İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2022/15597 Karar: 2024/3616 Tarih: 2024

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2022/15597 K.2024/3616

9. Ceza Dairesi 2022/15597 E. , 2024/3616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/218 E, 2022/391 K Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muha

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2022/15597 E. , 2024/3616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/218 E, 2022/391 K Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muha

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2022/15597 E. , 2024/3616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/218 E, 2022/391 K Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR 1.Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 30.03.2022 tarihli ve 2021/16868 Esas ve 2022/3037 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece kurulan hükümlerin Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ile bunların hukuki nitelendirmelerinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği halde bu ilkelere uyulmaksızın yazılı şekilde gerekçesiz hükümler kurulması suretiyle Anayasanın 141 ve 1412 sayılı Kanun'un 308/7. maddelerine muhalefet edilmesi nedeni ile İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.2016 tarihli ve 2015/292 Esas ve 2016/148 Karar sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma üzerine Mahkemesince 13.10.2022 tarihli ve 2022/218 Esas ve 2022/391 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdur ...'a karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve her iki mağdura karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 6 ve 109/1, 3f, 5 maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Sanık hakkında mağdure ...’a karşı işlediği ve kesinleşen çocuğun cinsel istismarı suçunun hürriyeti tahdit ederek işlenmesi nedeniyle mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, sanığın mağdur ...'a karşı diğer mağdurların yanında nitelikli cinsel saldırı ve hürriyeti tahdit suçunu işlediğinin diğer mağdurların beyanından anlaşıldığından bu suçlardan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Mahkemece kurulan hükmün Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ile bunların hukuki nitelendirmelerinin yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği halde bu ilkelere uyulmaksızın yazılı şekilde herhangi bir açıklama içermeyen gerekçesiz hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141 ve 1412 sayılı Kanun'un 308/7. maddesine muhalefet edilmesi, ayrıca; 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun'un 210/1. maddesinde ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurların maddi hakikatın ortaya çıkarılması açısından duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip, bu mümkün olmadığı takdirde soruşturma evresinde verdiği görüntülü ifade CD’nın duruşmada taraflarla birlikte izlenerek beyanlarının alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken duruşmada dinlenmeyen mağdurların Cumhuriyet savcılığında alınan görüntülü ifade CD’si de izlenmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçede açıklanan nedenlerle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla