KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/21138 E., 2025/5397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2017/425 E., 2017/319 K.
- Suçlar
- Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
- Hükümler
- İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Ret, onama
Karar Metni
725 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar ve ek karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafii ve şikayetçi Bakanlık vekilinin hükümleri temyizi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 25.04.2017 tarihli ek kararı ile sanık müdafii ve şikayetçi Bakanlık vekilinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 296/1. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, iddianamede ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında, suç tarihi 10.01.2015 tarihi olarak gösterildiği ve sanığın bu tarihteki eylemine ilişkin cezalandırılması talep edilmiş olmasına karşın sanık 31.05.2012 tarihindeki eylemine yönelik ceza aldığına, bu durum açıkça hukuka aykırı olduğuna, kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Ek Karara Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Gerekçesi gösterilmek suretiyle temyiz isteminin reddine dair verilen ek karar usul ve kanuna uygun olduğundan temyiz sebebi yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; 1. Dosya kapsamına ve gerekçe içeriğine göre "31.05.2012" olan suç tarihinin, Bölge Adliye Mahkemesi kararında " 10.01.2015" şeklinde yazılması,
2. 5271 sayılı Kanun'un 217/1. maddesinde “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun'un 210/1. maddesinde ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir.
Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, her ne kadar aynı Kanun'un 236/2. maddesinde "İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir.
Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır." ifadesine yer verilmiş ise de; adli hakikatın ortaya çıkarılması açısından dosya kapsamına göre mağdurenin kovuşturma aşamasında usulüne uygun olarak dinlenmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında,
sanığın mağdurenin on altı yaşında olduğunu bildiğine yönelik savunmasının mağdureden sorularak olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Ek Karara Yönelik Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
C. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/21138, K. 2025/5397, 17 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama