KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/16728 E., 2023/8973 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/3 E., 2016/51 K.
- Suçlar
- Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
- Hükümler
- Mahkumiyet, beraat
- Temyiz edenler
- Suça sürüklenen çocuk müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı
- Tebliğname görüşü
- Kısmî onama, kısmî bozma
Karar Metni
1.640 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2014/3 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin ikinci, altıncı fıkraları, 43 üncü maddesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 9 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyizi
Mağdurenin kendisini büyük olarak tanıttığı ve görünümünün bu yönde olduğu, mağdurenin doğum kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, facebook profilinde 1995 doğumlu göründüğü, kriminal raporun sağlıklı olmadığı, ruh sağlığı raporunun gerçeği yansıtmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmaması gerektiği hususları dikkate alınarak kararın bozulması istemine ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyizi
Mağdurenin yaşı itibarıyla rızasının hukuken geçerli olmadığına ve SSÇ'nin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında da cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece ''Mağdurun daha önce, Suça sürüklenen çocuk ...'in arkadaşı olan ... ... ile arkadaşlık yaptığı, arkadaşlıklarının sona ermesi üzerine mağduru tanıyan SSÇ'un sosyal paylaşım sitesi aracılığı ile mağdurla arkadaşlık kurduğu , birkaç defa dışarıda buluştukları, ardından 2012 yılı Kasım ayında tanıklar ... ve ... ile birlikte, ...'in arkadaşı olan ve anahtarını aldığı ...'ın evine gittikleri, burada SSÇ'un cebir, tehdit veya hile kullanmaksızın henüz 14 yaşında bulunan mağdurla organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği,
daha sonra SSÇ'un çalıştığı Hacımusaoğlupen isimli işyerinde SSÇ ve mağdurun aynı şekilde birden çok kez cinsel ilişkiye girdikleri, mağdurun okuldaki öğretmenlerine durumu anlatması üzerine olayın açığa çıktığı anlaşılmış ve maddi olay bu şekilde kabul edilmiştir.
SSÇ savunmasında, mağdurla cinsel ilişkiye girmediğini ileri sürerek suçlamayı reddetmiş ise de savunmasına itibar edilmemiştir. Şöyle ki
Mağdurun kendi iffetini ortaya koyarak SSÇ'a iftirada bulunması için hiç bir nedeni bulunmamaktadır. Ayrıca mağdurun aşamalarda verdiği ifadeleri arasında herhangi bir çelişki bulunmayıp anlatımları tanık beyanları ile de desteklenmektedir.
SSÇ, mağdur, tanıklar ... ve ... ile birlikte ...'ın evine hiç gitmediğini ileri sürdüğü halde, alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, söz konusu evden alınan yatak kılıfı üzerindeki meni örneği SSÇ'a ait çıkmıştır. SSÇ savunmasında, bu delili kabul etmediği beyan etmiş ancak neden kabul etmediğine dair bir gerekçe ileri sürmemiştir. Yatak kılıfı üzerinde SSÇ'a ait meni örneğinin bulunması, mağdurun beyanlarını destekleyen ve mahiyeti itibariyle SSÇ'un söz konusu evde bulunduğunu, bu evde bir takım cinsel eylemlerde bulunduğunu kesin olarak ortaya koymaktadır. Kaldı ki, mağdurun iftirada bulunması halinde, söz konusu evde SSÇ'a ait meni örneğinin bulunacağını bilmesi mümkün değildir.
Bilgilerine başvurulan tanık beyanları da mağdurun iddialarını teyit etmektedir. Sanığın , tanık ... ile husumetli olduğu, ...'in kız arkadaşı olan tanık ...'nın da bu yüzden aleyhine ifade verdiği yönündeki beyanlarının, birlikte gidilen evdeki yatak kılıfında meni örneğinin bulunması karşısında soyut ve tanık beyanlarını geçersiz kılmaya dönük beyanlar olduğu anlaşılmaktadır.
Belirtilen tüm bu hususlar nazara alındığında , SSÇ'un savunmalarının, kendisini suçtan kurtarmaya yönelik gerçek dışı beyanlar olduğu, maddi gerçeğin mağdurun anlatımlarındaki gibi cereyan ettiği yönünde mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmuştur.
Ayrıca SSÇ müdafisinin, mağdurun gerçek yaşının, SSÇ tarafından bilinmediği, SSÇ'un mağduru 15 yaşından büyük olarak tanıdığı yönündeki savunması da kabul edilmemiştir. Zira, SSÇ aşamalardaki ifadelerinin hiç birinde, mağdurun yaşı hususunda yanıldığına dair bir anlatımda ve iddiada bulunmamıştır. Ayrıca, SSÇ'un soruşturma aşamasındaki ifadesinden anlaşılacağı üzere, mağdur daha önce SSÇ'un arkadaşı olan ... ... ile arkadaşlık yapmış olup bu durum SSÇ tarafından bilinmektedir.
Hatta SSÇ, mağdura arkadaşlık teklif etmeden önce, ... ile bu konuyu konuştuğunu da beyan etmektedir. Yine SSÇ ve mağdurun buluşmalarından bazılarında, mağduru önceden tanıyan tanık ...'nın da yanlarında bulunduğu, mağdurun öğrenci olduğunu ve dershaneye gittiğini bildiği dosya kapsamı ile sabittir. Değinilen bu hususlar nazara alındığında, mağdurun yaşının SSÇ tarafından bilindiği ortadadır.
Dolaysıyla, SSÇ müdafisinin, TCK'nun 30.maddesinin uygulanmasına matuf savunmasına itibar edilmemiştir.
Yukarıda belirlenen maddi gerçeğe nazaran, SSÇ'un 15 yaşını doldurmamış olan mağdura karşı organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilmiştir. Buraya kadar yapılan açıklamalardan sonra SSÇ'un hukuki durumu, çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları bakımından ayrı ayrı değerlendirilecektir.
Suç tarihinden sonra, 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 58. maddesi ile 'çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçunu düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesi değiştirilmiştir.
Yapılan değişiklikle, çocuğun cinsel istismarı suçunun organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi halinde verilecek ceza miktarının 16 yıldan az olmamak üzere hapis olacağı (önceki düzenlemede 8 yıldan 15 yıla kadar hapis) öngörülmüştür.
SSÇ'un sabit kabul edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna ilişkin suç tarihinde yürürlükte olan 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi TCK'nın 103. maddesi ve 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 103. maddesi açısından hukuki durumunun ayrı ayrı uygulama yapılarak değerlendirilmesi gerekmektedir:
SSÇ hakkında TCK'nun 103.maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan hükümleri uygulandığında
SSÇ'un üzerilerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit olduğundan, eylemine uyan TCK'nun 103/2 maddesi gereğince takdiren 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
SSÇ'un eylemi nedeniyle, mağdurun ruh sağlığının bozulduğu anlaşıldığından TCK'nun 103/6 maddesi gereğince 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
SSÇ'un, eylemini değişik zamanlarda, aynı mağdura karşı, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, birden çok kez işlediği anlaşıldığından, TCK'nun 43/1 maddesi gereğince cezasında takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 17 hapis cezası ile cezalandırılmasına,
SSÇ'un suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubu içinde olduğu anlaşıldığından TCK'nun 31/3 maddesi gereğince cezasında 1/3 oranında indirim yapılarak 11 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
SSÇ'a verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak, TCK'nun 62.maddesi gereğince cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 9 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, Karar vermek gerekecektir.
SSÇ hakkında TCK'nun 103.maddesinin 6545 sayılı kanunla değişik hükümleri uygulandığında SSÇ'un üzerilerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit olduğundan, eylemine uyan TCK'nun 103/2 maddesi gereğince takdiren 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, SSÇ'un , eylemini değişik zamanlarda, aynı mağdura karşı, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, birden çok kez işlediği anlaşıldığından, TCK'nun 43/1 maddesi gereğince cezasında takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
SSÇ'un suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubu içinde olduğu anlaşıldığından TCK'nun 31/3 maddesi gereğince cezasında 1/3 oranında indirim yapılarak 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, SSÇ'a verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak, TCK'nun 62.maddesi gereğince cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına Karar vermek gerekecektir.
Yukarıda yapılan değerlendirmeden anlaşılacağı üzere, TCK'nun 103.maddesinin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan hükümleri, SSÇ'un lehinedir. Bu nedenle SSÇ için TCK'nun 103.maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan hükümleri tatbik edilmiştir.
SSÇ'un ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da işlediği iddia edilmiş ise de, yukarıda tartışıldığı üzere, cinsel ilişkinin gerçekleşmesi için SSÇ tarafından mağdura karşı cebir, tehdit veya hile uygulanması söz konusu değildir.
SSÇ ve mağdurun buluşarak cinsel ilişkiye girdikleri yerlerden birinin ...'a ait olup burada tanıklar ... ve ... ile birlikte bulunmaları, yine cinsel ilişkiye girdikleri diğer mekanın da, SSÇ'un çalışmakta olduğu işyeri olması, nazara alındığında, SSÇ'un mağduru hürriyetinden herhangi bir şekilde yoksun bırakmadığı, SSÇ'un cinsel istismar eylemini işlemesi sırasındaki davranışlarının ise, cinsel istismar suçunun unsuru olup ayrıca bağımsız olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı anlaşılmıştır.
Bu nedenle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilerek, bu suç yönünden SSÇ'un beraatine karar verilmiştir. Yukarıda tartışılan deliller ve açıklanan gerekçelerle, SSÇ'un çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilmiş ve cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilerek beraati cihetine gidilmiştir.
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu bakımından verilen hapis cezasının süresi nedeniyle, SSÇ hakkında CMK'nun 231.maddesi, TCK'nun 50 ve 51.maddeleri uygulanamamıştır.'' şeklinde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Suça sürüklenen çocuğun on beş yaşından küçük mağdureyi çalıştığı dükkana ve arkadaşının evine götürmek şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin mağdurenin rızasının hukuken geçerli olmaması nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeden hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2014/3 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararı suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle ... Ağır Ceza Mahkemesinin,08.03.2016 tarihli ve 2014/3 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/16728, K. 2023/8973, 27 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama