KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/3231 E., 2022/8846 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suç
- Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Karar Metni
739 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
KARŞI OY
29 yaş 11 aylık sanığın, 13 yıl 8 aylık mağdureye karşı cinsel istismar eylemi nedeniyle TCK’nın 103/1, 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı olayda, Sayın çoğunlukla aramızdaki ihtilaf mahkeme tarafından sanığın savunmasında bildirdiği hata hükümlerinin tartışmasının yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargıtayın ve Anayasa Mahkemesinin istikrarlı kararlarında da açıklandığı üzere;
Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, S. 31, 34).
Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, S. 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması halinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. (Sencer Başat ve diğerleri, S. 35) Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, S. 39).
Mahkeme gerekçesinde sonuca etkili olan deliller değerlendirmelidir, bazı delillerin değerlendirip bazı delilllerin değerlendirme dışı tutulması adil yargılama hakkını ihlal edecektir.
Hal böyle iken, sanığın mağdurenin, aşamalarda 18 yaşından büyük göründüğüne ilişkin, "ben onu daha büyük zannettim, ben 1.65 boyundayım benden bayağı uzundu" biçimindeki savunması karşısında, mağdurun görünümü, fiziksel özellikleri itibariyle yaşından daha büyük gösterip göstermediğine ilişkin duruşmada herhangi bir gözlem yapmadan ve sanığın savunması makul bir biçimde nedenleri de gösterilerek reddedilmeden, (ilk derece mahkemesi tarafından "Katılanın dosyada mevcut nüfus kaydına göre 22.03.2001 doğum tarihli olup, doğum kaydının 29.03.2001 tarihinde tescil edildiği,
katılan mağdurenin kaydının beyana göre yapıldığı anlaşılmakla, Mahkememizce katılan mağdurenin kemik yaşı ile ilgili sağlık kurulu raporu aldırılmış, 07.04.2016 tarihi itibariyle kemik yaşının 15 ile uyumlu olduğu, dolayısıyla katılan mağdurenin suç tarihi olan 21.12.2014 tarihinde kesinlikle 15 yaşından küçük olduğunun tespit edildiği biçiminde".
BAM tarafından ise, "nüfustaki yaşı doğru olduğundan sanık ve vekilinin bu konudaki iddialarına itibar edilmemiştir." şeklinde sadece nüfus kaydını değinilmek suretiyle eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğundan kararın bu yönden bozulması gerektiği düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/3231, K. 2022/8846, 11 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama