KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/13588 E., 2024/6401 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın itiraz yoluna tabi olduğu, bu hususta da mahallinde itiraz merciince değerlendirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin hükmolunan ceza miktarı itibarıyla koşullarınında bulunmaması karşısında 5320 sayılı Kanun'un 8/1. Maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/2, 102/3-b, 53/1. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla mevcut deliller değerlendirilerek sanığın, cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102/1, 102/3-b, 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Eksik inceleme ile karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun'un 102/3-b maddesinde düzenlenip, temel cezada artırım sebebi olarak kabul edilen kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması halinin hekim olan sanık ile yetişkin mağdure arasında uygulanamayacağı nazara alınarak yapılan değerlendirmede, Medipol Hastanesinde doktor olarak çalışan sanığın olay günü mağdureyi muayene ettiği sırada cinsel saldırıda bulunduğu, mağdure üzerinde hizmet ilişkisinden veya kamu görevinden kaynaklanan nüfuzunun olmadığı, dolayısıyla sadece görevinin sağladığı kolaylıktan faydalanarak eylemin gerçekleştirilmesi halinde nüfuzun kötüye kullanıldığının kabulünün mümkün olmadığı,
esasen 5237 sayılı Kanun'un 102/3-b maddesi gereğince yapılacak artırımın kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması haline münhasır olup, dosya içeriğine göre mağdure üzerinde nüfuzu bulunmayan sanık hakkında tayin olunan cezanın 5237 sayılı Kanun'un 102/3-b maddesi uyarınca artırılmayacağı, sanığın eyleminin bu haliyle aynı Kanun'un 102/1. maddesinde düzenlenen şikayete tabi nitelikteki suçu oluşturduğu, mağdurenin de kavuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından,
5237 sayılı Kanun'un 73/6. maddesi uyarınca sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının itiraza tabi olduğu, temyizi olanaklı bulunmayan karara karşı sanık müdafiinin itirazı üzerine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2016/183 Değişik iş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği anlaşıldığından, 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince, oy birliğiyle REDDİNE,
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/13588, K. 2024/6401, 26 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama