Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/6861 E. , 2023/8670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2103 E., 2022/58 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hü
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/6861 E. , 2023/8670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2103 E., 2022/58 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, eski hale getirme talebini de içeren dilekçeyle hükmün temyiz edildiği, 5271 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin birinci fıkrasına göre bu konuda inceleme mercinin Yargıtay ilgili Dairesinde olduğu Bölge Adliye Mahkemesince ek kararla temyiz talebinin süreden reddine dair verilen kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğu nazara alınarak yapılan değerlendirme 19.02.2022 tarihli rapor ve içeriği de dikkate alındığında eski hale getirme talebinin kabulünün gerektiği, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin bu nedenle süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/531 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.01.2022 tarihli ve 2021/2103 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanığın atılı suçu işlediğine, olayın sübut bulduğuna, yetersiz gerekçe ve eksik araştırmayla karar verildiğine, denetlenebilir şekilde gerekçelerin oluşturulmadığına, bilirkişi belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine, ultrasonu isteyen genel cerrahın tanık olarak dinlenmediğine, sanığın katılanın vajinasına ultrason aletinden farklı bir alet soktuğuna, katılanın eşinin Mahkemece dinlenmediğine, Yargıtay kararlarına göre mahkûmiyete yeter deliller bulunduğuna, katılanın anlatımlarının birbiriyle uyumlu ve istikrarlı olduğuna, aralarında sanığa iftira atmasını gerektirecek bir husumet bulunmadığına, olayın intikalinin hemen ve olağan olduğuna, katılanın savcılık ve kolluktaki ifadelerinin avukatsız olarak ve eksik şekilde alındığına, katılanın ancak kendisini Mahkemede tam anlamıyla ifade edebildiğine, katılanın okuma yazma bilmediğinin Mahkemece göz ardı edildiğine ve kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece," Sanık ...'in, Özel ... Hastanesinde radyoloji uzmanı olarak görev yaptığı, katılan ...'ın da bu hastaneye karın ağrısı şikayeti nedeniyle tedavi olmak için gittiğinde katılandan idrar ve kan tahlilleri alındıktan sonra ultrason istendiği, katılanın soruşturma aşamasındaki beyanına göre, ultrason odasına sekreter yardımı ile girip yatağa uzandıktan sonra sekreterin odadan çıkması ile sanık doktorla yalnız kaldığını, sanığın karın bölgesini ultrason aletiyle kontrol ettikten sonra iç çamaşırını indirmesini istediğini, iç çamaşırını dizlerine kadar indirdiğini, ultrason aleti ile vajina bölgesini kontrol ettiğini fakat elinin vajinasına dokunmadığını belirterek şikayetçi olmasına karşın kovuşturma aşamasındaki beyanında, sanığın karın bölgesini cihazla kontrol ettiğini, iç çamaşırını biraz indirmesini istemesi ile çamaşırını biraz indirdiğini, ardından sanığın külotunu dizine kadar indirdiğini, başka bir alet ile vajinasını muayene etmeye başladığını, bu aleti vajinasına soktuğunu, kendisinin doktora neden burayı muayene ettiğini sorduğunda 'iyi bakmak lazım' dediğini, sütyenini yukarı çıkarmaya çalıştığını fakat göğüslerini ellemediğini, elini tutup cinsel organının bulunduğu yere götürmeye çalıştığını, rahatsızlığını belirtmesi ile de odadan ayrıldığını, utandığından dışarıda bekleyen eşine bir şey söyleyemediğini, eve gittiğinde ancak anlatabildiğini, daha önce de bu tür ultrason çektirdiğini fakat vajinal bölgesine dokunulmadığını belirttiği; sanığın aşamalardaki savunmalarında; Özel ... Hastanesi'nde radyoloji uzmanı olarak görev yaptığını, katılanı tanımadığını, kayıtlara baktığında katılanın olay günü akut batın şikayeti nedeniyle acilden sevk edildiğini gördüğünü, bu tür rahatsızlıklarda tüm karın bölgesine bakıldığını, hastanın tüm karın bölgesine "ultrason prob" adı verilen alet ile baktığını, vajina bölgesini kesinlikle muayene etmediğini, ultrason cihazını da kesinlikle vajina bölgesine sokmadığını sadece ultrason cihazı ile kasıklarını kontrol etmesi gerektiğinden külotunu biraz indirmesini istediğini, kasık bölgesini de kontrol ettikten sonra herhangi bir şey tespit edemediğini, rutin muayene yaptığını, akşam üzeri hakkında böyle bir şikayet olduğunu öğrendiğini, katılanın neden böyle bir şey söylediğini bilmediğini belirterek atılı suçlamaları kabul etmediği; tanık ...'ın beyanlarında, katılanı tanımadığını, olay günü ona eşlik etmediğini belirtmekle birlikte genellikle ultrasonla batın muayenesinde hastaların iç çamaşırları indirmelerini istemediklerini ancak tüm batın kontrolü istenir ise nadiren de olsa iç çamaşırlarını indirerek vajinal bölgeye ultrason cihazı ile bakıldığını, hastaların vajina bölgesine ultrason cihazı ile bakılması istenmiş ise ultrasonu yapan doktorun da bu cihazı ilgili bölgeye sokmasının söz konusu olabileceğini beyan ettiği; yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, katılanın olayın oluşumuna ilişkin anlatımlarının çelişkiler arz ettiği, buna göre katılanın aşamalardaki ilk beyanlarında, vajinal bölgesine cihaz sokulması veya sütyeninin yukarı çıkartılmaya çalışılması hususlarından bahsetmediği, buna karşın sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında karın ağrısı şikayetlerinde tüm karına baktıklarını, vajinal muayene yapmadığını, kasık bölgesini kontrol etmesi gerektiğinden sadece buraya baktığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, tanık Tuba'nın da suç konusu olayla ilgili birebir görgüsü bulunmamakla birlikte söz konusu işlemin yapılma evresi ile ilgili anlatımları neticesinde sanık doktoru doğrulayan beyanlarda bulunduğu anlaşılmakla sanığın, üzerine atılı cinsel saldırı suçunu gerçekleştirdiğine dair çelişkili katılan anlatımları haricinde mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından eylemi sabit görülmemekle beraatine karar veren mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "Suçsuzluk" ya da "Masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "İn dubio pro reo" olarak ifade edilen "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda katılanın aşamalardaki ifadelerinde çelişkili beyanlarda bulunduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olmadığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.01.2022 tarihli ve 2021/2103 Esas, 2022/58 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.