Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/2627 E. , 2023/1978 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Beraat Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkra
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/2627 E. , 2023/1978 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Beraat Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2017 tarihli ve 2016/109 Esas, 2017/15 Karar sayılı kararı ile sanıkların beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçlarından, 6545 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 10 yıl 11 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.06.2017 tarihli ve 2017/528 Esas, 2017/997 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ruh sağlığı raporunun usulüne uygun olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hakkaniyet gereği cezada uygun bir artırım yapılması gerektiği ve katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 3. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2018 tarihli ve 2017/180 Esas, 2018/25 Karar sayılı kararı ile sanıkların beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçlarından, 6545 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 11 yıl 9 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 03.01.2019 tarihli ve 2018/3009 Esas, 2019/10 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii, katılan mağdure vekili, katılan mağdure vasisi ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5. Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının, sanıklar müdafileri ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 20.04.2021 tarihli ve 2020/9792 Esas, 2021/3102 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet kararlarının yerinde olmaması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 6. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2021 tarihli ve 2021/214 Esas, 2021/269 Karar sayılı kararı ile bozma ilama fiilen uyarak sanıklar hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanıklar Müdafiinin Temyiz İstemi 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeni ile sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekirken aynı maddenin (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmesinin ve beraat eden her bir sanık yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğundan her bir sanık için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B.Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi; Bozma ilamına uyulmadan karar verildiğine, eylemli olarak uyulduğu anlaşılan bozma ilamının usul ve yasaya aykırı olduğuna, olayın 2009 yılında intikal ettirilmesine rağmen gerekli araştırmanın yapılmadığına, bozma kararındaki olayın intikal şekli ve zamanının dosya kapsamındaki delillere, ... Cumhuriyet Başsavcılığının Jandarma görevlileri hakkında yaptığı araştırma ve soruşturma işlemlerine ve de alınan tanık beyanlarına açıkça aykırı olduğuna, Yargıtay'ın bozma gerekçesinin isabetsiz olduğuna, tıbbi hata ve karışıklık sonucunda "yanlış cenin cesedinin kemikleri üzerinden elde edildiği sabit olan DNA profilinin, sanıklara ait DNA profili ile eşleşmediği gerekçesiyle" istinaf kararının ve dolayısıyla da ilk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasının isabetsiz ve hatalı olduğuna, DNA profilinin yanlış cenin kemikleri üzerinde inceleme sonucu elde edildiği ya da yanlış mezar açılarak mağdureden alınan cenine ait kemikler yerine başka cenine ait kemikler üzerinden inceleme yapılarak DNA profili elde edildiği ve bunun sonucunda hatalı sonuca ulaşıldığının anlaşıldığına, sanıkların cezalandırılması için somut, kesin maddi delillerin bulunduğuna, mağdurenin cinsel istismara maruz kaldığının raporla sabit olduğuna, mağdurenin aşamalardaki tutarlılık gösteren ve değişmeyen beyanlarına itibar edilmesi gerektiğine, dosyanın titizlikle tekrar incelenmesi ve kararın sanıklar aleyhine bozulmasına ilişkindir. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi; Dosya kapsamındaki tüm delil ve beyanlar incelendiğinde atılı suçun sanıklarca işlendiğine, mağdurenin soruşturma aşamasındaki ifadeleri, tanıkların istikrarlı anlatımları, suça konu olaylar olana kadar mağdure tanıklar ile sanıklar arasında herhangi bir iftira atmayı gerektirir bir husumet bulunmaması göz önünde bulundurulduğunda verilen beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların atılı nitelikli cinsel saldırı suçundan üst hadden indirimsiz biçimde cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanıklar hakkında Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı birden fazla kez nitelikli cinsel saldırı suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, bozma öncesi yapılan yargılama sonucunda mağdure ...'in 2009 yılında köyde annesi ile birlikte aynı evde yaşadığı, mağdurenin küçükken geçirmiş olduğu menenjit hastalığından dolayı konuşmasında ve kendisini ifade etmekte zorlandığı, sanık ...'nın mağdure ile komşu oldukları, mağdurenin evinin bahçesinde olduğu ve mağdurenin evinde kimsenin olmadığı bir günde sanık ...'nın mağdure ...'in yanına köpeği ile geldiği, köpekten korkan mağdurenin kaçarak evine girmek istediği, bu sırada sanık ...'nın mağdurenin kolundan tutarak mağdureye tecavüz ettiği, sonrasında olanları kimseye söylememesi yönünde mağdureyi uyardığı, sanık ...'nın mağdur ...'in annesinin evde olmadığı diğer zamanlarda da mağdure ...'in yanına gelerek tecavüz ettiği, 2009 yılında köy muhtarlığı görevini yapan sanık ...'un da bu olayı duyduğu, su saati ve su faturasını bahane ederek mağdure ...'in evine girdiği, '' ... ile yapmışsın benimle de yapacaksın, sana maaş bağlattım, maaşını kestiririm" şeklinde söylediği, bu şekilde sanık ...'un da mağdureye birçok kez tecavüz ettiği, yaşanan bu tecavüz olayından sonra mağdurenin karnının ağrıdığı, bunun üzerine mağdurenin ablası olan tanık ... ile eniştesi ...'in mağdureyi sağlık ocağına götürdükleri, sağlık ocağında mağdureye ilaç verilerek eve gönderildiği ancak mağdurenin karın ağrısı şikayetinin geçmediği, bunun üzerine ablası tanık ... ve eniştesi ...'in mağdureyi hastaneye götürdükleri, burada yapılan muayenede mağdure ...'in hamile olduğunun ortaya çıktığı, çocuğu aldırmak için 03.03.2009 tarihinde hastaneye gittikleri ve bu tarihte çocuğu aldırdıkları, ölü ... çocuğun mağdure ve tanıklar ... ve ... tarafından alınmadığı, hastane görevlileri tarafından ölü ... çocuğun defin işlemleri için görevlilere teslim edildiği, hastane görevlileri tarafından olayın kolluk görevlilerine bildirildiği ancak mağdurenin yaşının reşit olmasından bahisle kolluk görevlilerince işlem yapılmadan mağdure ve ailesinin gönderildiği, ancak dosya kapsamında yapılan araştırma neticesinde bu bildirime dair bir kayıda rastlanmadığı, ilgili kolluk görevlilerince konuyla ilgili soruşturma yürütüldüğü, mağdure ve ailesinin olayla ilgili kolluğa başvurduğuna ve mağdure ...'in hamile olduğuna köy muhtarı ... ile birlikte ... ve ...'un tanık oldukları, bu olaylardan sonra sanıkların mağdureye karşı başka bir eylemleri olmadığı ancak köy içerisinde olaya ilişkin söylentiler çıktığı ve olayın bir süre sonra kapandığı, 2014 yılı yerel seçimler öncesinde 10.03.2014 tarihinde ... Cumhuriyet Savcılığına gelen ihbar mektubu ile olay hakkında soruşturmaya başlanılan olayda maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği mahkemece kabul edilerek sanıklar hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde, nitelikli cinsel saldırı suçundan ceza tayin edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden esastan reddedilmiştir. Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesi tarafından "olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda ayrıntı içermeyip, başkaca delille desteklenmeyen beyanları, sanıklar ile mağdurenin ailesi arasında husumet olduğuna yönelik bir kısım tanık anlatımları, DNA raporları, kendisinde mevcut mental retardasyon nedeniyle mağdurenin yer, zaman, sayı gibi hususlarda hata yapabileceğine dair Çukurova Üniverisitesi Tıp Fakültesinin 23.10.2017 tarihli raporu, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi" nedeniyle bozulmuş ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi üzerine bozma kararına fiilen uyulmuş ve maddi delillerin çoğu zaman elde edilemediği cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda temel ispat yönteminin, mağdurun aşamalarda istikrar arz eden, birbiriyle çelişmeyen beyanlarının yanında ve bundan daha önemli olarak bu beyanların dosyadaki diğer tüm verilerle uyuşması olduğu, bu meyanda mağdurun aşamalarda birbiriyle çelişen beyanlarının bulunması halinde, dosyadaki diğer verilerin mağdurun iddiasını desteklememesi durumunda, artık ortada bir şüphenin bulunduğu ve bu durumun sanığın lehine yorumlanması gerektiği, aksinin kabulünün soruşturma ve kovuşturma makamlarının ispat hukuku açısından yaptığı tüm işlemlerin bir anlam ifade etmemesi ve reel alemdeki gerçeği saptamaya matuf her türlü çabanın mağdurun soyut beyanına feda edilmesi sonucunu doğuracağı, somut olayımızda olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda ayrıntı içermeyip, başkaca delille desteklenmeyen beyanları, sanıklar ile mağdurenin ailesi arasında husumet olduğuna yönelik bir kısım tanık anlatımları, DNA raporları, kendisinde mevcut mental retardasyon nedeniyle mağdurenin yer, zaman, sayı gibi hususlarda hata yapabileceğine dair Çukurova Üniverisitesi Tıp Fakültesinin 23.10.2017 tarihli raporu, tanıklar ... ve ...'in görgüye dayalı olmayan anlatımları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanıklar hakkında atılı suç yönüyle her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar vermiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Dosya kapsamı itibariyle yüklenen eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olmadığının ve kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması karşısında Mahkemece sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca verilen beraat kararlarında hukuka aykırılık görülmemiştir. Aynı davada sanıkların müşterek vekaletname ile avukatı yetkili kıldıklarının anlaşılması ve avukatın sunduğu avukatlık hizmetinin bölünememesinden dolayı beraat eden her bir sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilemeyeceği anlaşıldığından Mahkeme hükmünde bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir. 2.Katılan Bakanlık Vekili ile Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden Mahkemenin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı anlaşılmakla, sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2021 tarihli ve 2021/214 Esas, 2021/269 Karar sayılı kararında sanıklar müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2023 tarihinde karar verildi.