Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/13737 E. , 2023/198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafın
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/13737 E. , 2023/198 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve 2021/525 Esas, 2022/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrası uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının e ve f bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve 2022/1170 Esas, 2022/2018 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.10.2022 tarihli ve 9-2022/123726 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz istemi mağdurenin bakire olduğuna sanığa iftira atıldığına soruşturma aşamasında baskıyla ifade verdiğine mağdurla sanığın ilişkiye girdiğine dair delil bulumadığına ilişkindir, 2. Sanığın temyiz istemi iftira atıldığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Yapılan yargılama, toplanan deliller, dosya kapsamında bulunan sanık savunmaları, mağdure, katılan ve tanıkların birbirleriyle örtüşen beyan ve şikayetleri, Adli Görüşme Değerlendirme Raporu, emsal mahiyetteki içtihatlar ve diğer tutanakların da yer aldığı tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; A. Sanığın Üzerine Atılı Yaşı Küçük Öz Kızı Mağdureye Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Yönünden Yapılan Değerlendirmede; 1. Sanığın, mağdurenin öz babası olduğu, anne ve kardeşleri ile aynı konutta birlikte yaşadıkları, sanığın 7-8 yaşlarından itibaren mağdurenin kıyafetlerinin üzerinden göğsüne ve cinsel organına dokunmak suretiyle istismar etmeye başladığı, mağdurenin istemediğini belirtmesine rağmen sanığın eylemine aralıklarla devam ettiği, 2015 yılında evde kimsenin olmamasını fırsat bilen sanığın okuldan gelen mağdureyi otobüsten indirerek zorla eve almaya çalıştığı, mağdurenin karşı koyması üzerine kucaklayarak evin içerisine alıp dış kapıyı kilitlediği, mağdurenin bağırmasına rağmen üzerindekileri çıkardığı, kendisinin de soyunarak cinsel organını mağdurenin cinsel organına soktuğu, sonrasında sanığın mağdureyi "Bu olayı kimseye anlatma. Anlatırsan seni ve anneni öldürürüm, sana zarar veririm" diye tehdit ettiği, bundan sonra da sanığın mağdureye cinsel tatmin amaçlı dokunmaya devam ettiği, 2018 yılı içerisinde sanığın mağdureyi de alarak Trabzon'da bulunan oğlunun yanına gittiği, yine oğlunun işe gitmesi üzerine evde mağdure ile yalnız kalan sanığın mağdurenin istememesine rağmen zorla kıyafetlerini çıkararak normal yoldan cinsel ilişkiye girdiği ve mağdurenin evden ayrılmasına izin vermediği gibi yaşananları anlatmaması yönünde baskı kurduğu, evlerine döndükten sonra sanığın eylemlerine bir süre ara verdiği, olayın ortaya çıkmasından yaklaşık bir ay öncesinde tekrar mağdureye gece vakti dokunmaya çalışması üzerine mağdurenin durumu annesine anlattığı olaya ilişkin olarak; 2. Sanık, müdafii eşliğinde alınan kolluk beyanında yaşanan olayları ayrıntılı bir şekilde ikrar mahiyetinde açıkça anlatmış ise de huzurdaki savunmalarında, bu olayın kendisine kurulmuş bir kumpas olduğunu, kayınlarının sen böyle böyle birşey yapmışsın buradan da defolup gideceksin diyerek evinin tapusunu istediklerini, kabul etmeyince polisi arayarak bu ithamda bulunduklarını, polislerin de kendine psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladıklarını, kızının verdiği ifadeyi okuyarak kendi ifadesi imiş gibi yazdıklarını, kızının kendisine neden iftira attığını bilmediğini, kızının sosyal medya üzerinden tanımadığı birileriyle konuştuğunu, tek başına dışarı çıkmasını istemediğini bundan dolayı kendisine iftira atıyor olabileceğini beyan etmiş ise de; mağdurenin tanık beyanları ile desteklenen birbiri ile uyumlu, tutarlı ve aşamalarda değişmeyen beyanları karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. 3. Huzurda dinlenen tanıkların (sanığın eşi, oğlu ve kayını) olayın birebir görgü tanığı olmasalar da mağdurenin olaylara artık dayanamayarak annesine anlatmasından sonra yaşanan olayları ve sanığın olanları kendilerine ikrar ettiğine (sanığın eşinin, sanığın kendisine "bir kere yaptım, bir daha böyle birşey yapmayacağım." dediği şeklindeki beyanı) dair beyanları, mağdurenin aşamalarda değişmeyen tutarlı ve inandırıcı kabul edilerek hükme esas alınan beyanlarını doğrular nitelikte kabul edilmiştir. 4. Tanık sıfatıyla huzurda dinlenen sanığın oğlu olan ... hükme esas alınan beyanlarından sonra Mahkememize sanığın cezaevinden kendisine göndermiş olduğu mektuplarını teslim etmiş, sanık duruşmada okunan mektupların kendisine ait olduğunu kabul etmiş, sanığın mektuplarda mağdureye karşı isnad olunan eylemleri gerçekleştirmediğine dair herhangi bir şey yazmadığı gibi aksine "Allah rızası için beni affedin, hepinizden özür diliyorum, herkesle konuş beni affetsinler.", "Vicdan azabından uyuyamıyorum.", "Allahım beni affet", "Şikayeti geri alsınlar" şeklinde söylemlerde bulunduğu, bu söylemleri ile de mağdurenin beyanlarını doğruladığı anlaşılmıştır. 5. Mağdurenin müracaatından sonra alınan raporda, anal muayenesinde anal tonusunun normal, perianal ve anal bölgede travmatik lezyon (yırtık, kanama, ekimoz, hematom, ödem) izlenmediği bildirilmiş ise de herkesin vücut yapısının farklı olduğu, zorlama olsa dahi anal bölgede herhangi bir yırtığın olamayacağının bir çok raporda özellikle vurgulandığı görülmüştür. 6. Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2008 gün ve 253-52 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde “henüz 18 yaşını doldurmamış kişi” olarak tanımlanan çocuk kavramının, kanun koyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde “On beş yaşını bitirmiş”, “On beş yaşını tamamlamamış” şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alındığı, buna göre on beş yaşını tamamlamamış çocuklar ile on beş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış olan çocuklara karşı işlenen cinsel suçların farklı kategoride değerlendirildiği, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde on beş yaşını tamamlamamış olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin (b) bendinde ise diğer çocuklar ifadesiyle on beş yaşını bitirmiş olup ta onsekiz yaşını tamamlamamış olan çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceğinin kabul edildiği görülmüştür. Sanığın mağdureye karşı eylemlerinin 7-8 yaşlarından itibaren başladığının mağdure tarafından beyan edildiği ancak hükme esas alınan ve 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel eylemin ilk kez mağdure 13 yaşında iken gerçekleştiği, nitelikli ikinci eylemin ise 2018 yılının yaz aylarında (mağdure olayın akabinde alınan ilk beyanında 2017 yılında ailecek Trabzon'a gittiklerini, bir yıl sonra ise babası olan sanığın kendisi ile yalnız gittiğini belirttiği) mağdure 15 yaşını doldurmuş iken gerçekleştiği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanığın 2. eylemini tehdit ile gerçekleştirdiği mağdurenin aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanları ile sabit olduğundan sanığın bu eylemi de hakkında ceza hükmü kurulurken esas alınmıştır. 7. İddianamede sanığın zincirleme şekilde öz kızına karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi gereğince de cezalandırılması istenmiş ise de; sanığın bu eylemleri bütün olarak zincirleme şekilde öz kızına karşı organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş ve hükümde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir. 8. Tüm bu açıklamalar neticesinde; olayın ortaya çıkış şekli, olay sonrasında ailenin olaya verdiği tepki ve yaşananlar, mağdurenin aşamalarda değişmeyen ve çelişkiye düşmeyen samimi ve ayrıntılı anlatımları, mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirecek nitelikte bir husumetin varlığının tespit edilmemiş olması, mağdurun ifadesinin alınan raporlar ile yaşına uygun şekilde olduğu ve bilişsel kapasitesinin de yaşına uygun olduğu, sanığın ceza evinden yazmış olduğu mektuplar ve tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu, sanığın aşamalarda değişen suçu inkar şeklindeki savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, bu sebeple savunmasına itibar edilmediği, sanığın öz kızına karşı gerçekleştirdiği çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince cezalandırılmasına, sanığın eylemini aynı mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşılmakla zincirleme suç hükümleri kapsamında cezasında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/4 oranında artırım yapılmasına, sanığın pişmanlığını gösterir bir durumun belirlenememesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilmiştir. B. Sanığın Üzerine Atılı Yaşı Küçük Mağdureye Yönelik Cinsel Amaçla Cebir Tehdit Veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden Yapılan Değerlendirmede; 1. Yerleşik yargı kararlarında, cinsel istismar veya cinsel saldırı eylemi sırasında bu eylemle sınırlı ve zorunlu olarak gerçekleştirilen hürriyetin kısıtlanmasına yönelik eylemlerin amaç suç içerisinde eridiğinden ayrıca kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağı, ancak cinsel istismar veya saldırı eyleminin öncesinde veya sonrasında gerçekleştirilen eylemlerin, cinsel istismar veya saldırı eylemi ile sınırlı olarak gerçekleştirilmediğinden ayrıca kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da oluşacağı kabul edilmiştir. 2. Buna göre mağdurenin ilk suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğu ve rızasının hukuken geçerli olamadığı, mağdurenin rızası ortaya konulsa dahi gerçekleştirilen eylemlerin anılan suçu oluşturacağı, ikinci suç tarihinde mağdure 15 yaşını doldurmuş ise de sanığın eylemini mağdurenin rızası hilafına tehdit ile gerçekleştirdiği ve mağdurenin hürriyetini cinsel amaçla kısıtladığı sabit olduğundan sanığın cinsel amaçla cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına, sanığın eylemini öz kızı olan çocuğa karşı gerçekleştirdiğinden cezasının 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (e) ve (f) bentleri uyarınca 1 kat arttırılmasına, sanığın eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiğinden cezasının aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında arttırılmasına, sanığın eylemini aynı mağdura karşı değişik zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiğinden zincirleme suç hükümleri kapsamında cezasında aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 1/4 oranında arttırılmasına, sanığın pişmanlığını gösterir bir durumun belirlenememesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. B. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Çocuğun cinsel istismarı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle mağdurenin iradesiyle hareket etme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurenin hareket etme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği gözetildiğinde ilk derece mahkemesince sanığın kanuni unsurları itibarıyla oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddi, hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Sanık Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve 2022/1170 Esas, 2022/2018 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve 2022/1170 Esas, 2022/2018 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.01.2023 tarihinde karar verildi.