verildiği, tefrik dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporlarının fotokopi olması nedeniyle rapor eklerinde bulunan kroki, harita ve fotoğrafların renksiz ve okunaksız olduğu, bilirkişi raporlarının birleşen her bir dava konusu taşınmaz yönünden ayrı ayrı inceleme ve değerlendirme içermediği, bu nedenle denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı,
ayrıca yargılama esnasında dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca uygulama kadastrosuna tabi tutulmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince infazda tereddüt hasıl olacak şekilde kaydı kapatılan parsel numarası üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın uygulama tespit tutanağı ve tapu kaydı ile yöreye ait en eski tarihli ve tüm memleket haritaları ile hava fotoğrafları, varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen,
davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla dava konusu taşınmaz bölümü başında yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı, zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli,
yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli,
taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli, orman kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği'nin 14. maddesinin (m) ve (o) bentlerinde açıkça belirtildiği üzere, maki ve fundalıklarla kaplı alanların orman sayılan yerlerden olduğunun kabul edilebilmesi için, taşınmazın eğiminin %12'den fazla olmasının yanında orman ve orman toprak muhafaza karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici,
su verimini artırıcı etkisi bulunan yerlerden olması gerektiği hususları da araştırılmalı, stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını,
taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, önceki bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak nitelikte, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazlı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı;
yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, önceki bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı;
fen bilirkişisinden ise uygulama kadastrosu sonucu oluşan güncel parsel kayıtları üzerinden keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca,
adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip,
Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak ve dava konusu parselin davalı olduğu diğer dava dosyalarının da birleştirilerek görülmesi suretiyle, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre infaza elverişli bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5125, K. 2025/6755, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama