KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/15762 E., 2024/7593 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/344 E., 2016/116 K.
- Suçlar
- Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı,
Karar Metni
746 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
tehdit, çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı (Mağdure ...'e); çocuğun cinsel istismarı (Mağdure ...'e) ve tehdit (mağdurelere karşı ayrı ayrı) suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdureler Vekilinin Temyiz İsteği
Sübuta, aşamalarda çelişki içermeyen mağdure beyanları, tanık anlatımları ve raporlar doğrultusunda her iki suç yönünden de mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiğine ilişkindir.
B. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sübuta, sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı ve tehdit suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 18.11.2014 tarihli sorgu işlemi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Cinsel İstismarı ile Çocuğun Cinsel İstismarı Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Katılan mağdurelerin aşamalarda özde değişmeyen beyanları ile bunu doğrular nitelikte tanık Dilara ve katılan ...'nin beyanları, raporlar ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın atılı suçları işlediğinin sabit olmasına karşın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
KARŞI OY
Sayın heyet çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın üzerine atılı cinsel istismar suçlarının subuta erip ermediği konusundadır.
Sanık, mağdurelerin dedesidir. Uzun yıllar görüşmemişlerdir. Mağdure ...’in iddiasına göre 2011 yılı Ekim ve Kasım aylarında mağdure ...’in iddiasına göre Şubat 2012 yılında dedeleri olan sanığın kendilerini istimar ettiğini söylemelerine rağmen intikal 05.07.2013 tarihinde gerçekleşmiştir. Aradan uzun zaman geçmiştir.
Mağdurelerin annesi olan ...’ya da sanığın taciz ettiğinden bahisle Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesinde’de ayrı bir dava görülmüştür. Mağdurelerin annesi başından geçenleri anlatıp şikayetçi olduğunda yıllarca sanık dedeleri ile görüşmeyen mağdurelerin başlarından geçenleri anlatmaları ve intikalin sağlanması gerekirdi.
Ayrıca mağdureler farklı zamanlarda annelerine başlarından geçeni anlattıklarına, söylerken, tanık olarak dinlenen mağdurelerin anneanneleri, mağdureleri bir odaya alıp konuştuklarını, babalarının da oda dışında kendilerini dinlediğini, olayın bu şekilde öğrenildiğini söylemesi nazara alındığında olayın nasıl öğrenildiği konusunda çelişki yaratmaktadır.
Tanık olarak dinlenen sanığın eşi olayın gerçekleştiği iddia edilen tarihte oğlu ...’ın askere gittiğini bu nedenle herkesin evde olduğunu, evin 2 oda 1 salon küçük bir ev olduğunu, kimse görmeden eylemin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, asıl amacın kendisi olduğunu,
sanığın kardeşi olan tanık Memnune ise abisi olan sanığın eşi ...’dan boşanıp ... ile evlendiğini bunu hazmedemediklerini mağdurelerin babanenleri ...’ın evine gelip “Bababanne biz dedeme öyle bir tuzak hazırladık ki rezil rüsva olacak insan içine çıkamayacak” şeklinde konuştuklarını ve sanığın eski eşi ...’ın da 40 yıl sonra nafaka davası açtığını beyan etmeleri nazara alındığında taraflar arasında husumet bulunmakta olup sanığın atılı suçları işlediği hususunda tam bir kanaat oluşmamıştır.
Delil yetersizliğinden verilen beraat kararları doğdur.
Bu nedenle yerel Mahkemenin beraat kararının onanması gerektiği kanaatiyle sayın heyet çoğunluğunun bozma kararına iştirak etmiyorum.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/15762, K. 2024/7593, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama