İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Ceza Dairesi

YARGITAY · 9. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2013/8532 K.2013/16092

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Esas2013/8532Karar2013/16092Tarih17 Aralık 2013Okuma5 dk · 1.008 kelime

KÜNYE

9. Ceza Dairesi 2013/8532 E., 2013/16092 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Aralık 2013
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Suç
Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması
Hüküm
TCK'nın 268/1 delaletiyle 267/1, 269/2, 62, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.008 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1- 5237 sayılı TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için, failin, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, somut olayda; durumundan şüphelenilmesi üzerine görevli polis memurları tarafından kimliği sorulan ve hırsızlık suçundan arama kaydı bulunan sanığın, arama kaydının infazını engellemek amacıyla resmi belge düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlilerine ...'a ait sürücü belgesini vermekten ibaret eyleminin; TCK'nın 206. maddesindeki "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Kabul ve uygulama göre de;

a- Gerekçeli ve kısa kararda suç adının başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması yerine iftira olarak yazılması,

b- Şikayetçiye ait sürücü belgesini kolluk görevlilerine verdikten sonra, henüz mağdur hakkında soruşturma aşamasına geçilmeden kimliğini açıklayarak gerçeğe dönen sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması sırasında TCK'nın 269. maddesinin 1. fıkrası yerine 2. fıkra gereğince indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,

Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 17.12.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

15.10.2010 tarihli yakalama tutanağına göre; suç tarihinde durumundan şüphelenilerek polis ekiplerince durdurulan ve kimliği sorulan sanığın, görevlilere ... isimli şahsa ait sürücü belgesini ibraz ettiği, belgenin üzerindeki fotoğrafın sanığa benzemediğini fark eden görevlilerin sanığa tekrar kimlik bilgilerini sormaları üzerine bu defa gerçek kimliğini açıkladığı, sanığın Kepez İlçe Emniyet Müdürlüğünce 2010/3700 suç numarasıyla evden hırsızlık suçundan arandığının tespit edildiği olayda;

İddianamede eylem eksik ve farklı bir şekilde "plakasız bir motorlu bisiklet ile seyir halinde olan şüphelinin yakalandığında görevlilere müşteki ... adına tanzim edilmiş sürücü belgesini ibraz ederek müştekiye ait kimlik bilgilerini verdiği .... soruşturma evresi neticesinde hakkında idari bir işlem yapılacağı sırada müştekiye ait sürücü belgesini vererek ona ait kimlik bilgilerini kullanan şüphelinin bu eylemi ile atılı suçu işlediği" şeklinde anlatılarak, TCK'nın 268. maddesi delaletiyle 267/1. maddesinden sanığın cezalandırılması talep edilmiştir.

Bunun yanı sıra sanığın 1,20 promil alkollü olduğuna dair Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan rapor dosya içerisinde mevcuttur. Yerel mahkeme sanığın eylemini iddianamede anlatılan şekliyle sabit kabul ederek TCK'nın 268. maddesi delaletiyle 267/1. maddesinden mahkumiyet kararı vermiştir.

Yüksek Dairenin sayın çoğunluğu ise 1 nolu bozma gerekçesinde: "durumundan şüphelenilmesi üzerine görevli polis memurları tarafından kimliği sorulan ve hırsızlık suçundan arama kaydı bulunan sanığın, arama kaydının infazını engellemek amacıyla resmi belge düzenleme yetkisine sahip olan kamu görevlilerine, ...'a ait sürücü belgesini vermekten ibaret eyleminin, TCK'nın 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağını" kabul ederek suç vasfında yanılgı nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Sayın çoğunluk ile aramızda hükmün bozulması gerektiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bozma gerekçesindedir.

CMK'nın 225. maddesine göre; mahkeme iddianamedeki eylem ile bağlıdır, nitelendirme ile bağlı değildir. İddianame ile anlatılan ve yerel mahkemece kabul edilen eylem, hakkında idari bir işlem yapılacağı sırada sanığın müştekiye ait sürücü belgesini vererek ona ait kimlik bilgilerini kullanmasıdır. Ancak dosya içerisinde sahte olarak düzenlenen bir resmi evrak bulunmamaktadır.

Sanığın eylemi ile resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşmamıştır. Çünkü bu suçun oluşması için ortada sahte olarak düzenlenen bir resmi belge olmalıdır. 15.10.2010 tarihli yakalama tutanağı sahte olarak düzenlenen bir resmi belge değildir. Tam aksine sanığın ibraz ettiği sürücü belgesindeki şahıs olmadığını anlayan kamu görevlilerince, sanığa isnat edilen suçun delili niteliğindeki

gerçek bir belgedir. Sözü edilen suçun oluşması için sanığın yalan beyanı üzerine sahte olarak düzenlenen bir belgenin bulunması zorunlu olduğu gibi böyle bir belge düzenlenmeden bu suçun oluşması mümkün değildir. Çünkü TCK'nın 206. maddesinin gerekçesinde açıklandığı gibi resmi belge düzenlemeye yetkili kamu görevlilerinin araştırma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Zaten 15.10.2010 tarihli tutanaktan anlaşılacağı gibi polis memurları da gerçeği tespit etmişler ve sanığın ibraz ettiği sürücü belgesindeki kimlik bilgilerine göre yakalama tutanağını düzenlememişler, sanığın gerçek kimlik bilgileri ile belgeyi tanzim etmişlerdir.

Sayın çoğunluk ise resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için sahte olarak bir belgenin düzenlenmesine gerek olmadığını düşündüklerinden, sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesini ihlal ettiği sonucuna ulaşmışlardır.

Oysa gerçekte sanığın eylemi 15.10.2010 tarihli tutanakta anlatıldığı gibi iddia ve kabul edildiğinde, hırsızlık suçundan bir soruşturma bulunduğundan, bu soruşturmanın yapılmasını-devamını-engellemek maksadıyla-saikiyle-başka bir kişiye ait haksız bir şekilde elde ettiği sürücü belgesini ibraz etmek şeklindeki eylem, TCK'nın 268. maddesindeki başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu oluşturmaktadır.

Ayrıca sanık plakasız motorlu bisikleti 1,20 promil alkollü olarak sevk ve idare ederken yakalanmıştır. Yüksek 12. Ceza Dairesinin içtihatları uyarınca 1,00 promilin üstünde alkollü olarak araç kullananların TCK'nın 179/3-2. madde ve fıkraları uyarınca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerekmektedir.

Sanığın, hakkında bu suçtan soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması da TCK'nın 268. maddesindeki suçu oluşturacaktır.

O halde yapılması gereken yöntem şu olmalıdır: Ya sanık hakkında, gerçekte meydana geldiği gibi hakkındaki hırsızlık suçunun soruşturmasından kurtulmak için ve alkollü olarak araç kullanması nedeniyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği kullanmaktan yeni bir iddianame tanzim ettirilerek, açılan bu yeni dava mevcut kamu davası ile birleştirilip sonucuna göre sanığın başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmalı;

ya da mevcut iddianame ile bir suç soruşturması nedeniyle başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmaktan değil de idari işlem sırasında başkasına ait kimliği kullanmaktan dava açıldığından, sahte olarak düzenlenen bir resmi belge dosya içinde bulunmadığından resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşmadığından, hüküm, görevle bağlantılı olarak sorulduğunda kamu görevlisine kimliğiyle ilgili gerçeğe aykırı beyanda bulunan sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kimliği bildirmeme kabahatini oluşturduğundan bozulmalıdır.

Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığım nedenlerle; yerel mahkeme hükmü iddianamede anlatılan şekliyle sanığın eyleminin TCK'nın 206. maddesinde yer alan resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğundan değil, 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesindeki kimliği bildirmeme kabahatini oluşturduğundan bozulmalı ya da gerçekte meydana geldiği şekliyle eylemi doğru ve tam olarak anlatan yeni bir iddianame tanzim ettirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun TCK'nın 268. maddesindeki suçu oluşturup oluşturmadığının tartışılmaması ve bu şekilde eksik soruşturma yapılması gerekçesiyle bozulmalıdır.

Sayın çoğunluğun hükmün eylemin TCK'nın 206. maddesindeki resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğuna ilişkin 1 nolu bozma gerekçesine katılmıyorum. 17.12.2013

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/8532, K. 2013/16092, 17 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2013/8532
Karar No
2013/16092
Tarih
17 Aralık 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2013/8532 K.2013/17991
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2013/8533 K.2013/12949
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2013/8534 K.2013/12950
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2013/8534 K.2013/12325
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2013/8535 K.2013/12951
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2013/8535 K.2013/11410

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.