KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/5996 E., 2023/5188 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/323 E., 2015/47 K.
- Suç
- Çocuğun cinsel istismarı
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
957 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/323 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; atılı suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 8 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2018 tarih 14-2015/173393 sayılı onama görüşlü Tebliğnamesiyle dosya Dairemize gönderilmiştir .
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Mevcut dosya kapsamına göre sübutun gerçekleşmemesi nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak atılı suçtan beraat istemine ilişkindir .
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurenin aşamalarda değişiklik göstermeyen istikrarlı beyanlarda bulunması ve talimatla alınan beyanında şikâyetçi olmadığını belirtmesine rağmen olayı samimi şekilde anlatması, sanığın soruşturma aşamasında alınan beyanlarında mağdureye hiç dokunmadığını belirtmesine rağmen mahkeme huzurundaki beyanında mağdurenin oynadığı kalebodurların üzerinden inememesi üzerine kolundan tutarak aşağıya indirdiğini belirterek çelişkili beyanlarda bulunması,
tanık ... ve katılan ...'ın mağdurenin beyanlarıyla örtüşen nitelikteki ifadeleri, Osmaniye'de yaşamayan ve yaklaşık 11 yaşında olan mağdurenin tanımadığı ve daha önce görmediği sanığa iftira atmasını gerektirecek bir nedenin bulunmaması karşısında; sanığın olay günü bekçiliğini yaptığı inşaatın yanından geçmekte olan mağdurenin yanına yaklaşarak, nereye gittiğini ve evlerinin nerede olduğunu sorduğu, bu esnada kolundan tuttuğu, elleri ile göğüslerini ellediği, sarılmaya çalışıp boynundan öptüğü anlaşılmış.
Her ne kadar tanık Hulusi sanığın mağdurenin kolundan tutarak kalebodurun üzerinden indirdiğini ve herhangi bir cinsel istismar eylemine şahit olmadığını beyan etmiş ise de, tanığın dosya kapsamında olaydan sonra soruşturma aşamasında hiç beyanının alınmamış olması ve sanığın beyanlarında adının hiç geçmemiş olması dikkate alındığında sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmeyerek sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet kararı verilmiştir .
IV. GEREKÇE
1. Aşamalarda alınan sanık savunması, tanık ağabeyin hazırlıkta alınan "Hava kararmaya başlayınca kız kardeşim yanımızdan ayrılarak 50 metre ilerde bulunan amcamın evine doğru gidiyordu bende arkasından geliyordum aramızda 15-20 metre mesafe vardı o sırada inşaatın bir köşesinde kız kardeşim ile inşaat bekçisinin konuştuklarını gördüm. İnşaatin bekçisinin elleri cebinde kız kardeşim ise karşısında konuşuyorlardı.
Şahsın kız kardeşimi azarladığını düşünerek inşaatin arka tarafından eve doğru gittim ..." şeklindeki beyanları, tanık Hulusi'nin 13.01.2015 günlü celse ifadesi ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
2. Bozma sebebi ve kapsamına göre Tebliğnamedeki onama istemli görüşe iştirak edilmemiştir
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/323 Esas, 2015/47 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, (üyeler ... ve ... ün karşı oyuyla) oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.09.2023 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğümüz husus sanığın isnat edilen eylemin sabit olup olmadığına ilişkindir.
Mağdur ...'un "olay günü dışarıda ağabeyim ve kuzenim ile oyun oynuyorduk, daha sonra tek başıma abim ve kuzenimin yanından ayrılarak eve gitmeye karar verdim, amcamlarımın evine giderken yol üstünde bulunan inşaattan daha önceden tanımadığım birisi çıkarak yanıma geldi, bana nerede oturduğumu sordu, bende amcamın evini gösterdim; şahıs bana seni eve götüreyim dedi, benim ile birlikte yolda yürümeye başladı, bu sırada elini omuzuma attı, göğüslerime elledi, boynumdan bir kere öptü, ben şahsı iterek yanından kaçtım, önce ağabeyime daha sonra durumu aileme anlattım" şeklinde beyanda bulunduğu ve aşamalardaki beyanlarının tutarlı ve istikrarlı olduğu anlaşılmıştır.
Sanık ...'ın yargılama aşamasında " üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Olay günü iftarımı açmıştım, yemek yerken pencereden baktığımda iki çocuğun kalebodur paketlerinin üzerinde oynadığını gördüm, kızmam üzerine bir tanesi oğlan olan indi, kız çocuğu inemedi, olay yerinde başka çocuklar da vardı, ben kızınca kaçtılar, kız çocuğu düşmesin diye bende ameliyatlı olduğum için kendisini bileğinden ve kolundan tutarak aşağıya indirdim, kesinlikle kızı öpmedim, göğsünü ellemedim, sarılmaya çalışmadım, kızı indirdikten sonra hadi evine git dedim." şeklinde beyanda bulunduğu, soruşturma aşamasında mağdurun kalebodur üzerinde oynadığı ve aşağı indirdiği yönünde savunmasının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mağdurun sanığın kendisine yaptığı eylemi olaydan hemen sonra birlikte dışarıda oynadıkları ağabeyi tanık ...'e ve eve gittiklerinde babasına anlatarak hemen intikali sağlaması, tanık ...'in sanığın sonradan değiştirdiği savunmasını doğrulaması, mağdurenin aşamalardaki ayrıntı içeren ve istikrarlı beyanı, intikalin hemen gerçekleşmesi ve sanığın aşamalarda değişen savunmasının tanık tarafından doğrulanmaması sebebiyle kararın onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak etmiyorum.
KARŞI OY
Olayın intikal şekil ve zamanı, aşamalarda da alınan istikrar arzeden iddianame içeriğini teyit eder nitelikteki mağdur ve müşteki beyanları, mağdurenin eylemi, sanığın yanından ayrıldıktan hemen sonra ağabeyi tanık ...
Doğukan'a intikal ettirdiği ve eve döndüklerinde ikisi birlikte olayı babalarına intikal ettirmeleri, sanığın savunmasının tanık ... tarafından doğrulanması, olay öncesi birbirini tanımayan taraflar arasında suç isnadını gerektirir bir husumet olmayışı, nazara alındığında yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı,
vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sübuta yönelik bozma yönündeki heyetin çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/5996, K. 2023/5188, 14 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama