İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Ceza Dairesi

YARGITAY · 9. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2014/6798 K.2014/11701

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Esas2014/6798Karar2014/11701Tarih19 Kasım 2014Okuma7 dk · 1.432 kelime

KÜNYE

9. Ceza Dairesi 2014/6798 E., 2014/11701 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
19 Kasım 2014
Tebliğname No
9 - 2013/244789
Mahkemesi
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi
30.05.2013
Numarası
2012/453 - 2013/250
Suç
Yalan tanıklık
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.432 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlaması veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce ya da aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında mahkumiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde TCK'nın 274. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanabileceği, lehe yalan tanıklık yapılıp da gerçeğe dönülmesi halinde anılan madde hükmünün uygulanamayacağı, somut olayda.

Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/258 esas sayılı dosyasında kasten öldürme suçundan yargılanan sanık E.. D. ile kasten öldürme suçuna azmettirme ve yağma suçundan yargılanan katılan T..

E.. lehine soruşturma ve kovuşturma aşamasında yalan tanıklık yapan ve yalan tanıklık yaptığı kişiler hakkında hüküm verilmeden önce gerçeği söyleyen sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulması yerine uygulama koşulları bulunmadığı gözetilmeden etkin pişmanlıkta bulunduklarının kabulüyle TCK'nın 274/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 19.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık, yalan tanıklık suçunda, etkin pişmanlık hükümlerinden sadece aleyhe tanıklık yapanların mı faydalanacağına, başka bir deyişle lehe tanıklık yaparak yalan tanıklık suçunu işleyenlerin yargılama aşamasında pişmanlık göstererek gerçeği söylemeleri halinde TCK'nın 274. maddesi uyarınca haklarında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilip verilemeyeceğine ya da cezalarında indirime gidilip gidilemeyeceğine ilişkindir.

Sayın çoğunluk aleyhe tanıklık yapanlar dışındakilerin örneğin lehe tanıklık yapanların etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanamayacağı kanaatindedir. Azınlık görüşü olarak yalan tanıklıkta lehe .aleyhe tanıklık ayrımı yapılmadan, hükümden önce ya da ceza davasında mahkumiyet kararı kesinleşmeden önce yapılmak kaydıyla gerçeğin söylenmesi halinde yalan tanıklık suçunu işleyen herkesin etkin pişmanlık hükmünden faydalanacağı kanaatindeyiz.

Görüşümüzü ve madde yorumumuzu aşağıda açıklamaya çalışacağız.

Öncelikle çözüm için yalan tanıklıkta etkin pişmanlığı düzenleyen TCK'nın 274. maddesinin yalan tanıklığı düzenleyen TCK'nın 272. maddesi ile birlikte yorumlanması gerekmektedir. Çünkü “aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi” kavramı önce TCK'nın 272. maddede kullanılmakta, 274. maddede ise bu kavram benzer şekilde “aleyhine tanıklık yapılan kişi” kavramı ile ifade edilmektedir. Her iki kavramda aynı anlama gelmektedir.

Kanun koyucu TCK'nın 272. maddesinde aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi kavramı ile yalan tanıklık sonucu bir koruma tedbirinin uygulanmasını veya gözaltına alma ile tutuklama kararı verilmesini ya da hapis cezasına hükmedilmesini suçun nitelikli bir hali olarak kabul etmiş, yalan tanıklığın sonucu olarak hakkında koruma tedbiri uygulanan ya da hapis cezasına mahkum edilerek hürriyeti tahdit edilen kişiyi ifade ederken de “aleyhine tanıklık ta bulunulan kişi” olarak yalan tanıklığın mağdurunu kastetmiştir.

Esasen kullanılan tabirde bir yanlışlık olmadığı gibi kanun koyucu tarafından bunun başka bir şekilde ifade edilmesi de mümkün değildir. Kısacası, aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ceza davasında hakkında koruma tedbiri uygulanan veya hakkında hapis cezası verilen kişi kastedilmektedir.

Ancak yalan tanıklık suçu sadece ceza davasında işlenmeyip bir soruşturma sırasında ya da hukuk davasında da işlenebildiğinden, 274. maddedeki “bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak şekilde” tabiri ile örneğin bir hukuk davasında ihtiyati tedbir kararı verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının kullanılmasının engellenmeside kastedilmektedir.

Bu nedenle hukuk davasında işlenen yalan tanıklık suçunda da etkin pişmanlık hükmünün uygulanabileceği sonucuna varmak mümkündür.

Aleyhine tanıklık yapılan kişi kavramını açıkladıktan sonra TCK'nın 274. maddesinin düzenleniş biçimi ve kapsamına ilişkin yorumumuza gelince;

Kanun koyucu madde metninde özellikle ne zamana kadar etkin pişmanlıkta bulunabileceğini belirlemiştir. Bunu da “bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce”, “bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce”, “mahkumiyet kararı kesinleşmeden önce” cümleleri ile ifade etmiştir.

Buradan çıkarılacak sonuç, yalan tanıklıkta etkin pişmanlığın yani yalan tanıklık suçunu işleyenin gerçeği söylemesinin en son hüküm verilmeden önceye veya mahkumiyet kararı kesinleşinceye kadar yapılabileceğidir. Buradaki hüküm ise yalan tanıklık suçunun soruşturması ve kovuşturması nedeniyle verilecek olan hüküm değil, yalan tanıklık suçunun oluşmasına neden olan asıl davadaki bu hukuk davası, ceza davası olabilir verilecek olan hükümdür.

TCK'nın 274. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarını iki farklı görüşle yorumlamak mümkündür. Bir görüşe göre savunduğumuz fikri destekleyecek en önemli husus maddenin birinci fıkrasındaki "veya hükümden önce" ifadesidir.

Birinci fıkraya göre yalancı tanıklık suçunu işleyen bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden önce gerçeği söyleyerek yalan tanıklıktan dönebileceği gibi, asıl davada hüküm verilmeden önce de gerçeği söyleyerek de cezasızlık nedeninden faydalanabilir. Yani yalan tanıklıkta etkin pişmanlıktan faydalanabilmek için illaki bir hak kısıtlamasının veya yoksunluğunun doğuracak şekilde bir karar verilmesine gerek yoktur.

Yargılama sırasında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu doğuracak bir karar verilmemiş olabilir. Madde fıkrasında vurgulanmak istenen husus yargılamada bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu doğuracak nitelikte bir karar verilmeden önce veya hükümden önce gerçeğin söylenmesidir.

Dolayısıyla buradan fıkrada ve bağlacı yerine veya bağlayıcının kullanılması dikkate alınarak bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu doğuracak bir karar verilmiş ise bu karar verilmeden önce ya da bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu doğuracak bir karar verilmemiş ise hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varmak mümkündür.

Kanun koyucu burada bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden önce gerçeği söyleyen yalan tanıklar ile bir hak kısıtlamasını veya hak yoksunluğunu sonuçlayacak şekilde karar verilmeyen yargılamalarda ise hüküm verilmeden önce gerçeği söyleyen yalancı tanıkları birbirleri ile eşit seviyede kabul etmiş ve bir hak mağduriyetine neden olunmadan ya da adil yargılama ilkesi ihlal edilmeden gerçeğe dönenleri cezalandırmak istememiştir.

Burada şu soru akla gelebilir. Bir hak kısıtlaması veya yoksunluğu doğmadan önce gerçeğin söylenmesine rağmen hak kısıtlaması veya yoksunluğu nasıl meydana gelebilir? Bir davada birden çok kişi yalancı tanıklık yapabilir. Bu tanıkların bir tanesi gerçeği söylese ancak diğerleri etkin pişmanlık göstermese ve diğer tanıkların

beyanları nedeniyle bir hak kısıtlaması ve yoksunluğu ortaya çıkarsa hak kısıtlaması veya yoksunluğuna dair karar vermeden önce gerçeği söyleyen yalancı tanık etkin pişmanlık hükmünden faydalanır. Aynı zamanda yalancı tanıklık yapılan davada bir hak kısıtlaması veya yoksunluğu yalancı tanıklıkla ile ilgisi olmadan hakim kararı ile meydana gelmiş olabilir. O nedenle TCK'nın 274. maddesinin 1. fıkrasında iki ayrı durum düzenlenmiştir. Ya bir hak kısıtlanması veya yoksunluğuna karar verilmiş ise bu kısıtlama veya yoksunluğa karar verilmeden ve en geç hükümden önce ya da bir hak kısıtlanmasına karar verilmemiş ise en geç hükmün verilinceye kadar gerçeğin söylenmesi halinde bu fıkranın uygulanması mümkündür.

İkinci görüşe göre ise;

TCK'nın 274. maddesinin birinci fıkrası hukuk ve ceza davasında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden ve hükümden önce gerçeğin söylenmesini, ikinci fıkra ise bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesini düzenlemektedir.

Hangi görüş kabul edilirse edilsin ister katıldığımız birinci görüş, isterse ikinci görüş kabul edilsin birinci görüşe göre 1. fıkradaki “veya hükümden önce” ibaresi ya da ikinci görüşteki bir hak kısıtlanmasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden ve hükümden önce gerçeğin söylenmesi esas alınırsa alınsın bir hak kısıtlaması veya yoksunluğuna karar verilmeden önce birinci fıkra uygulanabileceğine göre, etkin pişmanlıktan yararlanacak yalancı tanığın; sanığın, mağdurun, davacının, davalının lehine veya aleyhine beyanda bulunmasının bir önemi bulunmamaktadır.

Önemli olan bir hak kısıtlamasına veya hak yoksunluğuna dair bir karar verilip verilmemesidir. Esasen yalan tanıklık suçunda tanığın gördüğü bir olay hakkında gerçeği söyleyip söylememesi veya gördüğü bir hususu gizlemesi cezalandırılmakta olup bunun lehe veya aleyhe olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Zaten TCK'nın 272. maddesinde lehe aleyhe tanıklık ayrımı yapılmamıştır ki etkin pişmanlık düzenlenirken lehe aleyhe tanıklık esas alınarak bir düzenleme yapılmış olsun.

Sonuç itibariyle kanun koyucu yalan tanıklık suçunda etkin pişmanlığı düzenlerken yalan tanıklık nedeniyle bir hak yoksunluğu ve hak kısıtlamasına neden olunup olunmamasını esas almış, bu hak kısıtlanmasına neden olunmadan yalan tanıkların gerçeği söylemelerini cezasızlık nedeni kabul etmiştir. Bir hak kısıtlaması veya yoksunluğuna neden olunması ve fakat hükümden önce ya da ceza davasında mahkumiyet kararı verilip karar kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesini ise daha tehlikeli kabul edip burada cezada indirim yapılması konusunda hakime takdir hakkı tanımış, yapılan tanıklığın lehe ya da aleyhe olup olmamasını esas almamıştır.

Bu bilgiler ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde; sanıkların bir adam öldürme suçunda kollukta verdikleri ifadelerinde katılanın sanık Erhan'a maktulü kastederek öldür dediğini beyan etmişler, daha sonraki savcılıktaki ifadelerinde ve

dilekçelerinde karakoldaki ifadelerinin doğru olmadığını, olayın şoku ile o şekilde ifade verdiklerini, maktulü kimin vurduğunu görmediklerini, katılanın sanık Erhanı azmettirdiğini duymadıklarını söylemişlerdir.

Sanıkların bu şekilde yalan tanıklık suçunu işledikleri sabit ise de yalan tanıklık suçunun yargılaması sırasında ve ilgili ceza davasında sonraki verdiği ifadelerinde tehdit nedeniyle korktukları için bildiklerini gizlediğine dair beyanları ile hükümden önce gerçeğe dönerek azmettirenin de cezalandırılmasını sağlamışlardır. Hatta bu beyanları ile katılanın mahkumiyet hükmü Yargıtayca onanmıştır.

Bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğuna neden olmadan hükümden önce gerçeği söyleyerek yalan tanıklık suçunu teşkil eden beyanlarından dönmüşler ve maddi gerçeğin bulunmasına yardımcı olmuşlardır. O nedenle sanıkların eylemlerinde etkin pişmanlık koşulları oluşmuştur. Yerel mahkemenin sanık hakkında TCK'nın 274. maddesinin 1. fıkrasındaki etkin pişmanlık hükmünü uygulayarak ceza verilmesine yer olmadığına dair karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yerel mahkeme hükmünün onanması gerekir. Bu nedenle Sayın çoğunluğun etkin pişmanlığın koşulları oluşmadığından hükmün bozulmasına ilişkin görüşlerine katılmıyoruz. 19.11.2014

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2014/6798, K. 2014/11701, 19 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2014/6798
Karar No
2014/11701
Tarih
19 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2014/6799 K.2014/25388
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2014/6800 K.2014/18453
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2014/6803 K.2014/9697
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2014/6804 K.2014/9682
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2014/6804 K.2014/7548
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2014/6806 K.2014/9681

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.