KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2008/20673 E., 2010/10726 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Çocuk Mahkemesi
- Suç
- Kasten yaralama
- Hüküm
- TCK’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-a-son, 31/2, 56, 62, 51/1-3, 5395 sayılı Kanunun 5/1-a, 8/2. maddeleri gereğince mahkumiyet
Karar Metni
855 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.10.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında mağdur ... ve ... ile birlikte oynarken sapanla kuşa attığı taşın sekerek mağdurun gözüne gelmesi sonucu taksirle yaralamaya neden olmak suçundan açılan davanın yargılaması sonunda atılı suçun kasten işlendiğinin kabulu ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
İDDİA
Mağdur ... oluştan 17 gün sonra Cumhuriyet savcısına verdiği 31.08.2005 tarihli ifadesinde: “… ..., ... ve ben bizim mahallede oyun oynuyorduk. Duvara şişe dikmiştik ve elimizle bu şişeye taş atıyorduk. Fakat ...'nin elinde sapan vardı. O sapanla duvarın üzerine çıkmıştı. Attığı taş benim gözüme geldi. Gözüm acıdığı için gözümü yıkadım. Eve gittim. Ben taşı atarken bana doğrultup doğrultmadığını bilmiyorum. OLAY KAZA İLE OLMUŞ İSE DE ben şikayetçiyim…” şeklinde beyanda bulunmasına karşın;
Sulh Ceza Mahkemesinde: “… olay tarihinde ... isimli arkadaşım ile oynuyorduk. ... bize sapan doğrulttu, "atma" diye söyledik, "atacağım" dedi. En sonunda attı. Sapanla attığı taş gözüme geldi. Sanığı önceden dedemlerin mahalleden tanırım. Aramızda husumet yoktur. ... ile yan yana idik. Sanık bana attı…” şeklinde ilk ifadesinden tamamen farklı bir anlatımda bulunmuştur.
SAVUNMA
19.07.2005 tarihli Cumhuriyet savcılığındaki vekili huzurundaki savunmasında: “… Okulun yanında bulunan boş arsada arkadaşım ... ile birlikte dururken büyük bir taşa isabet etti ve sekmesi üzerine sapanımdan çıkan küçük taş az ilerde duran ...’nın gözüne çarptı. Ben kasıtlı olarak ...’nın gözüne taş atmış değilim. Olay tamamen kazaen olmuştur. Sulh Ceza Mahkemesinde; “… Olay tarihinde arkadaşlarım ... ve ... ile oturmakta iken elimdeki sapan ile uğraşıyordum. Ben mağdurun karşısında idim. Mağdurun çaprazında kuş vardı. Ben sapan ile kuşa taş attım. Ancak taş sekerek mağdurun gözüne değdi. Herhangi bir kastım yoktu.” Şeklinde birbirini teyit eden anlatımlarda bulunmuştur.
GÖRGÜ TANIĞI
... : 19.07.2005 tarihinde Cumhuriyet savcısına şüpheli sıfatı ile verdiği ifadesinde: “Olayı görmedim. ...’nın gözüne ben taş atmadım. Olaydan daha sonra haberim oldu. Taşı kimin attığını da bilmiyorum.” diyerek olayı tamamen reddetmiştir. Çocuk mahkemesinde tanık sıfatı ile alınan ifadesinde: “Arkadaşım ... ve ... ile oyun oynuyorduk, yakınımızda ...’da vardı, biz üç arkadaş birbirimize taş atıyorduk, ... bizimle oynamıyordu.
Bu sırada ... sol gözünü tutup "anam" diye bağırmaya başladı, sanık ..., "ben yaptım, ben yaptım" diye bağırıyordu. Sevinçli şekilde bağırıyordu, elinde sapan vardı. Fakat taşı atmadan önce sanık ...’ın mağdura taş atacağım şeklinde bir şey söylediğini duymadım” şeklinde ifade vererek ilk ifadesiyle tamamen farklı olan ve olayın görgü tanığı olduğunu belirten bir anlatımda bulunmuştur.
... (1991 doğumlu): Çocuk mahkemesindeki anlatımında; “ ... ..., ... ve ben olmak üzere üçümüz birbirimize taş atma oyunu oynuyorduk. Bizim biraz uzağımızda ... vardı, fakat o bizimle oynamıyordu, oralarda geziniyordu. Ben bir ara ...’nın gözünü tutup yere yattığını gördüm. Sanık ... "ben yaptım, ben yaptım" diye bağırıyordu. Sanığın elinde sapan vardı. ... ben yaptım ben yaptım derken sevinçli halde idi.”
TUTANAK
16.07.2005 ..., ... isimli polisler tarafından tanzim edilmiştir. “… ... isimli şahıs 14.07.2005 günü saat 18.30 sularında ... ...’nın park içerisinde ... ve ... isimli çocuklardan tespit edemediği birisinin sapanla taş atmak suretiyle oğlunu gözünden yaraladığını beyanla davacı olmuştur...” şeklindeki zapta geçirilen izahattan şüphelinin ... mı ... mi olduğu anlaşılmamaktadır.
...: 16.07.2005 tarihli polis ifadesinde:
“… oğlumun bana söylediğine göre parkta ellerinde sapan olan ... ve ... isimli çocuklardan birisinin sapanla taş atmak suretiyle kendisini sol gözünden yaraladığını öğrendim, yanlız oğlum gözüne taş atanın bu iki şahıstan hangisi olduğunu görememiş …”
Sulh Ceza Mahkemesinde:
“… çocuğumun gözüne taş vurulduğunu ... söyledi, vuranın ... olduğunu da ... söyledi, çocuğum korkusundan söylemedi” şeklinde anlatımlarda bulunmuştur.
Mahkeme gerekçesinde yargılama sırasında dinlenilen mağdurun beyanı bu beyanı destekleyen kamu tanıklarının anlatımlarını birlikte değerlendirerek sanığın, mağduru kasten yaraladığını kabul etmiştir ve bu kabulünde sanığın, mağdurun uyarısına rağmen sapanla taşı mağdura attığını ve olaydan sonra sevinçli bir şekilde “ben yaptım ben yaptım” diye bağırdığı söylemine dayandırmaktadır.
Mahkemenin kabulü ve gerekçesi dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Mağdur 1991 doğumlu, sanık ise 04.11.1992 doğumludur. Yaşları birbirine yakın olmakla birlikte mağdur sanıktan bir yaş daha büyük olup, sanıktan korkması için bir neden yoktur. Hazırlıkta Cumhuriyet savcısına verdiği ifade olayı tüm samimiyetiyle doğru anlatmış, olayın kaza ile olduğunu söylemiştir. Birlikte duvara diktikleri şişeye taş attıklarını ifade etmiştir. Bu ifadede mağdurun sanığı uyardığına dair bir anlatım yoktur.
Daha sonra mahkeme aşamasında gözdeki yaralanmanın ağırlığı nedeniyle çevre ve aile yönlendirmesiyle farklı ifade vermiştir. Bu itibarla mağdurun mahkeme ifadesine itibar etmek mümkün değildir.
Sanık tüm aşamalarda suçunu kabul etmiş ve olayın kaza ile meydana geldiğinin savunmuştur.
Kamu tanığı olarak dinlenilen ... 1995 doğumlu olup, gerek sanıktan gerekse mağdurdan yaş olarak çok daha küçüktür. Şüpheli olarak verdiği ifadesinde olayı hiç görmediğini ifade etmiştir. Bilahare mahkemede olay yerinde olduğunu ve kendilerinin sanık ile oyun oynadıklarını, yakınlarında mağdurun olduğunu, ancak onun kendileriyle oynamadığını ve birden gözünü tutup "anam" diye bağırmaya başladığını söylemiş, ancak mağdurun sanığı taş atmaması için uyardığına dair bir beyanda bulunmamıştır.
Diğer kamu tanığı ...’da mağdurun mahkeme anlatımını doğrulamamıştır.
Sanığın mağduru hedef olarak sapan ile taş attığı sabit değildir. Sanık savunmasında samimidir. Sanık, tanıklar ve mağdur birlikte oynatırken sanığın elindeki sapan ile yerdeki serçeye attığı taşın sekerek mağdurun gözüne isabet ettiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
İzah edilen delillerin değerlendirilmesi sonucu sanığın atılı suçu taksirle işlediğini kabul edilerek, taksirle yaralamaya neden olmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan, çoğunluğun suç vasfını kasten yaralamak olarak kabulüne iştirak etmemekteyiz. 19.10.2010
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2008/20673, K. 2010/10726, 19 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama