KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2013/9895 E., 2013/13616 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Anayasayı ihlal
- Hüküm
- TCK’nın 309/1, 62/1, 53/1-2-3, 58/9. maddeleri
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
uyarınca mahkumiyet
Sanık ... yönünden duruşmalı, diğer sanık yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
1412 sayılı CMUK'nın halen yürürlükte olan ve temyiz kanun yoluna ilişkin bulunan 305. ve devamı maddelerine ilişkin istikrar gösteren Yargıtay uygulamalarına göre; temyiz incelemesinin gösterilen temyiz sebepleriyle sıkı sıkıya bağlı olmadığı, bu hususa CMUK'nın 320. maddesinde "...hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik eder." şeklinde açıkça işaret edildiği,
Cumhuriyet savcısının temyiz kanun yoluna başvurması bakımından da geçerli olan bu durum Yargıtay'ın yine istikrar gösteren uygulamaları ışığında ve CMUK'nın 326/son maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, Cumhuriyet savcısının hükmü yetkisi kapsamındaki herhangi bir yönden temyiz etmiş olması halinde, temyizin lehe veya aleyhe olup olmadığını belirlemenin önem kazanacağı,
Lehe temyiz davası üzerine Yargıtay'ca verilen bozma kararına uyulduktan sonra mahkemece yeni bir hüküm kururlurken tayin olunan cezanın bozma ile ortadan kalkan önceki hükümdeki cezadan daha ağır olamayacağı, CMUK'nın 326/son maddesinde düzenlenen ve uygulamada aleyhe bozma yasağı olarak adlandırılan bu düzenlemenin bozmadan sonraki hükümde serbestlik ilkesinin istisnalarından birini oluşturduğu, Somut olayda,
Yargıtay'ın bozma kararı ile ortadan kalkan önceki hükmün sanıklar müdafileri yanında Cumhuriyet savcısı tarafından da "silahlı örgüte üye olma şeklinde belirlenen suçun vasfına itiraz edilmeksizin cezanın teşdiden tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini" gerekçesiyle temyiz edildiği, Dairemizce Cumhuriyet savcısının aleyhe olduğu kabul edilen bu temyizi üzerine hükmün, yüklenen eylemin Anayasayı ihlal suçunu oluşturacağı gerekçesiyle ve "aleyhe bozma yasağına" da işaret edilmeden bozulduğu,
bozmaya uyan ilk derece Mahkemesince Cumhuriyet savcısının önceki hükme yönelik temyizi, Dairemizce verilen bozma kararı ve CMUK'nın 326/son maddesine, doğru anlam verilmek suretiyle; sanıkların Dairemizce işaret edilen suçtan bu suç için kanunda öngörülen ceza ile cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşıldığından ve kurulan hükümde başkaca bir isabetsizlik bulunmadığından sanıklar müdafilerinin "aleyhe bozma yasağına" ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanıkların üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği,
sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğe nazaran amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan,
sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü ve yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle re'sen de temyize tabi olan hükümlerin ONANMASINA, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ
14.11.2013 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ... huzurunda, duruşmada sanık ...'nün savunmasını yapmış bulunan Av. ...'nin yokluğunda, 04.12.2013 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/9895, K. 2013/13616, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama