KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/18006 E., 2024/8993 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/30 E., 2016/268 K.
- Suç
- Çocuğun cinsel istismarı
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
752 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, olayın intikalinin 11 ay sonra gerçekleştiğine, soyut iddia dışında delil bulunmadığına, olayın sübut bulmadığına, taraflar arasında Ankara 18 Asliye Ceza Mahkemesince görülen davaya konu hakaret ve tehdit olayı ile borç para meseleleri nedeniyle husumet bulunduğuna, rapora göre cinsel istismara dayalı herhangi bir bulgu tespit edilmediğine, süpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine takdiri indirimin uygulanması ile hükmün sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 3.Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ... ve Üye ...'nın karşı oyları ve oy çokluğu ile ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.10.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ile mağdurenin annesi ... arasında olayın intikalinden önce oluşan alacak verecek meselesi olduğu, sanığın mağdurenin annesi hakkında 27.03.2015 tarihinde hakaret ve tehdit iddiası ile şikayetçi olduğu, sanığın cinsel istismara ilişkin sıcağı sıcağına alınan savunmasında mağdurenin annesi ile olan husumetini açıkladığı ve iftiraya maruz kalabileceğini belirterek suçlamaları reddettiği, mağdurenin iddiasında sanığın eylemlerinin aynı yatakta tanık ... de olacak şekilde yaklaşık 15-20 dakika sürdüğünü ve eylemler sırasında çırpındığını ifade etmesine karşılık,
tanık ...'in ifadesinde iddia edilen olay anında uyumuş olduğunu ancak böyle bir şey olsaydı fark edeceğini belirttiği nazara alındığında olayın intikal süresinin iddia edilen olaydan yaklaşık 11 ay sonra olması, sanığın daha ilk savunmasında husumet iddiasını ortaya koyması ve buna ilişkin Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığının anlaşılması,
mağdurenin soruşturma ve kovuşturma ifadelerindeki olayın gerçekleştiriliş tarzına ve olayı daha sonra anlattığı kişilere ilişkin çelişkili ifadeleri, tanıkların mağdurenin annesine ve mağdureye yakın kişilerden oluşmasından dolayı verilen tanık ifadelerinin güvenilirlikten uzak olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle sayın çoğunluğun mahkumiyet kararının onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.
KARŞI OY
Kararda, müşteki ... ile sanık ... arasında daha önceden var olduğu belirtilen anlaşmazlıkların, bir kısmının adli mercilere intikal ettirildiği ifade edilmiştir. Ancak, mah-kemenin gerekçesinde yer alan, müşteki ...’ın kızının namus ve iffeti üzerinden sanıktan intikam alma düşüncesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu yönündeki değerlendirme soyut bir varsayım niteliğindedir ve hukuki bir argümentasyondan yoksundur.
Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri, varsayımlara değil, somut ve kesin delillere dayalı karar verilmesidir. Mahkemenin bu gerekçesi, olayın maddi gerçekliğini ortaya koymaya yönelik bir hukuki dayanak sunmamakta, yalnızca hayatın olağan akışı kavramına dayanarak bir sonuç çıkarmaktadır. Ancak, “hayatın olağan akışı” kavramı, her somut olayın kendine özgü koşullarını ve tarafların sosyal, kültürel, psikolojik durumlarını dikkate almadan yapılacak genellemelerle hukuki bir argüman olarak kullanılamaz. Bu tür bir gerekçe, hukuk mantığı açısından yeterli değildir.
Somut olayda, müşteki ... ile sanık ... arasındaki geçmişe dayalı husumetlerin varlığı ve bu husumetlerin bir kısmının adli mercilere taşındığı gerçeği, müştekinin beyanlarının doğruluğunu sorgulama zorunluluğunu doğurmaktadır. Öte yandan, mahkemenin, müştekinin kızının namus ve iffetini kullanarak sanıktan intikam alma düşüncesini hayatın olağan akışına aykırı bulması, delillerle desteklenmemiş soyut bir varsayım olup, hukuki bir argüman niteliği taşımamaktadır.
Ceza yargılamasında temel prensip, sanığın suçlu olduğuna dair her türlü şüpheden arındırılmış somut ve kesin delillerin varlığıdır. Bu bağlamda, mahkemenin, müştekinin ey-lemlerine ilişkin bu varsayımsal değerlendirmesi, objektif ve hukuki bir zeminde yeterince tartışılmamış, mantıksal bir süzgeçten geçirilmemiştir.
Ayrıca, müşteki tarafın iddialarının geçmiş husumet ve taraflar arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gerekirken, bu bağlamda tanık beyanlarının müşteki ile olan yakınlık ilişkisi ve objektiflik sorunu göz ardı edilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde, müşteki-nin bu husumet bağlamında hareket etmiş olabileceğine dair delillerin dikkate alınmadığı ve bu hususun şüpheyi güçlendiren bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Sonuç olarak, mahkemenin müştekinin eylemlerini varsayımsal bir değerlendirme ile açıklaması, soyut bir gerekçe olup, somut olayın koşullarında hukuki bir argüman olarak kabul edilemez. Ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi için gerekli olan kesin ve inandırıcı delillerin mevcut olmadığı kanaatindeyim. Bu nedenlerle, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/18006, K. 2024/8993, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama