İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/10634 Karar: 2023/8712 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/10634 K.2023/8712

9. Ceza Dairesi 2023/10634 E. , 2023/8712 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/460 E., 2023/1056 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/10634 E. , 2023/8712 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/460 E., 2023/1056 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/10634 E. , 2023/8712 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/460 E., 2023/1056 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Gaziantep 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2022 tarihli ve 2021/431 Esas, 2022/462 Karar sayılı kararı ile çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 23.05.2023 tarihli ve 2023/460 Esas, 2023/1056 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.08.2023 tarihli ve 9-2023/85702 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Dosya kapsamında hiçbir maddi delil bulunmadığına, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, beyanlar ve raporlar arasında çelişkiler olduğuna ve bu çelişkilerin giderilmediğine, savunma hakkının kısıtlandığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte suçun sarkıntılık kapsamında kalma ihtimalinin bulunduğu, gerekçede bu hususun değerlendirilmediği, kabul anlamına gelmemekle birlikte iddiaya konu dokunma eyleminin cinsel amaçla işlendiğinin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Mahkemece tüm dosya kapsamı dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda; sanığın mağdurenin halasının eşi olduğu, olay tarihinde mağdurenin babası ...'in bazı eşyalarını bağ evine götürmek istediğinde sanığın ona yardım etmek amacıyla kendisinin götürebileceğini söylediği, katılan ...'in bunu kabul etmesi sonrası, katılanın çocukları ... ile ... ...'ı da alarak bağ evine gittikleri, bağ evinde bulundukları süre içinde sanığın mağdureye "Havuzu yıkayalım mı" dediği, mağdurenin kabul etmesi sonrası ona "Külodunu çıkarman gerek" dediği ve mağdurenin külodunu çıkardığı ancak şortunun kaldığı, sanığın mağdureyi kucağına alarak elini şortunun içine sokup mağdurenin ön ve arka özel bölgelerine, göğüslerine dokunup okşadığı, cinsel organı ile mağdurenin bacak ve arka özel bölgesine sürtündüğü, daha sonra mağdureye çıplak şekilde saklambaç oynamayı teklif ettiği ve kısa bir süre bu şekilde mağdurenin çıplak kalmasını sağlayarak mağdureye yönelik istismar hareketini devam ettirdiği, son olarak ise mağdurenin külodunu giyinmek için tuvalete gittiğinde sanığın tuvalet kapısını açarak mağdureyi izlediği, sanığın mağdurenin göğsüne dokunma eylemlerini mağdurenin kardeşi tanık ....'nin gördüğü, aynı gün akşam eve döndükten sonra mağdurenin akşam yemeği sırasında masada babası ..., evin hizmetlisi ..., akrabaları .... ve sanığın kızı ...'nın bulunduğu sırada "Baba bugün eniştemin sapıklığı üzerindeydi..." şeklinde söylediği, katılan babanın olayı bu şekilde öğrendiği kabul edilen olayda çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği Mahkemece sabit görülmüştür. 2. Her ne kadar sanık aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı inkar etmiş ise de, mağdurenin aşamalarda alınan beyanlarında özetle, tarihini hatırlamadığı bir günde bu olayın olduğunu, olay tarihinde ikinci sınıfa gittiğini, mevsimin yaz olduğunu, köye gittiklerini, sanığın kendilerine "Havuzu yıkayalım mı" dediğini, kendisi ve kardeşinin de "Tamam" dediklerini, sanığın kendisine "Kilotunu çıkartman lazım ama" dediğini, kendisinin de lavaboya gidip kimse görmeden çıkardığını, lavabodayken sanığın kapıyı ittiğini ve suçu kardeşine attığını, "... kapıyı itti" dediğini, sonra tekrar açtığını kapıyı ama o zaman külotunu giymiş olduğunu, kardeşi ...'ın "Saklambaç oynayalım mı" dediğini, biraz oynadıktan sonra sanığın ebe olduğunu, biraz oynadıklarını, sonra sanığın kendisini kucağına aldığını, özel bölgesine dokunduğunu, özel bölgesine sıkma gibi dokunduğunu, bu olayın kısa sürdüğünü, ama ne kadar sürdüğünü hatırlamadığını, hem arka özel bölgesine hem ön özel bölgesine de dokunduğunu, sonra da eve döndüklerini, sanığın havuzu yıkarken pantolonunu çıkardığını ama üzerine başka birşey giydiğini, pantolonunu çıkarma işlemini kendilerinin yanında yapmadığını, giydiği kıyafetin orta kısmının delik olduğunu özel bölgesini gördüğünü, kendisini havaya kaldırdığında sanığın özel bölgesinin kendisinin dizine kadar değdiğini, "İndir" dediğini ama indirmediğini, sanığın hem arka özel bölgesine hem ön özel bölgesine dokunduğunda canının yandığını istikrarlı olarak beyan ettiği, tanık ....'nin aşamalarda alınan beyanlarının da mağdurenin aşamalarda alınan beyanları ile uyumlu olduğu, mağdure hakkında düzenlenen 02.02.2022 tarihli Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda mağdurenin gelişimsel bir probleminin olmadığı, iyi-kötü dokunuş ayrımını yapabildiği, yaşıyla uyumlu mental kapasiteye sahip olduğu, yaşadığını beyan ettiği olayı sağlıklı şekilde aktarabildiği, anlatımlarının beden diliyle uyumlu olduğu, görüşme süresince tutarlı bir duruş sergilediği, davaya konu olaya dair yeterli miktarda detay verdiği kanaatine varıldığının bildirildiği, 15.09.2021 tarihli Adli Görüşmeci Değerlendirme Raporunda mağdurenin gerek beden dili ve duruşu, gerekse vermiş olduğu beyan göz önünde bulundurulduğunda vermiş olduğu beyanın samimi olduğunun gözlemlendiği, ifadelerinde gerçekleri yansıttığının düşünüldüğünün bildirildiği, dosya kapsamında alınan katılan ve tanık beyanları uyarınca olayın aynı gün mağdurenin olayı babası olan katılana anlatması üzerine ortaya çıktığı anlaşılmakla, yaşanan olayların ortaya çıkış sürecinin doğal olduğu, taraflar arasında iftira atmasını gerektirir bir husumetin bulunmadığı, mağdurenin ve tanık ...'in yaşları bir arada değerlendirildiğinde mağdurenin ve tanığın yaşamamış oldukları bir olaya ilişkin olarak bu kadar ayrıntılı ve uyumlu beyanlarda bulunmamalarının mümkün olmadığı, tanık ve mağdurenin aşamalarda alınan ve maddi delillerle desteklenen istikrarlı beyanlarının hayatın olağan akışına ve dosya kapsamına daha uygun olduğu, sanığın aşamalarda alınan savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve üzerine atılı suçtan kurtulmaya yönelik olduğu Mahkemece değerlendirilerek, sanığın aşamalarda alınan savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Aşamalarda alınan sanık savunmaları ve katılan beyanları uyarınca katılan tarafından mağdurenin sanığın gözetimine bırakıldığı anlaşılmakla sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi gereğince artırım yapılmasına karar verildiği ve hukuki süreçte belirtildiği şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince "...İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Mağdurenin halasının eşi olup üçüncü derece kayın hısımı olan sanığın gerçekleştirdiği cinsel istismar eylemi nedeniyle hakkında TCK'nın 103/3-c maddesinin tatbiki gerekirken, şartları oluşmadığı halde aynı kanunun 103/3-d maddesinin uygulanması, sonuç ceza miktarı değişmediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Sanığa yükletilen 'Çocuğun Cinsel İstismarı' eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Eleştiri nedeni dışında cezanın kanuni bağlamda uygulandığı, Ancak; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1 maddesinin 'Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete yada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir' şeklindeki hükmü karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi, Yasaya aykırı ise de; bu aykırılık Dairemizce duruşma yapılmaksızın 5271 sayılı CMK'nun 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün olduğundan, CMK'nın 280/1-a ve 303/1-h maddeleri uyarınca, hükmün yargılama giderlerine ilişkin fıkradan önce gelmek üzere, 'Katılanlar yargılamada kendisini bir vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.400,00 TL maktu vekalet ücreti takdiri ile bu ücretin sanıktan alınarak Katılanlara verilmesine' şeklinde yeni fıkra eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükme yönelik katılanlar vekilleri ile sanık müdafisinin İSTİNAF BAŞVURULARININ DÜZELTİLEREK AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklindeki düzenleme nazara alındığında katılanlar vekilinin sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinin tatbikinin gerektiğine dair münhasır temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamış ve bu nedenle bozma isteyen Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, İlk Derece Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karara karşı temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçede açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 23.05.2023 tarihli ve 2023/460 Esas, 2023/1056 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla