KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/849 E., 2025/5086 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/305 E., 2024/1599 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/324 E., 2023/424 K.
Karar Metni
615 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanıcı şerhi verilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kullanım kadastrosu sonucunda Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu ... ada ... parsel sayılı 505,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı; krokisinde (A) ile gösterilen 227,36 metrekarelik kısmın arsa vasfı ile 1995 yılından beri ...'in kullanımında olduğu.
(B) ile gösterilen 267,11 metrekarelik kısmın Hazineye ait olduğu; krokisinde (C) ile gösterilen 10,88 metrekarelik kısmın ise arsa vasfıyla ...'ın fiili kullanımında bulunduğu şerhleri yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra taşınmazın 22736/50535 payı 10.10.2013 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun)
uyarınca yapılan satış sonucu ... adına; 1088/50535 payı ise aynı kanun kapsamında yapılan 26.08.2015 tarihli satış sonucu ... adına tapuya tescil edilmiş; bakiye 26711/50535 payı ise Hazine uhdesinde kalmıştır.
Yine aynı yer ... ada ... parsel sayılı 449,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı; krokisinde A ile gösterilen 153,71 metrekarelik kısmının ...'ın arsa vasfı ile kullanımında olduğu; krokisinde (B) ile gösterilen 259,98 metrekarelik kısım Hazineye ait olduğu;
krokisinde (C) ile gösterilen 35,49 metrekarelik kısmının ise ...'un arsa vasfı ile kullanımındadır şerhleri yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra taşınmazın 15371/44918 payı 26.08.2015 tarihinde 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış sonucu ... adına. 3549/44918 payı ise aynı kanun kapsamında yapılan 14.06.2017 tarihli satış sonucu ... adına tapuya tescil edilmiş; bakiye 12999/22459 payı ise Hazine uhdesinde kalmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazları 1993 yılında davacı tarafça satın alındığını, tahakkuk eden vergilerini ödediğini; ancak kullanım kadastro çalışmalarında davacı müvekkilinin tapu kaydına zilyet olarak isminin şerh edilmediğini, boş bırakıldığını ileri sürerek zilyetliğinin tespiti ile belirtilen parseller üzerine davacının zilyet olduğunun şerh edilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda özetle; davacının zilyetlik iddiasında bulunduğu kısımların, ... ada .. ve ... parsel sayılı taşınmazların önü olarak ve bir kısmı duvar ile çevrili bahçeleri şeklinde kullanıldığı, diğer kısımlarının ise boş olduğu, davacının zilyetlik iddiasını ispata yarar somut bir delil bulunmadığı, davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/849, K. 2025/5086, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama