İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2022/13062 Karar: 2023/825 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2022/13062 K.2023/825

9. Ceza Dairesi 2022/13062 E. , 2023/825 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ce

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2022/13062 E. , 2023/825 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ce

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2022/13062 E. , 2023/825 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2021 tarih ve 2021/3446 Esas sayılı iddianamesi sanık ... hakkında çocuğun cinsel istismarı, sağlık için tehlikeli madde temin etme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 194 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. 2. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda 17.03.2022 tarih ve 2021/296 Esas, 2022/91 Karar sayılı kararı ile sanığın sağlık için tehlikeli madde temin etme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine, çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. 3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 22.06.2022 tarihli, 2022/543 Esas, 2022/1010 Karar sayılı ilamı ile; 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca mağdur vekilinin istinaf başvurusunun reddine, sağlık için tehlikeli madde temin etme suçundan kurulan hükme yönelik istinaf isteminin 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca esastan reddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının kabulü ile hükümlerin kaldırılarak sanığın atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan Bakanlık vekili; sanığın üst sınırdan ve indirim hükümleri uygulanmaksızın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğini, vekalet ücreti yönünden kararı istinaf ettiklerini ancak bu hususta istinaf mahkemesinin bir incelemesinin bulunmadığını, lehlerine vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Sanık müdafii; sadece mağdur beyanlarına itibar edildiğini, dosya kapsamında bulunan diğer deliller ile sanığın beyanlarına itibar edilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, mağdur beyanlarının çelişkili olduğunu, olayın tam olarak nerede, nasıl ve gerçekleşip gerçekleşmediğinin çelişkili olduğunu, mağdurun hazırlık ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarının çelişkili olduğunu, mağdurun olaydan hemen sonra polisi aramak yerine arkadaşını aradığını, mağdurun olaydan sonra alınan genel muayene raporunda herhangi bir darp cebir izi bulunmadığı sabit olmasına rağmen istinaf mahkemesince "Mağdurun kolunu sıkmak suretiyle direncini kırdığı" gerekçe gösterilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, mağdurun mahkemece alınan ifadesinde "Ben hemen külodumu yukarı çektim, o da yapmadı" beyanının sanığın mağdura karşı direncini kırmak amacıyla herhangi bir eylemde bulunmadığını ispatladığını, dosya kapsamında şüpheden uzak ve kesin bir delilin bulunmadığını, sanık lehine olan hükümlerin uygulanmamasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından sanığın mağdurun yaş durumunu kesin ve net olarak bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup hata hükümlerinin uygulanmamış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, sadece pedagog raporunun dikkate alındığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk derece mahkemesince; "Olay günü sanığın arkadaşları ile alkol aldıkları, bu sırada mağdurun da sanık ... arkadaşlarının aynında bulunduğu, sanığın mağdura "eve gidip bir şey alalım" dediği, bunun üzerine sanık ile mağdurun sanığa ait eve gittikleri, sanık ... mağdurun eve girdikleri, evde bulundukları sırada sanığın cinsel organını açarak mağdurun da pantolonunu zorla çıkartmak suretiyle mağdurun poposuna 2-3 ... sürttüğü, akabinde mağdurun sanığın elinden kurtularak su içmek bahanesiyle mutfağa gittiği, sanığın aynı eylemi mutfakta da geçekleştirmek istediği esnada mağdurun sanığın dikkatini dağıtarak evden kaçtığı, sanığın mağdurun peşinden gittiği ve bir süre mahallede mağduru aradığı ancak mağdurun mahalle sakinlerinden dosya tanığı ...'ye ...'e ait ikametin bahçesine sığındığı, tanık ...'nin mağdura ne olduğunu sorduğunda mağdurun tanık ...'ye yaşadığı olayı anlattığı, yaşanan olayda sanığın eyleminin niteliği gereği olayın mağdurdan başka tanığının olmayacağı, mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirir dosya kapsamına yansıyan husumet bulunmaması, mağdurun beyanlarının yargılama aşamalarında istikrarlı bir şekilde aynı yönde olması nazara alındığında mağdurun beyanlarına itibar etmek gerekmiş, sanığın beyanlarının ise inkara yönelik beyanlar olduğu ve mağdurun zorla aracına binip evine girmesinin hayatın olağan akışına uymaması nedeniyle mahkememizce sanığın beyanlarına itibar edilmemiş, bu şekilde sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan TCK 103/1-1. Cümle maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmiştir. Sanığın yargılama boyunca olumsuz bir tutum ve davranışına rastlanılmamış olması, sanığın sabıkasız kişiliği nazara alınarak sanığın cezasında TCK 62. Maddesi uyarınca taktiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır. Her ne kadar sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinde bahisle cezalandırılması talep edilmişse de itibar edilen mağdur beyanlarında sanığın bu yönde bir eylemi gerçekleştirdiğine dair bulgu olmadığı, sanığın üzerine atılı bu suçu işlediğine yönelik de şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla sanığın CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar sanık hakkında sağlık için tehlikeli madde temin etme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması talep edilmişse de somut olayda sanığın tehlikeli madde temin ettiği iddia edilen mağdur hakkında olay akabinde aldırılmış alkol raporu bulunmaması, ayrıca denetime elverişli ele geçirilen herhangi bir maddenin de bulunmadığı anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla sanığın bu suçtan CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle sanık hakkındaki hükümler tesis edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge adli mahkemesince; "Sanık ile mağdurun çok uzun zamandır birbirlerini tanıdıkları, olay günü sanığın birkaç arkadaşı ile birlikte mahallede araç içerisinde alkol aldıkları sırada mağdurun yanlarına geldiği, bir süre sohbet ettikleri, bu sırada mağdurunda biradan birkaç yudum aldığı daha sonra sanık evine gideceğini söyleyip mağdura sende gel deyince birlikte onun evine gittikleri, eve girince sanığın eşofmanını indirip cinsel organını çıkardığı, mağdurun pantolonunu indirmeye çalıştığı, mağdur direnince kolunu tutup sıktığı ve bu şekilde direncini kırıp pantolonunu indirdiği ve bu şekilde cinsel organını mağdurun anüsüne ve kalçasına sürttüğü, mağdurun fırsatını bulup sanığın elinden kurtulup su içeceğini söyleyerek mutfağa doğru gittiği, bu sırada pantolonunu çektiği, sanığın peşinden mutfağa gittiği, burada tekrar cinsel organını çıkartarak eylemine devam etmek istediği, mağdurun pantolonunu çıkarmaya çalıştığı sırada direndiği, bu sırada kafasını duvara çarptığı, sanığın elinden kurtulabilmek için mutfakta bulunan kutuları devirdiği ve bu durumdan yararlanarak evden çıkıp kaçtığı, peşinden araba sesi duyunca sanığın geldiğini düşünerek bilmediği bir evin bahçesinde bir süre saklandığı, sanığın aracının gelmediğinden emin olunca saklandığı yerden çıkarak evine doğru gittiği sırada ... market civarında sanığın tekrar aracıyla onu gördüğü, peşinden gelmeye başlayınca aracın giremeyeceği dar bir sokağa girip orada tanık ...'nin bahçesine saklandığı ve ondan yardım istediği bu sırada annesinin tesadüfen mağduru aradığı ve durumu ona anlattığı, şikayetçi olmaları üzerine sanık hakkında soruşturma yapılarak kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanık ile mağdurun uzun zamandır birbirlerini tanıdıkları, sanığın mağdurun çocukluğunu bildiği hatta kendi beyanına göre "elimde büyüdü" diyebilecek kadar aralarında yakınlık ve tanışma bulunduğu dolayısıyla mağdurun suç tarihindeki yaşını bildiği en azından bilebilecek durumda olduğu, kaldı ki sanığında mağdurun yaşı konusunda hataya düştüğüne ilişkin bir iddiasınında olmadığı, bu nedenle TCK 30 madde de düzenlenen hata hükümlerinin uygulama şartlarının sanık hakkında oluşmadığı dairemizce kabul olunmuştur. Sanık ... savunmalarında hakkındaki suçlamayı reddederek mağdurun alkol almasına kızdığını, bu durumu babasına anlatacağını söyleyince mağdurun babasının alkol aldığını öğrenmesini engellemek amacıyla hakkında bu şekilde suçlamada bulunduğu, mağdura cinsel amaçla dokunmadığını, iftiraya uğradığını iddia etmiş ise de mağdurun sırf alkol aldığını babasının öğrenmesinden korkması sebebiyle yakın çevresinde ve sosyal yaşamında ciddi sıkıntı yaratacak şekilde cinsel istismara uğradığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki cinsel istismara uğradığını söylemesi durumunda sanığın ifadesinde belirttiği şekilde alkol aldığını gördüğünü anlatacağı dolayısıyla babasının alkol aldığından haberdar olacağı, bu şekilde davranarak sanığın iddia ettiği amaca ulaşamayacağı kaldı ki tanık ...'nin beyanı ile de doğrulandığı şekilde mağdurun sanığın olaydan sonra araçla kendisini takip etmesi üzerine tanık ...'nin evine sığındığı, onun beyanlarından da çok korkmuş olduğunun anlaşıldığı birlikte değerlendirildiğinde sanığın aksi yöndeki savunmalarının kendisin suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılmakla bu beyanlarına itibar edilmemiş, olayın mağdurun anlattığı şekilde gerçekleştiği kabul olunarak hukuki değerlendirmede bulunulmuştur. Olay tarihinde sanığın mağduru eve götürdüğünde cinsel organını çıkartıp mağdurun direnmesine rağmen onun pantolonunu indirip cinsel organını kalça ve anüsüne sürttüğü, bu eyleminin kısa, ani bir dokunma olmayıp devamlılık arz eder tarzda dokunma ve sürtünme şeklinde gerçekleştiği, bu nedenle sübut bulan eyleminde sarkıntılık düzeyinin aşıldığı, basit cinsel istismar suçunun unsurlarının oluştuğu dairemizce kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesinin hukuki nitelendirmesi yerinde görülmüş ise de sanığın eylemi sırasında pantolonunu indirmek istemeyen mağdurun kolunu sıkmak suretiyle direncini kırdığı ve bu şekilde pantolonunu indirdiği, eylemin devamı sırasında da yine peşinden mutfağa giderek tekrar pantolonunu indirmeye çalıştığı, direnince de mağdurun kafasına duvara çarptığı dolayısıyla sanığın eyleminin TCK 103/4 maddesi anlamında çocuğu karşı cebir kullanarak işlediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin kararı CMK 280/2 maddesi uyarınca kaldırılarak sübut bulan çocuğun basit cinsel istismarı suçundan eylemine uyan TCK 103/1-1 cümle uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alındığında alt hadden ayrılmayı gerektirir bir neden bulunmadığından temel cezası takdiren 8 yıl hapis olarak belirlenmiş, sanık bu eylemini cebir ile işlediğinden TCK 103/4 maddesi uyarınca cezasında 1/2 oranında arttırım yapılmış, sanığın duruşmalarda gözlemlenen hal ve hareketleri lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek TCK 62 madde gereğince cezasında 1/6 oranında indirim yapılmıştır. İlk derece mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiş ise de mağdurun suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğu, bu yaştaki bir çocuğun bir yerde bulunma ve bir yere gitme iradesinin hukuken geçerli olmadığı, bu yaştaki bir çocuğun rızası ile gitmiş olsa bile bulunduğu yerden alınıp başka bir yere götürülmesi ile bu suçun oluşacağı, bu nedenle mahallede sokakta bulunan mağdureyi aracına alıp evine götürmesi ile bu suçun oluşacağı dolayısıyla anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen beraat kararı CMK 280/2 maddesi uyarınca kaldırılarak mağdurun kendi isteğiyle zor veya hile kullanılmaksızın sanık ile onun evine gittiği dikkate alınarak kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçundan eylemine uyan TCK 109/1 maddesi gereğince alt hadden ayrılmayı gerektirir bir neden bulunmadığı ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak temel ceza alt hadden bir yıl hapis olarak belirlenmiş, sanığın bu eylemini TCK hükümlerine göre çocuk sayılan mağdura karşı işlediğinden cezasında TCK 109/3-f maddesi gereğince bir kat arttırım yapılmış ayrıca sanığın bu suçu cinsel saikle işlediği dikkate alınarak yine cezasında 1/2 oranında arttırım yapılmıştır, sanığın duruşmalarda gözlemlenen hal ve hareketleri lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek cezasında TCK 62 madde uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmıştır. İlk derece mahkemesince sanık hakkında sağlık için tehlikeli madde temin etmek suçundan beraatine karar verilmiş, yapılan değerlendirmede mağdura verilen maddenin onun sağlığı için tehlikeli bir boyuta ulaştığının doktor raporu ile saptanması gerektiği, dosya içerisinde buna ilişkin bir doktor raporu olmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alındığında verilen beraat kararının dosya kapsamına uygun olduğu dikkate alınarak bu suç bakımından yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Mağdur vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de mağdurun kanuni temsilcisi olan ...'un 27/01/2022 tarihli duruşmada sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğinden mağdur vekilinin davaya katılma ve istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığından CMK 279/1-b maddesi gereğince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçeleriyle sanık hakkındaki hükümler tesis edilmiştir. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Yönelik Temiz İsteminin İncelenmesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır. B. Sanık Müdafiinin ve Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücretine Hükmedilmesine Yönelik Temyiz Sebebi Dışında Kalan Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 22.06.2022 tarihli ve 2022/543 Esas, 2022/1010 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla