KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/16748 E., 2024/8902 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/346 E., 2016/72 K.
- Suç
- Çocuğun cinsel istismarı
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Temyiz edenler
- Sanık müdafii, mağdure vekili, şikayetçi Bakanlık vekili
- Tebliğname görüşü
- Temyiz ret, onama
Karar Metni
490 kelime·2 dk okuma·8 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü :
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın mağdurenin göğsünü ve bacaklarını ellediği, cinsel organını sıktığı şeklinde kabul edilen olayda, çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdure ve kardeşinin yan yana oturması ve kafede başka müşterilerinde olması nedeniyle sanığın cinsel eylemi gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, mütalaada da belirtildiği üzere delil bulunmadığını beyanla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir
III. GEREKÇE
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Kovuşturma evresinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip babası ve annesi olan Suat ve Sibel'in duruşmada sanıktan şikâyetçi olmadıklarını beyan ettikleri, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen mağdure vekilinin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiş, ret sebebine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı,
bu itibarla Bakanlığın 5271 sayılı Kanun'un 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, vekilinin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma, tanık ifadesi, rapor ve Mahkemenin gerekçesine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
IV. KARAR
A. Mağdure Vekili ve Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle mağdure vekili ve şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi gereğince, Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/16748, K. 2024/8902, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama